Geçmişten günümüze ustalıkla gelen aktör Hugo Weaving tüm sinema severlerin listesinde yer aldığı gibi geeklerin de listesinde mutlaka yer alıyordur diye düşünüyoruz. Zira kendisini neredeyse başımızı çevirdiğimiz her fantastik seride görebilmek mümkün. Her rolü ile bizleri farklı diyarlara götüren bu muhteşem aktörün hayatından bahsetmek bize düşmez. Bu yazımızda sizi Weavingin canlandırdığı o unutulmaz karakterlerden dördü ile tanıştıracağız. Eğer bu filmleri izlemediyseniz, sizlere tavsiyemiz koltuktan kalmanız ve bilgisayarınızın başına geçip derhal bunları izlemeniz. Bu arada fark etmediyseniz söylemeyi unutmayalım, yazımız SPOILER içerir.

1. Matrix – Ajan Smith

Serinin ilk filmi 1999 yılında gösterime girmesiyle birlikte unutulmazlar arasında yerini aldı desek yanlış olmaz. Bu filmde Weaving’i, ana karakterin yani seçilmiş kişinin ezeli düşmanı olan Ajan Smith olarak görmekteyiz.

Sinema tarihinin belki de en karizmatik kötü karakterlerinden biridir kendisi. Gerek konuşması, gerek vurguları, gerekse hali tavrıyla saygıyı hak eder. Keskin bir diksiyon ile konuşan, takım elbisesi her daim ütülü, gözlüğünün camları temiz bir ajan. İnsanın kanını donduran gülüşü, kendinden emin tavırları, asla yılmayan karakteri ve bir insanın soy adını bile aşağılayıcı bir şeymiş gibi sunabilen tonlaması (izleyenler şu anda kafalarından “Bay Anderson” diyor) ile insanı tedirgin edici bir düşman kendisi.

Kanımızca Matrix film serisinin bu kadar efsaneleşmesinde Weaving’in performansının etkisi büyüktür.

Spoiler vermeden rolünden bahsetmek gerekirse birazcık, Smith, Matrix’te var olan yapay zekalı programlardan birdir. Anormallikleri düzeltmek üzere çalışan bir bilgisayar programı iken ilk filmin sonunda bozulup serinin diğer filmlerinde boy gösteren bir virüs halini almıştır ve böylece tek amacı, Neo’yu öldürerek Matrix sisteminin yeniden başlamasını sağlamak ve bunu yaparken de sistemi klonlarıyla temelli çökerterek Matrix’i yok etmek ve bu sayede de Matrix’ten kurtulmaktır.

Smith, tıpkı bir bilgisayar virüsü gibi çoğalıyor, bulaşıyor ve bozuyor.

  • Şimdi sizi Ajan Smith’in en meşhur repliklerinden biri ile baş başa bırakıyoruz:

“Neden, Bay Anderson neden? Neden, neden, neden? Bunu neden yapıyorsun? Niye? Ayağa kalkmak niye? Kavga etmek niye? İnandığın şeyler için kavga ettiğini mi sanıyorsun? Sağ kalmadan öte bir şeyler için mi? Bana söyleyebilir misin, biliyor musun? Özgürlük mü? Gerçek mi? Belki de barış ya da sevgi olabilir mi? Yanılsamalar Bay Anderson, algılamada aldanmalar… Herhangi bir anlama ya da amacı olmayan bir varoluşu ümitsizce haklı göstermeye uğraşan zayıf insan zekasının ürettiği geçici kuruntular ve bunların hepsi de Matrix kadar yapay. Zaten, sevgi gibi zavallı bir kavramı insan zekası icat edebilir. Bunu görebilirsin Bay Anderson, artık bunu anlaman gerek! Kazanamazsın! Kavga etmen boşuna! Neden, Bay Anderson neden? Niye inat ediyorsun?”

2. Yüzüklerin Efendisi – Lord Elrond

2001 yılında vizyona girmesi ile gönüllere resmen Demir Tahtı kuran Yüzüklerin Efendisi serisini öv öv bitiremeyiz. Bu seride ise Weaving karşımıza asil, onurlu ve inatçı (her elfin olduğu gibi) bir elf lordu (yarı elf kendisi) olan Lord Elrond olarak çıkıyor.

Earendil ve Elwing oğlu Elrond, güneşin ilk çağının 543’üncü yılında doğmuştur. İsminin anlamı Yıldız Kubbesi’dir. Numenor’un ilk kralı olan Elros’un kardeşidir. Kendisi bir elf şehri olan Rivendell’in Lordu ve güzelliği ile bizi büyülen Arwen’inde babasıdır.

Rolünden bahsetmek gerekirse: Güç Yüzüğü‘nün ortaya çıkmasından sonra Ak Divan’ın toplanmasını talep edip, divan üyelerini Rivendell’e çağırarak güç yüzüğünün yok edilmesi için Yüzük Kardeşliğinin kurulmasını sağlayan kişidir. Aynı zamanda İsildur’un kılıcını tekrar döverek Aragorn’a da büyük yararı dokunmuştur bu elfin. Kızı hassas noktası desek yeri.

  • Elrond’un insanlara bakış açısını özetleyen şu repliği ile belki karakteri daha yakından tanıyabilirsiniz:

“Olmaz. İnsanlar zayıf, insan ırkının zaafı var. Númenor’in soyu kurudu. Artık gurur ve itibar unutuldu. Yüzüğün varlığı onların suçu. Ben de oradaydım Gandalf, 3000 yıl önce. İsildur yüzüğü aldığında, insanlar düşerken de oradaydım. İsildur’u dağın kalbine götürdüm. Yüzüğün yapıldığı ve yok edilebileceği tek yere. O gün nihayete erebilirdi lakin şerrin sürmesine izin verildi. İsildur yüzükten vazgeçmeyince zincir koptu dağılıp bölündüler ve başsız kaldılar. İnsanların dünyasında güç kalmadı.”

3. V For Vendetta – V

2005 yılında filmin vizyona girmesinden beri bunun gibi başka bir film gelmedi, bu gidişle de gelmeyecek. Baskıcı bir hükümete karşı bir toplum yerine bir insanın baş kaldırışını ve bunun büyük yankısını konu edinir bu film.

Sinema tarihinin en akılda kalan karakterlerinden biri, bu filmin başrolü olan V’dir zannedersek. Maske. Maskenin ardından gelen bir ses. Şapka. Siyah kıyafetler. Ve disiplin. İşte size V’yi anlatan 5 şey.

Film boyunca V maskesini sadece bir kez, ağlamak için çıkarır, bu sahnede de yüzü değil yalnızca maskesi görünür, film boyunca yüzü hiç görülmez. Bu filmde Hugo Weaving’in yüzünü bir kere olsun göremedik ama bizde bu ihtiyacı da uyandırmadı kendisi. Yüzü olmadan seyirciye mimiklerini hissettirebilen yegane oyunculardandır herhalde. Performansına diyecek tek bir kelime bile bulamıyoruz.

Spoiler’ı minimumda tutarak size biraz rolden bahsetmek isteriz: Gerçek ismini bilmediğimiz ama kendisini V olarak adlandıran, simsiyah kıyafetler giyip bir pelerin kuşanan ve beyaz bir Guy Fawkes maskesi takan, esrarengiz kişi… Üstelik kendisi sadece Fawkes’ın maskesini takmakla kalmaz ve bu tarihi figürün 1605 yılında yapmaya yeltendiği işi tamamlayarak İngiliz Parlamento Binası görkemli bir patlama ve havai fişekler eşliğinde havaya uçurmayı ve böylece tabiri uygunsa insanları “uyandırmayı” hedefler.

  • Weaving’in karakteri V’nin söylediği daha tonlarca replik var aslında sizlerle paylaşmak istediğimiz ama o başka bir içeriğin konusu olsun ve sizi şu meşhur replikle baş başa bırakalım:

“Bu maskenin altında bir yüz var, ancak benim değil.

Ne altındaki kaslardan daha “ben”dir o yüz…

Ne de altındaki kemiklerden.

Bu maskenin altında etten daha fazlası var.

Bu maskenin altında bir fikir var!

Ve fikirler kurşun geçirmez.”

4. Kaptan Amerika, İlk Yenilmez – Red Skull

Son dönemin en popüler filmlerini MCU yapıyor gibi duruyor. 2011 yapımı bu filmde Steve Rogers’ın Kaptan Amerika‘ya dönüşmesini ve akabinde gelişen olayları izlemiştik.

Hugo Weaving, bu filmde Kaptan Amerika’nın o zamanki baş düşmanı olan ve Tesseract‘ı ele geçirip onun güçlerinden faydalanmayı amaçlayan Johann Schmidt’i yani Red Skull‘ı canlandırmakta. Ayrıca enteresan bir Alman aksanına da sahip kendisi.

  • Bu filmden Weaving’in replikleri arasından aklımıza bu geldi, umarım beğenirsiniz:

“Tanrıların gücüne sahip olabilirsin! Ama sen göğsüne bir bayrak giyiyorsun ve ülkelerin savaşını verdiğini zannediyorsun! Ben geleceği gördüm Kaptan! Orada bayraklar yok!”

Ajan Smith, Lord Elrond, V ve Red Skull… Aslında bunlar Weaving’in efsanevi performanslarından sadece bazıları. İşte böyle efendim. Favori filmlerimizin içinden çıkıp, aklımızın bir köşesine kazınan Hugo Weaving’in bu filmlerini izlemediyseniz, mümkün olan en kısa sürede izlemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Eminiz ki siz de beğeneceksiniz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here