Hollywood’un en gözde yönetmenlerinden biri olan Ridley Scott, bugüne kadar izlediğimiz birçok filmin yönetmen koltuğunda karşımıza çıkmıştır. Bazen bir bilim kurguda, bazen de bir kahramanlık öyküsünde rastladığımız İngiliz yönetmen her geçen gün yeni ve farklı işleri kovalamaya devam ediyor.

30 Kasım 1937 yılında Durham, İngiltere’de dünyaya gelen Ridley Scott, West Hartlepool’da büyüdü ve buradaki West Hartlepool Sanat Kolejine katıldı. Ardından Londra Kraliyet Sanat Koleji’ne kaydoldu. Henüz okul yıllarında “Boy and Bicycle” adlı ilk kısa filmini çekti. Siyah beyaz olarak çektiği bu kısa filmden sonra 1963 yılında BBC’de set tasarımcısı olarak staj eğitimi aldı.

1968 yılında kendi şirketini kurduktan sonra birçok reklam filmini yönetmeye başladı. Scott’ın, ayırt edici atmosferik ışık efektleri de dahil olmak üzere reklamlarındaki görsel stilizasyona olan ilgisi, 1977’de yönetmeye başladığı uzun metrajlı filmlere kadar devam etti. Bu şirketteki yılları boyunca yaklaşık 2000 reklam filmini yönetti.

1977 yılında Napolyon Fransasında geçen “The Duellist” ilk uzun metrajlı filmi oldu. Yönetmen, bu filmiyle Cannes Film Festivali’nde En İyi İlk Film dalında Jüri Ödülü’nün sahibi oldu. Sonrasında 1979 yılında geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan “Alien” filmi ile seyircinin karşısına çıktı.

Bilim kurgu temelli bu hikaye ilerde daha cesur adımlar atmasını sağladı ve bundan 3 yıl sonra sonrasında kült bir filme dönüşecek olan “Blade Runner” filmini yaptı. Harrison Ford’un başrolünde oynadığı bu film birçok kesim tarafından ilgi gördü. Böylelikle Ridley Scott dikkat çeken ve merak uyandıran bir yönetmene dönüşmüş oldu.

Ardından “Legend”, “Someone to Watch Over Me” ve “Black Rain” filmlerini yönettikten sonra 1991 yılında yine ilgi çeken bir işe imza atmayı başardı. Oscarlı filmi “Thelma ve Louise” toplumda geniş yankı uyandıran bir sistem eleştirisi niteliğindeydi.

Takvimler 2000 yılını gösterdiğinde görkemli bir filmle seyirci karşısına çıkan yönetmen, kariyerinde belirgin bir yükseliş yaşadı. Tam 5 dalda Oscar kazanan filmi “Gladiator” geniş kitlelere ulaştı ve kült filmlerden biri olmayı başardı. Başrolünde Russell Crowe’un yer aldığı bu filmden bir sene sonra yine dikkat çeken bir diğer filmi olan “Black Hawk Down” filminin yönetmenliğini üstlendi.

İki dalda Oscar kazanan bu filmi ve ardından gelen “Hannibal” ile hafızalara kazanan yönetmen, 2003 yılında başrolünde Nicholas Cage’in yer aldığı “Matchstick Men” filminde karşımıza çıktı. Ardından “Kingdom of Heaven” ve tekrar Russell Crowe ile bir araya gelmesini sağlayan “A Good Year” filmleri geldi.

2007 yılında “American Gangster” filminin yönetmen koltuğunda gördüğümüz Ridley Scott, Russell Crowe ile yakaladığı enerjiyi devam ettirmek istemiş olacak ki; ardından gelen “Body of Lies” ve “Robin Hood” filmlerinde de onunla çalışmaya devam etti.

Sektörde bilim kurgu filmleri düşünüldüğünde akla gelen sayılı isimden biri olan yönetmen, filmlerine hız kesmeden devam etti. “Prometheus” adlı bilim kurgu filminden sonra yine nefesimizi tutarak izleyeceğimiz bir film yapmaya niyetli olan Scott, 2015 yılında “The Martian” filminin yönetmen koltuğuna geçti. Başrolünde Matt Damon’ın yer aldığı bu film, Mars’ta tek başına mahsur kalan bir adam ve onun kurtuluş hikayesini anlatıyordu. Film, hem çekimleri hem de hikayesi sayesinde büyük ilgi uyandırdı.

2017 yılında Alien’ın yeni nesil versiyonu diyebileceğimiz devam filmi niteliğindeki “Alien: The Covenant” filmi geldi.

2018 yılında “Zoe” ve  “American Woman” filmleriyle izleyeceğimiz yönetmenin, Türk Hava Yolları’nın tanıtım filmi için yönetmen koltuğuna geçeceği haberleri duyulmaya başlayınca biz de meraklı bir bekleyiş içine girdik. Hatta tanıtım filminden bir fragman bile yayınlandı.

Şüphesiz ilgi çeken başarılı bir tanıtım filmi izleyeceğiz. Gerçeküstü bir bakış açısına sahip olan Ridley Scott, kitlelere ulaşan filmleri sayesinde sinemaya birçok katkıda bulundu. Yönetmenin ileride yapacağı çalışmaları şimdiden merakla bekliyoruz.

Kaynak: 1, 2,

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here