Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
931

Benedict Cumberbatch dendiği zaman şüphesiz herkesin aklına tek bir rol geliyor: Sherlock Holmes. Bir de Marvel hayranları için bu rolün yanına Doctor Strange’i ekleyebiliriz. Fakat aslında Cumberbatch, üstlendiği her rolün sonuna kadar hakkını veren bir oyuncu. Kendisini son olarak “Patrick Melrose” isimli mini dizide izleme şansını yakaladık. Diziyi tek bir kelimeyle özetlememiz gerekseydi bu kelime muhteşem olurdu. 

Edward St. Aubyn’in aynı adlı beş kitaptan oluşan roman serisinden uyarlanan bu mini dizide aynı anda pek çok farklı şeyi bulmak mümkün. Babası tarafından yıllarca cinsel istismara maruz kalmış, bağımlı, narsist bir adamın hayatını anlatan “Patrick Melrose” serisi yalnızca beş bölümden oluşuyor olsa da, dizinin her bölümde insana hissettirdiği yoğun duygular göz önüne alındığında, dizinin anlatmak istediği asıl hikayeyi hakkını vererek anlattığında emin olabilirsiniz. 

Şimdiden belirtelim bu yazıda mümkün olduğunca spoiler vermemeye çalışacağız, o yüzden diziyi henüz izlememiş olsanız bile yazıyı gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.

Dizinin senaristlerinden, görüntü yönetmenine kadar herkes kesinlikle çok iyi bir iş çıkarmış. Dizinin her detayı ayrı ayrı düşünülmüş ve aynı Sherlock’ta olduğu gibi her bölüm bize sanki bir dizi değil de film izliyormuşuz hissiyatı veriyor. Fakat bu noktada övgünün çoğunu Benedict Cumberbatch hak ediyor. Her karakterin altından kolaylıkla kalkabilen aktör, Patrick Melrose karakteri ile belki de bu güne kadar sergilediği en iyi oyunculuk performanslarından birini sergilemiş.

Zaten “Sherlock” karakteri ile Cumberbatch’in “sosyopat” hallerine alışığız. Fakat Patrick kesinlikle Cumberbatch’in canlandırdığı en “sıkıntılı” karakter. Çocukluk yıllarından itibaren çok uzun süre babası tarafından cinsel istismara maruz kalması nedeniyle elbette çok ciddi travmalar geçiren Patrick Melrose, bu travmaları atlatmak için kendine farklı yöntemler bulmuş. Sosyal hayattan her ne kadar kopuk olsa da özellikle kadınlarla olan ilişkilerinden yıllar boyunca bir dikiş tutturamamış. Hatta sadece kadınlarla değil genel olarak hayatının tamamında bir dikiş tutturabilmiş diyemeyiz. Dikiş tutturamamış olmasının en büyük nedeni olarak da uyuşturucu bağımlısı olmasını gösterebiliriz. 1982 yılından başlayarak son bölümüyle 2005’e kadar ulaştığımız bu dizide; Patrick’in yıllar içinde bir intihara meyilli bir uyuşturucu bağımlısından bir aile babasına evrilmesini izliyoruz.

Bu süreçte elbette dizinin yalnızca beş bölüm olması sebebiyle kitapta bulunan birçok detay atılmış fakat buna rağmen tüm süreci sindire sindire izleyebiliyorsunuz. Dizide takdirin büyük bir kısmını hak eden iki oyuncu daha var; ilki Patrick’in çocukluk yıllarını canlandıran Sebastian Maltz ve Patrick’in babası David Melrose’u canlandıran Hugo Weaving. Spoiler olmaması adına çok detay vermek istemiyoruz fakat eğer diziyi izlerseniz Sebastian Maltz’ın gözlerindeki korkunun yüreğinize değdiğini hissedeceksiniz ve Hugo Weaving’in kibirinin kokusunu çok iyi bir şekilde alacaksınız.

Bizler de herkes gibi Benedict Cumberbatch’i Sherlock olarak görmeyi çok istiyoruz. Fakat Sherlock için sadece Benedict değil dizinin yapımcısından senaristine hatta diğer tüm oyuncuların da programlarının uygun olması gerekiyor. Sherlock’un yeni sezonunu beklerken en azından Patrick Melrose’a bir şans vermenizi tavsiye ediyoruz. İnsanın hayatındaki en değerli şeylerden biri de zaman, Patrick Melrose’un hayatınızdan beş saatin çalınmasına değecek bir dizi olduğuna emin olabilirsiniz.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
931

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here