Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

Yirminci yüzyılın en büyük edebi başarılarından biri olarak kabul edilen Deniz Feneri, modernist edebiyatın öncü yapıtlarından biri olmakla birlikle karakterlerinin bilinç altını ve içsel yolculuklarını kusursuz bir şekilde anlatan eşsiz bir bilinç akışı tekniğine sahiptir. Bir aile tatilinin izlenimci betimlemesi olarak ele alınabilecek olan roman evlilik, ebeveynlik, çocukluk, ölüm, keder, zulüm, ve acı hakkında okuru bir iç hesaplaşmaya sevk eder. Bu psikolojik içe bakışla ele alınan bellek, anılar ve sürekli değişen bakış açıları romana şiirsel ve samimi bir öz verir. Virgina Woolf, 1927’de yayımlanan Deniz Feneri ile Victoria ve Edward dönemi edebi geleneğini reddederken yitik zamanlara ve aile yaşamına dönemin çok ötesinde bir ağıt yakar. Virginia Woolf’un eşsiz anlatımıyla, Ramsay ailesinin hikayesine tanık olduğumuz Deniz Feneri’nden hafızalarımıza kazınan 7 alıntıyı sizler için derledik.

1-İnsan nasıl olup da birini yargılayabiliyor, onlar hakkındaki düşüncelere nasıl varıyordu? İnsan bütün duygularını üst üste koyduğunda karşısındakini sevdiği veya sevmediği sonucuna nasıl varıyordu? Hepsinin ötesinde bu iki kelimeye ne gibi anlamlar yüklüyordu?

2-Hiç kimse daha üzgün görünemezdi. Güneş ışığından derinlere doğru inen bir kuyunun ortasında bir yerlerde, karanlığın içinde acı ve koyu bir gözyaşı belirdi belki de; gözyaşı aktı. Sular bir o yana bir bu yana çarptı, bu gözyaşını yuttu ve duruldu. Hiç kimse daha üzgün görünemezdi.

3- Ölmek üzere olan bir kahramanın, acaba arkamdan neler diyecekler diye düşünmeye izni var mıydı?

4-Eğer Shakespeare olmasaydı, diye sordu, dünya bugünkünden çok farklı olur muydu? Uygarlık, gelişimini büyük adamların varlığına mı borçlu?

5- Aşkın ve maharetin malumu olan hangi hünerdi ki o, insan ona dokunup da o gizli odalara dalabilsin?

6- Ama sonuç olarak bir gece nedir ki? Hele de karanlık bu kadar erken çöktüğünde, kuşlar, horozlar bu kadar çabuk öttüğünde veya bir dalganın kovuğunda dönen bir yaprak gibi, soluk yeşil beliriverdiğinde, kısacık bir aralıktır aslında. Yine de, gece alır gecenin yerini.

7-Çünkü pişmanlıklarımız ancak kısacık bir bakışı; çektiklerimiz ise ancak ufacık bir soluklanmayı hak eder.

Kaynak: WOOLF Virginia, Deniz Feneri, Aylak Adam Yayınları, 2017

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here