Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
32

Türk tarihinin ilk yazılı belgeleri olarak kabul edilen Orhun Abideleri, II.Göktürk Devleti’ne (682-744) aittir. Toplamda 6 anıttan oluşmalarına rağmen en değerlileri; Tonyukuk (716), Kültigin (732) ve Bilge Kağan (735) adına dikilenlerdir. 3’ü de birbirinden önemli, 3’ü de gelecek kuşaklara yönelik son derece sağlam öğütlerle dolu. Yani bir nevi siyasetname özelliği taşıyorlar.

Biz bu yazımızda Göktürk Devleti’ni 18 yıl boyunca başarılı bir şekilde yöneten Bilge Kağan’ı inceleyeceğiz. Kendisi Vezir Tonyukuk ve kardeşi Kültigin ile beraber ülkeyi idare etmiş, Kül Tigin’in zamansız ölümüyle adeta kahrolmuştur. Seferden sefere koşarken edindiği tecrübelerin tamamı bu abidede yer alıyor. Gelin, Yollug Tigin tarafından Göktürk alfabesiyle yazılan Bilge Kağan Abidesi’ne hep birlikte göz atalım. (Orhun Abideleri ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmak istiyorsanız eğer buraya tıklayabilirsiniz.)

Bilge Kağan tasviri.

(Sadeleştirilmiş ve kısaltılmıştır!)

Kuzey Yüzü

İlahî göğün yarattığı Türk Bilge Kağan, bu devirde tahta çıktım. Sözlerimin tamamını dinleyin. Özellikle küçük erkek kardeşlerim, çocuklarım, birleşik soyum, halkım… güneyde şadlar, kuzeyde tarkanlar, beyler… Otuz Tatar halkı… Dokuz Oğuz Beyleri ve halkı bu sözümü iyice işitin, sıkıca dinleyin!

Doğuda güneşin doğduğu yere, güneyde aydınlığın ortasına, batıda güneşin battığı yere, kuzeyde karanlığın ortasına kadar bu sınırların içerisindeki halkın tamamı bana bağlıdır. Bu kadar halkın tamamını düzene soktum. Şimdi onların endişesi yok. Türk Kağanı Ötüken dağlarında hüküm sürerse ülkede sıkıntı çıkmaz…. Bu kadar yere sefer ettim. Ötüken dağlarından daha iyisi kesinlikle yokmuş. Ülke kurulacak topraklar Ötüken dağlarıymış. Burada hüküm sürüp Çin halkıyla ilişkileri düzelttim.

Çinliler altını, gümüşü, ipeği, ipeklileri ihtiyaçtan fazlasıyla öylelikle verirler. Çin halkının sözleri tatlı, ipeklileri yumuşakmış. Tatlı sözle, yumuşak ipeklilerle kandırıp uzaktaki halkları bu şekilde kendilerine yaklaştırırlarmış. Yakına yerleştikten sonra da gereken kötülüğü orada düşünürlermiş. Bilgili ve yiğit insanları ilerletmezlermiş. Bir kişi suç işlerse bütün kavmini, halkını, akrabalarına varıncaya kadar barındırmazlarmış. Çinlilerin tatlı sözlerine, yumuşak ipeklilerine kanıp Türk halkından bir çoğunuz öldünüz. Türk halkı mutlaka öleceksin! Güneye Çugay dağlarına, Tögültün ovasına yerleşeyim dersen, Türk halkı mutlaka öleceksin!

Kötü insanlar şöylece akıl verirlermiş: “Uzakta isen Çinliler ipeklinin kötüsünü verirler, yakındaysan ipeklinin iyisini verirler.” diye öğretirlermiş. Cahil insanlar, bu sözleri ciddiye alıp yakınlaştığınızda çoğunuz öldünüz. Oralara gidersen, Türk halkı mutlaka öleceksin! Ötüken topraklarında yaşayıp sağa-sola kervanlar gönderirsen hiç sıkıntıya düşmeyeceksin. Ötüken dağlarında yaşarsan kurduğun ülke sonsuza değin ayakta kalacaktır… 

Tanrı lütfettiği için, benim de talihim olduğu için kağan olarak tahta çıktım. Tahta çıktıktan sonra yoksul ve fakir olan halkı tümüyle bir araya getirdim. Yoksul halkı zengin ettim, az olan halkı çoğalttım. Acaba bu sözümde yalan var mı?

Türk beyleri, halkı bunu dinleyin: Türk halkını derleyip ülke kuracağınızı buraya kazıdım, hata edip öleceğinizi de buraya kazıdım. Söyleyecek ne sözüm varsa bengi taşa kazıdım. Buna bakarak anlayın… Babam kağan ve amcam kağan tahta çıktıklarında dört yöndeki halkı nasıl düzenlemiş, nasıl hizaya sokmuşlarsa, Tanrı’nın lütfuyla ben kendim tahta çıktığımda da dört yöndeki halkı aynı şekilde düzenledim, hizaya soktum…

Doğu Yüzü

…Tahta çıktığımda ölecekmiş gibi düşünceli olan Türk beyleri, halkı sevinip, yere bakan gözlerini yukarı kaldırdı. Böylesi bir vakitte ben kendim tahta çıkıp bunca önemli yasayı, dört taraftaki halkı yoluna koydum, düzene soktum.

Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini, töresini düzene sokuvermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş…

Yukarıda Türk Tanrısı, mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiştir. Türk milleti yok olmasın diye millet olsun diye babam İlteriş Kağanı, annem İlbilge Hatunu göğün tepesinden tutup yukarı kaldırmıştır… Tanrı kuvvet verdiği için, babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya batıya asker sevk edip toplamış, yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş. Yedi yüz er olup ilsizleşmiş kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş kul olmuş milleti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmış, yetiştirmiş… Babam kağan olunca kırk yedi defa ordu sevketmiş, yirmi savaş yapmış. Düşmanı tâbi kılmış, dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. 

Babam kağan, il’e, ülkeye, töreye bu kadar iyi düzen verdikten sonra vefat etti. Ben sekiz yaşında idim. Töre gereği babamdan sonra amcam kağan tahta oturdu. Amcam kağan da Türk milletini çok iyi yönetti, kalkındırdı. Yoksul halkı zengin kıldı, az halkı çoğalttı…

Doğuda Kadırkan ormanını aşarak milleti öyle kondurduk, öyle düzene soktuk. Batıda Kengü Tarban’a kadar Türk milletini öyle kondurduk, öyle düzene soktuk. O zamanda kul kullu, cariye cariyeli olmuştu. Küçük kardeş büyük kardeşini bilmezdi, oğlu babasını bilmezdi. Öyle kazanılmış, öyle düzene sokulmuş ilimiz, töremiz vardı. Türk Oğuz Beyleri, milleti işitin: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti ilini, töreni kim bozabilir? 

Türk milleti, vazgeç, pişman ol! Disiplinsizliğinden dolayı, beslemiş olan kağanına kendin hata ettin, kötü hâle soktun… Mukaddes Ötüken ormanının milleti, gittin! Doğuya giden, gittin! Batıya giden, gittin!… 

Varlıklı, zengin millet üzerine oturmadım. İçte aşsız, dışta elbisesiz; düşkün, perişan millet üzerine oturdum… Küçük kardeşim Kültigin ile konuştuk. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım… 

…ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli kıldım. Fakir milleti zengin kıldım… Dört taraftaki halkı alıp kendime bağladım. Türklerin düşmanlarını yok ettim…

Tanrı buyurduğu için, kazandığım için, muhakkak ki Türk halkı böylelikle kazanmış oldu. Ben küçük kardeşimle birlikte bu şekilde başa geçip kazanmasaydım Türk halkı ölecek, yok olacaktı. Türk beyleri, halkı işte böyle aklınıza koyun, böyle bilin…

Buradan sonrası Bilge Kağan’ın oğlu Tengri Kağan’ın ağzından anlatılır:

Güney Yüzü

Bu kadar şeyi temin edip babam kağan; köpek yılında, onuncu ay, yirmi altıncı gün vefat etti (25 Kasım 734). Domuz yılının beşinci ayının yirmi yedisinde cenaze törenini yaptırdım (22 Haziran 735). Türk Beyleri ve halkı fazlasıyla saygıda bulundular, övdüler… Babam kağan için ağır taşları, kalın ağaçları Türk Beyleri ve halkı hazırlayıp, düzenleyip getirdiler. 

Güney Batı Yüzü

Bilge Kağan yazıtını ben Yollug Tegin kazıyıp yazdım. Bunca kabir binasını ve süslemeyi hakanın yeğeni Yollug Tegin ben, bir aydan dört gün fazlasıyla oturup kazıyarak yazdım, süslettim, yaptım.

Metnin büyük bir kısmında Bilge Kağan’ın katıldığı seferlerden ve kazandığı önemli savaşlardan bahsediliyor. Özellikle Çin’in binlerce askerini yok ettiğine dair vurgular fazlasıyla ön plana çıkmış. Bunun yanı sıra Tangutlar, Soğutlar, Basmiller, Çikler, Kırgızlar, Türgişler, Uygurlar, Beş Balık, Karluklar, Oğuzlar ve Kitanlar’la yapılan çekişmeli mücadeleler de dikkat çekici. Bilge Kağan bütün bu zorlukları aşıp milletini ferahlığa ulaştırarak adını tarihe altın harflerle yazdırmayı başardı.

Kaynak: 1, 2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
32

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here