Fransız Devrimi ve Aydınlanma dönemine en büyük katkıları olan filozoflardan biri de tartışmasız Voltaire yani resmi adıyla François Marie Arouet’tir. Dönemin baskın dini düşüncelerine karşı mizahi bir dille eleştiri yapıp bununla ünlenmesinin yanında, felsefeye olan katkıları da onu dönemin en tanınan isimlerinden biri yapmaya yetmiştir. Voltaire’nin günümüze kadar hala etkili bir yazar olarak gelme sebeplerinden birisi de, özel hayatı için kullandığı edebi dildir.

Özel hayatında, tüm yaşadığı yıllar boyunca tartışmalı sayılacak üç ilişkiyi yaşamına sığdırmış; bu üç ilişki boyunca yazdığı mektuplarda kullandığı dil ve sevgisini aktarma şekli günümüze kadar ulaşmıştır. Felsefi metinlerinden ya da oyunlarından oldukça farklı bir dil barındıran Voltaire’nin mektuplarının çoğunun birbirinden farklı hikayeleri vardır.

Hollanda’nın Fransız elçisinin sekreterliğine atanan Voltaire, o dönem için yaşadığı yerde Pimpette’ye aşık olmuştur fakat dönemin koşullarında kabul gören bir ilişki olmadığı için Pimpette’nin annesi kral aracılığı ile bu ilişkiye son vermeye çalışmış, Voltaire bu olanlara karşılık şu mektubu göndermiştir:

“Burada, kralın emriyle hapisteyim fakat onlar yalnızca hayatımı alabilirler elimden, sana olan aşkımı ise asla. Evet, benim tapılası sevgilim, darağacında son nefesimi vermek pahasına dahi olsa bu akşam seni ziyaret edeceğim. […] Hayır, hiçbir şey ayıramaz seni benden. Bizim aşkımız erdem üstüne, onur üstüne kurulu, ömrümüz boyunca da devam edecek. Ayakkabıcıya araba hazırlamasını söyle –ama hayır, ona güvenmeni istemiyorum. Saat 4’te hazır ol, seni caddenin köşesinde bekliyor olacağım. Hoşçakal, senin için göze alamayacağım hiçbir şey yok, çok daha fazlasını hak ediyorsun. Hoşçakal, sevgilim.”

Araya politik engeller konulmasına karşın, ilişki tahminlerden daha uzun bir süre boyunca; birkaç yıl devam etti. Zamanla mektuplarına cevap alamayan Voltaire, Pimpette’ye acısını aktarmak için şunları yazmıştır:

“Sevgilim Pimpette: Senden mektup gelmedikçe, gönderdiklerimin sana ulaşmadığına inandırıyorum kendimi. Çünkü senin benim üzerimde bunca etkin varken, beni umursamıyor olma fikrine dahi katlanamıyorum. Seni kesinlikle sonsuza dek seveceğim, senin de beni hala sevdiğine kendimi ikna etmeye çalışıyorum…” (1715, Şubat)

Bu mektuptan tam 11 yıl sonra, Voltaire bir soylu ile tartıştığı için Fransa’dan İngiltere’ye sürgün edilmiştir. Orada yaşadığı dönem boyunca, İngiltere’nin siyasi modelinden etkilenen Voltaire, bu sistemi yakından inceleyip Fransa’ya döndüğünde İngiltere’nin sistemini yüceltecek yazılar yazmış, bunun üzerine tekrardan ağır eleştiriler almıştır. Artan eleştiriler sebebiyle tekrar tutuklanma riskine karşın, Emilie du Chatelet’i kocasının şatosunda rehin almıştır. Bu adımı ile Chatelet ile bir ilişkiye adım atmıştır. Voltaire’nin mektuplarının büyük bir kısmı, kendisinden 12 yaş küçük bir anne olan Emilie du Chatelet içindir. Bu aşk tam 16 sene sürmüştür.

“Benim pencereler koyduğum yerlere o kapılar koyuyor: merdivenleri şömineyle, şömineleri merdivenlerle değiştiriyor. Benim karaağaç doldurduğum tarlalarda o limon yetiştiriyor: sebze arsalarımı ise çiçeklerle donattı. Evde, iyi bir peri gibi hallediyor işleri. Paçavraları dünyanın en güzel kırkyamaları haline getirdi: dört duvardan ibaret Cirey’den güzellik yaratmanın yolunu buldu.”

Chatelet’in vefatı, Voltaire’nin mektup yazmasını durdurmamıştır.

“Diğerlerinin tek derdi pırlanta ve dans iken o, Virgil’i çeviren bir kadın, Newton’u çevirip, sohbet edercesine bir havada sadeleştiren bir kadındı; o öyle bir kadındı ki, kimsenin ardından kötü sözler etmez, asla yalan söylemezdi. Benim cesur dostum, mükemmel insan. Böyle bir insan söz konusuyken kimse engelleyemez benim sonsuz yasımı.”

Voltaire’nin en skandal ilişkisi olan yeğeni Marie Louise Mignot ile yaşadığı aşk bile Chatelet’in üzüntüsünü geçirmemiş, hatta kimi zaman yeğenine yazdığı mektuplarda bunu belirtmiştir:

“Canım, çok yakın zamanda 20 yıllık bir dostumu kaybettim. Madam Du Chatelet’in uzun süre boyunca benim için yanlızca bir kadından fazlası olduğunu biliyorsun ve benim bu kederimi senin de hissettiğine eminim. Onun ölümünü görmek, hem de bu şartlarda! Hem de böyle bir sebepten! Dehşet verici!”

Voltaire hayatı boyunca 10.000’den fazla mektup yazmıştır. Geçen tüm yıllara rağmen kullandığı dil ve iç dünyasını aktarmadaki başarısı sebebiyle hala okunan Voltaire’nin mektupları; sıradan bir el yazmasından çok daha fazlası, bir filozofun iç dünyasıdır.

Kaynaklar: 1 2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here