“İnsanlığın bildiği bu boyutun ötesinde, beşinci bir boyut daha vardır. Uzay kadar geniş ve sonsuzluk kadar zamansız bir boyuttur bu. Işıkla gölgenin; bilimle batıl inancın kesişme noktasıdır ve insanın korkularının dipsiz kuyusuyla, bilgisinin zirvesinin arasında bulunur. Hayal gücünün hüküm sürdüğü bir boyut ve şu şekilde anılan bir bölgedir: Alacakaranlık Kuşağı.”

Rod Serling’in korkutucu ses tonuyla sunduğu, her bölümünde bambaşka bir hikaye anlatan The Twilight Zone, 1958 yılında çıkmış. Tüm dünyada bir nesli çok etkileyen bu dizi, ülkemizde de bir ara yayımlanmış. Ben o nesilden değildim fakat aileme sorduğumda “Hiç bölüm kaçırmazdık, çok etkilerdi bizi.” demişlerdi. Ben de yıllardır hep ismini duyardım fakat bir türlü başlayamamıştım. Bir gün internette bu dizinin Time Enough at Last isimli bölümüne denk geldim ve izlemeye başladım. Bölümde banka memuru olan ve gözleri okumaktan bozulduğu için kocaman gözlük takan bir adam vardı. Bu adam her zaman kitap okumak istiyordu fakat patronu ve eşi kitap okumasını yasaklamıştı. Evde ve işte kitap okuyamayan adam bir gün bankadaki kasalardan birine girdi ve gizlice kitap okumaya başladı. Kitabını okurken şiddetli bir sarsıntı meydana geldi, adam dışarı çıktığında her yerin yıkılmış ve herkesin ölmüş olduğunu gördü. Herkesin öldüğü bu dünyada yaşamak istemeyen adam eline silahını aldı ve tam intihar edecekken kütüphane tabelasını gördü. Yaşama sevinciyle dolan adam artık sonsuza kadar kitap okuyabileceğini anladı ve kitaplara bakmaya başladı. Tam ilk kitabını okumaya başlayacakken tökezledi, yere düştü ve gözlüğü kırıldı. Adamın isyanıyla birlikte bölüm sona verdi. Ben aşırı etkilenmiştim. Bu bölümden sonra diziye başladım, her bölümü en az Time Enough at Last kadar etkileyiciydi, The Twilight Zone mükemmeldi ve ben izlemeyi bırakamadım.

The Twilight Zone 5 sezondan oluşan ve her bölümü 25 dakika olan bir dizi. Her bölümünde başka bir olay ve farklı karakterler anlatılıyor. Genellikle ölüm, açgözlülük, yalnızlık, kibir, aşk vs. gibi insani temaları, fantastik veya bilim-kurgu öğeleriyle işliyor. Günümüzde Black Mirror, tamamen The Twilight Zone’dan esinlenerek yapılmış. İki dizi de neredeyse aynı fakat kalite bakımından dağlar kadar fark var. The Twilight Zone’da yaşanan olaylar inanılmaz etkileyici. Bu etkileyicilikteki en büyük faktör de olayların gerçekçi bir şekilde aktarılması. Hikayeler ve hikayelerin anlatımı 25 dakikaya çok güzel bir şekilde sığdırılmış ve derinlemesine sunulmuş. Her bölümde farklı oyuncular da olsa oyuncular özenle seçilmiş. Bölümlerde kullanılan müzikler de hikayeye en iyi şekilde destek vererek izleyiciyi bölümün içine çekmek amaçlanmış.

“Başka bir boyuta geçiyorsunuz, yalnızca görme ve duyma değil, zihinlere uygun bir boyut. Sınırları hayal gücü olan harika bir ülkeye yolculuk; Alacakaranlık Bölgesine giriyorsunuz.”

The Twilight Zone o kadar özgün ve iyi hikayeler anlatıyor ki bu diziden sonra filmler ve diziler o hikayelerden bol bol esinlenmişler. (Truman Show, Westworld, Toy Story, The Sixth Sense vs.) Dizi, gündelik hayattan olayların içine bilim kurgu yerleştirerek anlatıyor derdini. Bilim kurgu kullanmayı da o kadar sade ve gerçekçi yapıyor ki etkilenmemek mümkün değil. Özel efekt kullanımı çok az.

"Bu kapıyı hayal gücünün anahtarı ile açıyorsun.
Bunun ötesinde başka bir boyut var; sesin, görmenin ve zihnin boyutu.
Hem gölgenin hem maddenin; şeylerin ve fikirlerin ülkesine doğru ilerliyorsun.
Alacakaranlık Bölgesine daha yeni geçtin."

Dizinin en etkileyici tarafı da gerginlik dozunun hep yüksek olması. Bir bölümde anlatılan hikaye normal olsa bile müzikler, oyunculuklar ve kamera çekimleri izleyeni geriyor. Bölüm boyunca ekrandan ayrılamıyorsunuz ve 25 dakikanın sonunda “Ee bitti mi?” diyorsunuz. Anlatılan şeyler beyninizi yorsa da müthiş kafa açıyor. Bölümlerdeki karakterleri düşünüp “Acaba ben ne yapardım?” diye düşünüyorsunuz. Dizi hem hayal gücünü geliştiriyor hem de empati duygusunu. The Twilight Zone izlemediyseniz şiddetle öneririm. Bu dizi hakkında belki de söylenecek daha çok şey vardır fakat bırakın Rod Serling anlatsın size bunları.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here