Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
62

Sinema tarihinde çok sayıda başyapıt niteliğinde film mevcut. The Godfather, Gone with the Wind, Casablanca ve daha niceleri… Bu filmler ilk defa izleyici karşısına çıktıklarından beri başyapıt olarak anılmaktalar. Üstelik filmlerin gişe hasılatları ve eleştirileri de bunu kanıtlar nitelikte. Ancak bazı filmler var ki ilk gösterimlerinde pek beğenilmeseler de zaman geçtikçe kendi hayran kitlelerine sahip oluyorlar. Bu tarz filmlerin gişedeki başarısızlıklarına rağmen zaman içerisinde değerleri artıyor.

Kült film terimi de sınırlı bir hayran kitlesine sahip, sinemaya yenilik getiren, özgün, farklı filmler için kullanılıyor. Sinemalarda boy gösterdikleri dönemdeki diğer filmlerden bir şekilde kendini sıyırmayı başaran bu tarz filmler, zaman geçtikçe herkes tarafından popüler olmaktan çok, daha küçük bir kitleye hitap eder hale geliyorlar. Popüler olan filmlerin gişe bazında gerisinde kalsalar da kendilerine izleyici bulmayı başarıyorlar.

Günümüzde ise kült film tanımı daha geniş uçlu olarak kullanılıyor. Birçok ödül toplamış büyük prodüksiyonlar da kült film tanımı dahilinde gösterilebiliyor. Örneğin; Star Wars, Harry Potter, The Lord of the Rings gibi uyarlama seriler de kült film olarak kabul edilebiliyor. Bu o kadar da yanlış bir şey değil. Çünkü bu filmlerin de kült film tanımına uyan yanları mevcut. Ancak tek sorun bu tarz filmlerin popülaritelerinin kült sınıfına girmek için biraz üst seviyede bulunması.

Her ne kadar kült film tanımı zaman içerisinde daha ucu açık hale gelse de bazı kült yapımlar, zaman geçtikçe kendi kitlelerini oluşturmaya devam ediyor. Bir açıdan özel olarak nitelendirilen bu filmler varlıklarını sürdürdükçe filmlere sadık kalan hayranların sayısı da artıyor.

Kült Filmlerin Geçmişi

Geçmişe bakıldığında bu tarz kült filmlerin popülaritelerini artırmaları oldukça zordu. Çünkü klasik Hollywood döneminde sinemalar haricinde izleyicilerle buluşabilen film sayısı azdı. Sinemalarda gösterilen filmlerden çok az bir miktarı televizyonlarda ya da başka medya araçlarında yayınlanmaları için dağıtılıyordu. Bu da filmlerin gösterimden kalksalar bile izleyicilerle buluşma oranlarını büyük ölçüde düşürüyordu. Nitekim bazı filmler genelin aksine hala izleyici kazanmaya devam ediyordu. Ünlü medya şirketi MGM’nin 1932 yapımı Freaks gibi korku filmleri gece gösterimleri sayesinde hala izleyicilerle buluşuyordu.

Yıllar geçtikçe televizyonun popüler olmasıyla beraber bu tarz filmlerin sayısı arttı. Bazı televizyon şirketleri gece gösterimlerinde korku ve gerilim filmlerini yayınlamaya başladı. Bunun sebebi bu tarz eski filmleri ekranlara getirmenin oldukça ucuz olmasıydı. Üstelik izleniyordu. Ayrıca tuhaf ve korkunç olmalarına rağmen Maila Nurmi’nin Vampira ve John Zacherle’nin Zacherley karakterleri bu tarz gece yarısı yapımların popülaritelerinin artmasına büyük ölçüde yardımcı oldu.

1970’lerin başına gelindiğinde ise bazı büyük şehirlerdeki sinemalar, gece yarısı gösterimleri düzenlemeye başladı. Bu gösterimlerde sergilenen yeraltı filmleri oldukça rağbet gördü. Bu sebeple bu tarz gösterimler aylarca hatta yıllarca sürdü. New York’un ünlü Elgin Sineması’nda gösterilen El Topo, Pink Flamingos ve The Harder They Come gibi filmler, pek çok kez gece yarısı gösterimlerinde izleyiciyle buluştu. Bu tarz filmlerin uzun yıllardır gece yarısı gösterimlerinde yer almaları kendi kitlelerini oluşturmalarında büyük ölçüde etkili oldu. Öyle ki bu tarz filmlerin hayran kitleleri zaman geçtikçe artmaya devam ediyor. Tıpkı gece yarısı filmlerinin en önemlileri arasında gösterilen The Rocky Horror Picture Show gibi…

Zaman ilerledikçe gece yarısı filmlerinin popülerliği ev medyasının gelişmesiyle beraber azaldı. Nitekim bu durum kült filmler için geçerli olmadı. Ev medyasının gelişmesi kült film izleyicilerinin heyecanlarını azaltmadı. Aksine bu durum zamanında hak ettiği değeri görmeyen filmleri tekrar gündeme getirdi. İlk yayınlandıkları dönemde pek beğenilmeyen filmler, adeta yeni bir başlangıca imza attı.

Nasıl Olmalı Bu Kült Filmler?

Tema olarak bilimkurgudan fantasik maceraya kadar geniş bir skalaya sahip bu tarz kült filmlerin belli başlı bazı temel özellikleri mevcut. Bu temel özellikleri kült film tanımı dahiline giren filmlerin karakteristikleri olarak kabul edilir.

İlk olarak kült filmler için en genel olan özellik, genel izleyici kitlesince ya da gişelerde popüler olmamalarıdır. En azından ilk yayınlandıkları dönem dahilinde… Kelime olarak bakıldığında da kült terimi İngilizce “cult” kelimesinden gelir. Bu kelime Türkçe’de tarikat anlamı taşımaktadır. Bilindiği üzere tarikatlar, az sayıda fakat sadık üyelerden oluşmaktadır.

Çoğu durumda kült filmler, ilk başlarda sınırlı sayıda düşük bütçeli filmler olarak kabul edilir. Aynı zamanda büyük bütçeli fakat gişede pek başarılı olmayan bazı filmler de kült filmler kategorisine dahil edilir. Bu tarz filmler zaman geçtikçe farklı yayın organlarından izleyiciyle buluşabilir. Böylece filmlerin kendilerine özgü hayran kitleleri oluşur. Bu şekilde popülerliği artan kült filmler, başlangıçta görmedikleri değeri zaman içerisinde kazanmaya başlarlar.

Tıpkı küçük kitlelerce başarılı olarak kabul edildiğinden sevilen kült filmler olduğu gibi kötü oldukları için sevilen kült filmler de mevcut. Reefer Madness, Plan 9 from Outer Space ve The Room gibi filmler genel kesimce kötü olarak kabul edilir. Ancak bu tarz filmleri beğenen izleyiciler de yok değil. Üstelik beğenilme sebepleri de bu tarz filmlerin kötü olmaları… Ayrıca bu üç film, popüler gece yarısı filmlerinden gülünç kötü filmlerin örnekleri arasında yer alır.

Düşük bütçeli ve zayıf üretim kalitesine sahip bazı kült filmler de bu özelliklerine rağmen yüksek popülariteye sahip. Troma Entartainment adlı şirketin bu tarz kült klasiği olarak kabul edilen filmi mevcut. Şirketin en ünlü filmi ise 1984 yapımı The Toxic Avenger filmi. Seks komedisi ve korku türüne odaklanan bu film, yayınlandıktan sonraki dönemlerde başarısı artırarak kült klasikleri arasında yer aldı.

Öte yandan The Evil Dead ve Night of the Living Dead gibi bazı efsanevi kült filmler de yayınlandıkları dönemde hak ettikleri değeri göremeseler de daha sonraki zamanlarda oldukça popüler hale geldiler. Bu iki film zaman geçtikçe o kadar çok izleyici tarafından beğenildi ki filmlerin kült özellikleri bu sebeple tartışmalı hale geldi.

Bazı kült yapımlar da yeraltı doğaları sebebiyle oldukça yüksek popülerliğe ulaştı. The Boondock Saints gibi yoğun şiddet içeren filmler sinemalarda pek rağbet görmeseler de satılan DVD’ler sayesinde hiç de düşük olmayan bir popülerliğe ulaştı. Aynı şekilde The Rocky Horror Picture Show gibi cinsel tabuları yıkan filmler de eleştirmenlerce rahatsız edici olarak nitelendirilirken kendi hayran kitlelerine sahip oldu. Bu konuya örnek olarak Amerika sinemalarında çeşitli sebeplerle gösterilmeyen bazı Avrupa ve Asya korku filmleri DVD’ler sayesinde izleyicileri ile buluştu. Sinemalardaki sınırlı gösterimleri ya da hiç gösterilmemeleri bu tarz filmleri nadir bilinen filmler olarak nitelendirdi ve bu durum izleyicilerde bir gurur kaynağı olarak kabul gördü.

Kült filmlerin popülerliğinin artmasına bir başka örnek ise The Big Lebowski filmi. Kült filmlerin en uç örneklerinden kabul edilen film, gişelerdeki hayal kırıklığına rağmen oldukça popüler. Öyle ki film sayesinde “Dudeism” olarak adlandırılan bir dini kutlayan pek çok hayran her yıl düzenlenen Lebowski Şenliği’nde bir araya gelmekte.

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
62

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here