Yeni bir içerik serisiyle karşınızdayız. Biyografi filmleri, son dönemlerde drama filmlerinin olmazsa olmaz bir parçası halini aldı. Bununla birlikte; zaman içinde, filmlerin kalitelerinde de bir artış söz konusu oldu. Biyografi filmlerinden oluşan bu dosyada, bilim insanlarının, sanatçıların, tarihi aktörlerin biyografilerini anlatan filmleri listeleyeceğiz. Bir tarafı hüzünle bezenmiş, diğer bir tarafı ilham tufanları estiren biyografi filmlerini seviyorsanız, bilimin dahilerini anlatan filmlerle açılışımızı yapalım isteriz. Öyleyse gelin başlayalım…

1. A Beautiful Mind (2001)

“Hayallerim benim geçmişim. Geçmiş kimsenin peşini bırakmaz.”

2015 yılında trajedik bir kaza sonucu karısı ile birlikte hayata gözlerini yuman John Nash, henüz genç yaşta altına imzasını attığı çalışmalar ile matematik dünyasının önemli isimlerinden biri oldu. Hayatı boyunca şizofreni ile boğuşan Nash, yoğun çalışmalarının karşılığında 1994 yılında kendisine takdim edilen Nobel Ekonomi Ödülü almıştı.

Filmde John Nash, Princeton Üniversitesi’nde öğrenim görmeye başlayan burslu bir öğrencidir. Sosyal uyum sorunları yaşayan John, parlak zekasının ona sunduğu tüm imkanları kullansa da, mental bir sorunu olduğu gerçeği ile yüz yüze gelmek üzeredir.

2001 yılında ise ünlü matematikçi John Nash’in hayatını beyazperdede izleme şansına eriştik. Ron Howard’ın yönetmenliğini üstlendiği, başrollerinde Russell Crowe ve Jennifer Connelly’nin yer aldığı A Beautiful Mind, En İyi Film dâhil toplamda 4 Oscar birden kazanmıştı.

2. Agora (2009)

“Gökyüzünün sırrını çözdüğüm zaman, işte o zaman mutlu bir insan olarak öleceğim.”

Agora, her ne kadar, uzun uzadıya konuşulması gereken bir film olsa da kısaca bahsetmek isteriz. Film, 4.YY Roma İmparatorluğu’nda bilimin, felsefenin kalbi İskenderiye’de geçiriyor. (Esasında filmin adı olan Agora’da buradan geliyor. Eski Yunanca’da sosyal, ticari ve politik açıdan gelişmiş şehir/şehir merkezi anlamını taşıyor.) Tarihin bilinen ilk kadın matematikçi, astronom ve filozofu olan Hypatia‘nın (Rachel Weisz) hikâyesinin filmin odak noktası olduğu söylenebilir.

Hypatia, İskenderiye Kütüphanesi’nin bilinen son yöneticisi Theon’un kızıdır ve kütüphanede her dinden öğrencisine astronomi, felsefe, matematik ve geometri dersleri veren bir bilim insanıdır. İskenderiye Kütüphanesi tarihin bilinen en büyük kütüphanesidir ve ne yazık ki birden fazla yağmalanmaya maruz kalmıştır. Film ise İskenderiye’de Pagan inancının yerini Hristiyanlığın yükselişe geçtiği süreci işlerken, diğer bir yandan da  bu süreçte Hypatia’nın zihnine ışık tutmaktadır.

3. Creation (2009)

“Umut ve umutsuzluğun sürekli yer değiştirmesi insan ruhunu hasta ediyor.”

Charles Darwin’in doğumunun 200. yılında gösterime giren film, Darwin’in Türlerin Kökeni adlı çalışmasının süreci ile paralel olarak bir insan olarak yaşadığı sorunları merkezine alıyor. Kızının genç yaşta ölümü üzerine yaşadığı sorunlara yoğunlaşan film, diğer bir yandan ailesiyle birlikte yaşadığı sosyal sorunları konu ediniyor. Sanat yönetimi olarak çok başarılı bir film olduğunu söylemeden de geçemeyiz.

Charles Darwin rolünde Master and Commander: The Far Side of the World filminde de bir kaşif biyoloğu canlandıran başarılı aktör Paul Bettany bulunuyor.

4. Temple Grandin (2010)

“Düşüncelerim benimle birlikte ölsün istemiyorum. Bir şeyler başarmış olmak istiyorum.”

4 yaşına kadar konuşamamış ve sosyal hayata uyum sağlamakta büyük zorluklar yaşayan bir otistik Temple Grandin‘in biyografi filmi ile karşı karşıyayız. Doğru okullarda bulunup doğru eğitimle karşılaştıktan sonra kendini eğitmeyi başaran, hayatına bir anlam katmaya çalışan Temple, öğretmeninin, annesinin ve teyzesinin yardımı ile hayatında büyük bir yol kat ediyor. Film, lisansa başlamak üzere olan genç Temple’ın, yaz tatilini teyzesinin yanında bir çiftlikte geçirmeye gitmesiyle başlar.

Özel bir algı dünyasına sahip olan Temple‘ın burada yaşadığı rahatsızlıklar, onu gözlemci ve soruna yönelen bir bilim insanı yapma yoluna yöneltecektir. Sığır çiftliklerinde ve kesimhanelerdeki çiftlik hayvanlarına daha doğru bir yaklaşım için müdahale uygulamalarının yolunu açan, devrim niteliğinde fikirler geliştiren otistik bir kadın olan Temple Grandin’i, başarılı aktris Claire Danes canlandırmıştır. Pek çok açıdan ilham verici bir biyografi filmidir.

5. The Theory of Everything (2014)

“Hayat ne kadar kötü görünse de her zaman yapabileceğin ve başarılı olabileceğin bir şey vardır. Nefes aldıkça umut vardır.”

Stephen Hawking hakkında birden fazla biyografi yapımı mevcut, hatta BBC yapımı, Benedict Cumberbatch‘in canlandırdığı bir Hawking adlı bir film bile var. Lakin bizim size önerimiz, yönetmenliğini James Marsh‘ın yaptığı ve Eddie Redmayne‘nin başrolde olduğu 2014 yapımı The Theory of Everything olacaktır.

Film, modern bilim ve teknoloji tarihini değiştiren İngiliz fizikçi ve teorisyen Stephen Hawking‘in hayatını ve eşi Jane Hawking ile olan ilişkisini, üniversite döneminden itibaren ele alıyor. Stephen Hawking, Cambridge Üniversitesi’nin dehasıyla dikkat çeken bir öğrencisiyken, 1965 ve 1991 yılları arasında evli kalacağı Jane Wilde ile tanışır. İkisinin mutlu birlikteliği, Hawking’e henüz 21 yaşındayken teşhisi konulan hastalıkla başka bir boyut kazanır. Tüm olasılıklara meydan okuyan çift, evlenip çocuk sahibi olurlar. Yıllar içinde Hawking’in hastalığı daha da şiddetlendirir ve sonunda bu hastalık onları, ilişkilerinin sınırlarını zorlayan bir noktaya sürükler.

6. The Imitation Game (2014)

“Bazen kimsenin hayal edemediği şeyleri hayal edip yapabilen insanlar vardır.”

2. Dünya Savaşı dönemi İngiltere’sinde geçen film, Nazi Almanya’sının kullandığı karmaşık şifreleme mekanizmasına sahip Enigma şifresinin çözümü için bir ekip kurulmasıyla başlıyor. İngiliz hükümeti, çatısı altında ülkenin en iyi şifre çözen beyinlerini ve kriptoloji uzmanlarını toplar.

Bu isimlerin başında çalışma tarzıyla dikkat çeken Profesör Alan Turing vardır. Turing’in ekibe dahil edilmesiyle çalışmalar bambaşka bir hal alır. Nitekim Turing, savaşın seyrini değiştirecek olan şifrelemeyi çözecektir. Ne var ki, Turing yalnızca Enigma şifresini çözümlemesiyle değil, şu an kullanılan bilgisayar tasarımlarının öncü isimlerinden biri olarak tarihe geçen bir isim olsa da, homoseksüelliğinin ifşa olması sebebiyle ölüme mahkum bırakılmıştır. Filmde, ünlü İngiliz matematikçi Alan Turing’i Benedict Cumberbatch canlandırırken kendisine Keira Knightley, Matthew Goode, Rory Kinnear ve Allen Leech eşlik ediyor. Bu gibi bir oyuncu kadrosuyla -çok başarılı bir film olup olmadığı tartışılır- eleştirel bir biyografi- drama filmi olarak görülmeye değer.

7. The Man Who Knew Infinity (2015)

“Sezgiler önemli değil, ayrıca açıklanabilir olmalı.”

The Man Who Knew Infinity” tüm zamanların en büyük matematik dehalarından Hintli Srinivasa Ramanujan’ın hayatını konu alıyor. Ramanujan, çözdüğü bazı formülleri İngiltere’ye, zamanın ünlü matematikçilerine gönderir. Matematikçi Godfrey Hardy, Ramanujan’in gönderdiği bazı formüllerin ispatlanamayacak kadar zor olduklarını fark eder ve kendisini İngiltere’ye davet eder.

Ünlü matematikçi Hardy, onu Cambridge’e davet ettiğinde oldukça elitist olan akademik ortamda, sosyal ve kültürel büyük zorluklar çeker. Geride bıraktığı genç eşi ve annesi Ramanujan‘a büyük ümitler bağlamıştır. Hindistan’ın Madras kentinde yoksulluk içinde büyüyen Srinivasa Ramanujan Iyengar, Birinci Dünya Savaşı sırasında Cambridge Üniversitesi’ne giriş hakkı kazanır. Profesör G. H. Hardy rehberliğinde, Iyengar matematiksel teorinin öncülerinden olacaktır.

8. Marie Curie (2016)

“İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.”

Polonya- Fransa ortak yapımı olan film, Marie Curie ve eşi Pierre Curie‘nin çalışmaları üzerine Nobel Fizik Ödülü almaları ve Fransa’ya yerleşmeye karar vermelerinden çok kısa bir süre sonra, Pierre Curie’nin hayatını yitirmesiyle başlar. Marie Curie, artık iki kız çocuğu ile farklı bir yaşamla karşı karşıyadır. Çalışmalarına devam ederken bir yandan da, akademide ders vermeye başlamıştır. Güçlü bir bilim insanı olarak var olmanın Curie için zorlaşmaya başladığı süreci ele alan filmin, görselliği ve akıcılığı ile kesinlikle çok yerinde bir film. İlham almaya ihtiyaç duyduğunuz bir dönemdeyseniz, Marie Curie’nin biyografi filmi, izlemek için doğru bir tercih olacaktır.

9. Hidden Figures (2016)

“Ne zaman ilerleme kaydetme şansımız olsa bitiş çizgisini ileri alıyorlar.”

Katherine G. Johnson, Dorothy Vaughan ve Mary Jackson, tarihin anlatılmayan hikâyelerinden birine sahiptirler. 3 siyahi kökenli kadın, NASA’da büyük işlere imza atmaktadırlar. Astronom ve matematiğin derinliklerindeki sorunları, müthiş zekalarıyla çözmeye çalışan bu kadınlar, gelmiş geçmiş en önemli NASA operasyonlarından birinde de büyük rol oynayacaklardır. Dünya yörüngesine çıkan ilk Amerikalı astronot John Glenn‘in, bütün dünyayı heyecana boğan operasyondaki her adımı, bu 3 zeki bilim kadınının yardımıyla olacaktır. Kelimenin tam anlamıyla “feel good movie” denilen yapımlardan birisi olsa da, oyuncu kadrosunun etkisiyle (Taraji P. Henson, Octavia Spencer, Janelle Monáe, Jim Parsons,Mahershala Ali) izlemesi çok keyifli bir film olduğu söylenebilir.

“Bilimin Dâhileri” denildiğinde akıllarda ilk beliren isim olan Albert Einstein ile ilgili bir biyografi film önermediğimizin farkındayız. Bunun sebebi; biyografi projelerinin çoğunlukla belgesel temelli yapımlar olup, başarılı sayılabilecek herhangi bir film bulunmaması olduğu söylenebilir. Ne var ki, National Geographic yapımı Genius dizisinin ilk sezonuna (Genius – 2017) göz atmanızı kesinlikle tavsiye ediyoruz. Listemiz burada son buluyor. Hangi bilim insanının biyografi filmini izlemek isterdiniz? Bizimle paylaşın! “Sanatın Dâhileri” bölümünde görüşmek üzere!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here