Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2921
''Hayat yaşamaya değer değildir; boyun eğme ya da feragat hiç değildir.''

Bütün zihinleri, sözleri, davranışları, aktarılan her türlü bilgiyi ve duyguyu bir araya toplasak, birbirine bir yapboz parçası gibi oturan eş iki parça bulamazdık. 7 milyar insan, 7 milyar farklı düşünce, 7 milyar farklı duygu… Nihilizm tam da bu büyük ama kurak noktada tohumlarını ekiyor.

Her bilgi aldanmadır, ahlak değerleri yoktur, hiçbir şey var olmamıştır. Çünkü bunların hiçbirinde insanlar ortak bir paydada uzlaşamaz. Biri için var olan bir diğeri için hiç var olmamışsa, onu genel olarak var sayabilir miyiz? Bir şeyi var olmuş saysak bile, var olduğunu aktarmamız mümkün değildir. Sofistlere göre insanlar dil aracılığı ile iletişim kurar ve dil, kişinin düşüncelerini birebir aktarmak için güvenilir bir yol değildir. Bu sebepten herhangi bir konu üzerinde ortak bir anlamı var etmek imkansızdır. Başta gerçekçi gelmeyen ve fazla karamsar bir izlenim oluşturan görüşün derinine indiğimizde ciddi anlamda tutunacak bir gerçek bulmaya ihtiyacımız olacak.

Öncelikle kabataslak göz atalım. Nihilizm 19.yy’da Rusya’da ortaya çıkan bir felsefi akımdır. Savunanlara göre tabiri caizse dünya üzerinde bulunan her şey boştur ve hiçbir anlamı yoktur. Bütün düzene, doğrulara ve olgulara karşıdır. En önemli temsilcileri ise Friedrich Nietzsche, Jean Paul Sartre ve Neyzen Tevfik gibi isimlerdir.

İnsan, hareketlerini ve daha da önemlisi yaşamını bir nedene bağlamaya meyillidir. Yaşamak için bir sebep, onuru için bir sebep, tutunmak için bir sebep… Hayatını genelde bir sebebe bağlayarak yaşar. Bu nedenden olsa gerek nihilizmi kabul edebilmek, sindirebilmek ve bununla yaşayabilmek için kişinin üst insan seviyesine ulaşmış olması gerekir. Aksi takdirde kişi anlamsızlıkta kaybolacak, ruhsal bunalımlara adım atacak ve yaşamak için kendine bir sebep bulamayacaktır.

“Bütün değerlerin değerlerini yitirmiş olmaları ve bunun bilincine varılmış olması.”

Bu noktaya kadar bu şekilde baktığımızda nihilizm başlı başına olumsuz bir anlam taşıyor. İnancın bitmesi, değerlerin kaybolması, amaçsızlık, çürümek… Fakat bütün bu değerlerin yıkılması, aynı zamanda onların yeniden değerlendirilmesi ve belki de daha iyilerinin yerine konulması anlamına geliyor.

Nietzsche’ye göre en yüksek değerler, hatalı oldukları için zaman içinde kendi değerlerini düşürmüş ve insanları hiçliğe yöneltmiştir. Bu, batı kültürünün yazgısıdır. Çünkü 19. yüzyıldan itibaren çağ artık belirsizlikten oluşmaktadır. Zaaflar, zorluklar ve oluşan çöküntüler özellikle genç kesimi arafa mahkum etmiştir. Belli bir zamana kadar insanlar çareyi Tanrı’da arıyor ve belirsizliği böyle yok ediyorlardı. Fakat nihilizmin ani yükselişiyle bu ruhsal çöküntü beklenenin aksine bu durumu daha da zorlaştırdı.

Kesin olmayan her şey tehlikelidir, sakince düz bir çizgide yürürken gelip sana çelme takabilir. Bu bağlamda adı kuşku olan yolda çelmeyi beklemektense, çelmeyi yok saymak daha doğrudur. Nietzsche de aynı şekilde şöyle söyler: “Avrupa kültürümüzün tamamı” der, “… sanki bir felakete doğru gider gibi hareket etmektedir; tıpkı sona varmak isteyen, artık düşünmeyen bir ırmak gibi” 

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2921

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here