Bencillik denildiğinde akla ilk gelen, insanların kendi önceliklerini düşünüp başkalarını incitmeleri ya da zor durumda bırakmaları olabilir. Bu düşünce haklı sebeplerden kaynaklı da olabilir. Gel gelelim bencilliğin hepsi aslında böyle değil. Kişinin öncelikli olarak kendini koruması için bencil olmayı öğrenmesi gerekiyor.

Bencilliğin başkalarına zarar verilmediği takdirde, her bireyin sahip olması gereken bir özellik olduğunu düşünüyorum. Kendinizi düşünmeniz, önceliği kendinize vermeniz, kendinize vereceğiniz değeri arttıracağı gibi, size bir koruma kalkanı da oluşturmaktadır aynı zamanda.

Hangi sınırdaki bencillik zararsızdır?

Basit bir örnekle giriş yapacağım. Sinemaya gittiğinizde, telefonunuz çalarsa ve siz gayet rahat bir şekilde o telefonda ballandıra ballandıra sohbet ederseniz bu, siz hariç bir çok insanı rahatsız edebilecek bir bencilliktir.

Kendinizi kötü hissettiğiniz zaman, hali hazırda olan bir planınızı iptal etmeniz, önceliği kendinize vermeniz, hem kendiniz için hem de sosyal çevreniz için zararsız bir bencillik oluyor.

Eğer siz kişisel ihtiyaçlarınızı karşılamazsanız, başkalarının ihtiyacına asla cevap veremezsiniz.

Bireysel alan her kişinin sahip olması gereken bir haktır. Bir insanı çok seviyor olmanız demek, sürekli onunla zaman geçirmek zorunda olduğunuz anlamına gelmiyor. Kişisel alana ihtiyaç duyduğunuz zaman, kendinizi herkesten soyutlama ve kendinize zaman ayırma hakkınız ortaya çıkıyor. Kimileri için kendinize ayırdığınız bu süreçte başka insanlarla ilgilenmemek, onlarla zaman geçirmemek ya da destek olamamak bencillik olarak kabul edilebilir ama aslında, kendi akıl sağlığınız hatta ruh sağlığınız için gerekli olan bir ihtiyacı karşılıyorsunuz bu süreçte. Siz kendinizden memnun olmadığınız sürece, sağlıklı düşünemediğiniz sürece, sevdiklerinizin yanında nasıl olmayı planlıyorsunuz?

Çevrenize zarar vermeyecek seviyedeki bencilliğiniz, aynı zamanda sizin kendinize verdiğiniz önemi ve değeri de arttırıyor. Yapmış olduğumuz fedakarlıkların karşılığını bulamadığımızda, “Ben o insan için neler yaptım!” cümlesini kuruyoruz. Kendimize kızdığımız nokta ise, kimse bizi o fedakarlık için zorlamadı ya da kimse bizden bunu istemedi ama biz, bizden istenmediği halde kendimizden ödün verince ve karşılığını bulamayınca ister istemez öz eleştiri yaparak şahsımıza da yükleniyoruz. Bu sefer kendimizi affetme gerçeği ile yüzleşmemiz gerekiyor. Kim ne derse desin, bence hayattaki en zor şeylerden birisi insanın kendini affetmesi. Bunun için kendimizi anlamamız, neden-sonuç ilişkisini kurmamız ve maalesef yapmacık da değil, samimi bir şekilde kendimizi hoş görmemiz gerekiyor. Belki uzaktan kolay görünebilir ama özünde en zor eylemlerden birisi.

Ben buna bencillik sanatı diyorum çünkü son dönemde tükenmişlik sendromu yaşayan insanların en büyük problemleri, kişilerin kendilerinden çok sosyal çevresine, ailesine, arkadaşlarına ve sevdiklerine öncelik tanımalı. Evet, sağlam bir ilişki için gerçekten olması gereken bu belki ama bunu yaparken kendinizi ihmal ederseniz, o zaman telafisi olmayan bir borcun içine de girebilirsiniz

Kendinizi mutlu etmeyi kendinize borçlu olduğunuzu unutmayın.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here