Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
21

Bir Kanada yapımı olan dizi, 2013 – 2017 yılları arasında yayınlanan beş sezonunun ardından sevenlerine veda etti. Son dönemlerin en iyi bilim kurgularından biri olan Orphan Black, ne yazık ki hak ettiği ilgiyi göremeyenlerden.

Oldukça ilgi çeken bir konusu ve kendisini izlettiren bir olay örgüsü var dizinin. Koruyucu bir aile tarafından yetiştirilmiş olan Sarah, şehir değiştirmek isterken istasyonda, kendisine tıpatıp benzeyen Beth‘in intiharına tanık olur. Onun yerine geçmeye karar veren Sarah, hiç tahmin etmediği bir durumla karşılaşır. Kendisine tıpatıp benzeyen tek kişi Beth değildir. Bir klon projesinin ürünü olduklarını farkeden “kız kardeşler” gün geçtikçe aralarındaki sevgi bağını güçlendirip bir aileye evrilirler ve biz de onların önceleri, içinde bulundukları bu akıl almaz projeyi çözmek için verdikleri, sonra ise ortak düşmanlarına karşı verdikleri mücadeleyi, onları var eden Project Leda‘ya karşı “Biz sizin oyuncağınız değiliz.” deyişlerini izleriz.

Bu kadınların mücadelesinin temelinde bu cümle yatıyor aslında. Duyguları, özel hayatları, kendilerine ait yaşamları olan bu kadınlar, bir deneyin ürünü gibi, bir projenin aracı gibi hayatlarını devam ettirmek istemiyorlar. Normal bir hayata kavuşabilmek, izlenmemek, bir deneyin objesi olarak var olmamak arzusundalar. Dünyanın farklı yerlerinde 10’dan fazla klonları bulunurken ne kadar “normal” bir hayatları olabilirse tabii.

Orphan Black’in anlattığı hikaye, izleyiciyi bu karanlık fikir üzerinde düşünmeye itiyor. Bir deneyin ürünü olmak nasıl hissettirir? Var oluşunuzun sebebi bir projeyse eğer, siz “siz” olmaktan çıkar mısınız? Sizi bu karmaşanın ortasına atan insanlar hayatınızı mahvedenler midir, yoksa sizi var edenler mi? Peki ya kişiliğinizle ve hayatınızla kendinizi kabul ettiğiniz noktada bu deneyin yüklerini taşıyor olmak nasıl duygular doğurur içinizde?

Dizi boyu çok fazla klonla karşılaşsak da ana dörtlümüzün Sarah, Cosima, Allison ve Helena olduğunu söyleyebiliriz. Klonlarımız görsel olarak tıpatıp benziyorlar benzemesine ama karakter olarak çok farklılar. Farklı yetiştirilme tarzları, aksanları, değerleri ve yetenekleri var.

Hikayemizin başlamasını sağlayan Sarah, hayatını düzene sokmakta zorlanan bir kadın. Oldukça güçlü, savaşçı ruhlu, grubun cesur ve iş bitirici tarafı. Fanların favorisi olan Helena, Ukrayna’da dinci bir tarikat tarafından büyütülmüş, tuhaf alışkanlıkları ve biraz korkutucu bir tarafı olsa da özünde sımsıcak bir kalbe sahip. Özellikle sestraolarak nitelendirdiği kız kardeşlerine derin bir sevgiyle bağlı. Grubun beyni Cosima ise çok zeki bir bilim insanı ve bir araştırmacı; işin bilimsel tarafında en ağır yük onun omuzlarında. Bir ev kadını olan Allison ise mükemmeliyetçi bir anne. Dışardan mükemmel görünen hayatı ve sevgi dolu kocasıyla ilişkisinin perde arkasında ise oldukça karanlık olaylar yaşıyor.

İşte bir proje sonucu ortaya çıkan, hepsi birbirinden güçlü bu kadınlar, akıl almaz olaylar içinde kendilerini ve birbirlerini koruma güdüsüyle hareket ediyorlar.

Peki bir diziyi mükemmele ulaştırmak için ne gerekir? İyi bir senaryo, güzel bir kurgu, başarılı oyunculuklar. Orphan Black hem senaryosuyla hem kurgusuyla sizi içine alsa da, diziyi bu denli başarılı kılan başlıca etken kesinlikle Tatiana Maslany ve inanılmaz oyunculuğu. Hiçbir dizide, performansına bu denli hayran kaldığım ve ağzım açık izlediğim bir oyunculuğa rastlamamıştım.

Maslany’nin olağanüstü yeteneğinin yanı sıra, bu konuda dizinin sunduğu imkanların da hakkını vermek gerek. Birden fazla kişiyi canlandırma alanı, iyi bir aktörün kendini gösterebilmesi için büyük bir fırsat olmalı. Bu dizinin tam 11 karakteri kendisi tarafından canlandırılıyor. Yetenekli oyuncu, her bir karakter için bir playlist hazırladığını ve role girerken bu playlistlerin de yardımını aldığını söylüyor.

İzlediğim her sahnede, bu oyunculuk yeteneğinden etkilenmeme rağmen benim için en öne çıkan anlar, karakterlerin birbirlerinin yerine geçip taklit ettiği sahneler oldu. Yazarak bu olayı anlatmam zor olsa da, Allison’ın kıyafet ve makyajı içinde Sarah’yı görmek ve bu durumu izleyici olarak fark edebilmek ayrıca bunların hepsinin tek bir kişi tarafından yapılıyor olması beni inanılmaz şaşırtmış ve hayranlığımı epey arttırmıştı.

Tatiana Maslany bu zor işin altından öyle bir kalktı ki, onun yaptığını yapabilecek kaç oyuncu vardır, bir dizide oyunculuk yeteneği daha ne kadar kullanılabilir inanın bilemiyorum. Diziyle ilgili izlediğim her panelde, casta ait gördüğüm her fotoğrafta mutlaka birkaç saniyeliğine neden tüm oyuncuların orada olmadığını sorgularken buluyorum kendimi. Sadece bu durum bile Maslany’nin başardıklarıyla ilgili bir fikir verebilir.

Tatiana Maslany’nin bu roller için aldığı, biri Emmy olmak üzere altı ödül bulunuyor. Hepsini bileğinin hakkıyla aldığı, daha da fazlasını hak ettiği konusunda diziyi izleyen herkes hemfikir olacaktır zaten.

Yazının Orphan Black incelemesi olma amacını aşıp bir Tatiana Maslany övme seansına dönüştüğünü farkındayım ama diziyi sırtlayan kadından ve inanılmaz yeteneğinden yalnızca şöyle bir bahsedip geçmek büyük haksızlık olurdu.

Sözün özü, harika oyunculuklar ve ilgi çekici bir senaryo eşliğinde keyifli, heyecanlı bir bilim kurgu izlemek istiyorsanız Orphan Black’e mutlaka şans vermelisiniz. Eminim bu güçlü kadınların hikayesi sizi de içine çekecek.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
21

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here