Ayasofya, ihtişamı ve büyüklüğü ile kapılarını açtığı ziyaretçilerini rahatlıkla ağırlayabilen, o kalabalığın yoğunluğunu kesinlikle size hissettirmeyen bir müze. Ancak her adımı sürprizlere gebe olan bu müzenin içerisinde kalabalığın en yoğun hissedildiği, hatta çoğu zaman bir sıranın oluştuğunu görebileceğiniz bir alan mevcut: Terleyen Sütun. 6. yüzyıldan beri tüm ihtişamı ile İstanbul’un en büyük simgelerinden biri olan Ayasofya içerisinde bu sütunun öznesi olduğu efsaneler de neredeyse yapı kadar eskiye dayanmakta.

Ayasofya’nın son halini inşa ettiren Bizans İmparatoru I. Jüstinyen

Ayasofya’nın kuzeybatı yönünde kalan bir sütün aslında Terleyen Sütun. Mimari açıdan diğer sütunlara göre bir farkı bulunmamakta, tabii orta kısmında, boy hizasında bulunan bir delik dışında. İşte bu delik üzerinden sütun tarihi boyunca pek çok efsaneye konu olmuş. Efsanelerin temelinde de elbette şifa ve dileklerin kabul olması yer almakta. Aslında durum pek çok halk inanışından farklı değil bu yönüyle. Tarihsel olarak takip ettiğimizde ise anlatının temeli Bizans İmparatoru I. Jüstinyen’e, yani bizzat Ayasofya’nın bugün gördüğümüz son halini inşa ettiren kişiye dayanmakta. Ayasofya’nın inşaatı esnasında inşaatı seyreden imparatora bu sütunun içerisinden bir meleğin gözüküp, Ayasofya’yı bir an evvel tamamlaması gerektiğinin söylenmesi mevzubahis sütuna dair ilk efsaneler arasında.

Bir başka efsaneye göre İmparator Jüstinyen, çok sancılı bir baş ağrısı çekmekte iken bu sütuna yaslanır ve bunun hemen ardından da baş ağrısı kesilir. Bu ani iyileşmenin de kerameti sütunun kendisine bağlanınca, halk arasında ‘şifa verme’ özelliği ile nam salar Terleyen Sütun. İsminin kaynağı olan rutubetli ortamı sebebiyle, Terleyen Sütun’un nemli yapısına ayrıca Konstantinopolis’in koruyucusu olan Hz. Meryem’in gözyaşlarının sebep olduğu da söylenegelmiştir.

Terleyen Sütun (Dilek Sütunu), Ayasofya’nın kuzeybatı kısmında

1453 yılında İstanbul’un Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilmesinin ardından bu sütun hakkındaki efsaneler bitmemiş, hatta aksine artmış denebilir. Öncelikli olarak İstanbul’un fethedildiği gün kılınacak olan ilk namaz esnasında; yeni camileştirilmiş kilisenin kıbleye dönük olmaması gibi bir sorun ortaya çıkmış. Rivayete göre tam da bu esnada Hızır tarafından Ayasofya, bu sütunundan tutulup kıbleye doğru çevrilince hem Ayasofya kıbleye dönmüş, hem de Terleyen Sütun bir kez daha yapı içindeki önemini perçinlemiş. Zaman içerisinde ise dileklerin kabul edildiğine inanılan bir yer haline geliyor Terleyen Sütun. Bu nedenle direğin bir diğer adı da Dilek Sütunu.

Türk dünyasının belki de en meşhur gezgini olan Evliya Çelebi de sütun hakkında birkaç bilgi bırakmış bizlere. Evliya’nın aktarımına göre Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden hemen sonra Ayasofya’ya geliyor ve tam da bu sütunun önünde nur yüzlü bir suretle karşılaşıyor. Yanındaki ulema takımı ise sultana bu gördüğü kişinin Vedud Sultan isimli mühim bir şahsiyet olduğunu ve İstanbul’u böyle insanlar sayesinde fethedebildiklerini söylüyorlar. Hikayenin devamında ise Vedud Sultan’a yaraşır bir cenaze töreninin ardından, mucizevi bir şekilde yakınında durduğu Eyüp Sultan’ın kabrine, Eyüp Sultan Camii’ne çok yakın bir yere defnediliyor. Yani fetihten iki yüzyıl sonra Dilek Sütunu üzerinde gelişen efsanelerin çok daha komplike bir hale geldiğini söylemek mümkün.

Dileği kabul olmak üzere olan bir ziyaretçi

Günümüzde ise Terleyen Sütun’un üzerindeki oyuğa başparmağını yerleştirip, bir tam tur döndürmeyi başaranın dileğinin gerçekleşeceğine dair bir inanç yaygın. İşte bu sebeple, inanıp inanmaktan bağımsız, yerli-yabancı pek çok turist Ayasofya’daki bu sütunun önünde sıraya girip şanslarını deniyorlar. Her ne kadar neredeyse tamamı bu bin yılı aşkın efsanelere konu olan sütunun gerisinde yatan ve birbirine benzeyen sayısız hikayeden habersiz olsa da, yine de geleneğin bir şekilde devamı gereğince; gerek inanarak, gerek eğlence amaçlı gerekse de arkadaş ısrarı gibi sebeplerle Terleyen Sütun’u, efsanelerini ve sütunun önemini devam ettiriyorlar.

Kaynak: 12

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here