“Bazı şeyleri bir kere sevdiğiniz zaman, sonsuza kadar sizin olurlar. Ve eğer gitmelerine izin vermeyi denerseniz, sadece bir daire çizerler ve size geri dönerler. Kimliğinizin bir parçası olurlar. Ya da sizi mahvederler.”

1940’lı yılların Amerikası’nda, edebiyatta bir devrim yapmanın, her şeyi yıkıp kalıpların dışına taşarak yeniden inşa etmenin hayalini kuran bir avuç gencin, gerçeğe dayanan hikayesidir Kill Your Darlings (2013). Beat kuşağının öncü isimleri olan Allen Ginsberg, Jack Kerouac, William S. Burroughs ve Lucien Carr‘in hayatının dönüm noktası diyebileceğimiz yıllarını anlatan, caz ve uyuşturucu eşliğinde sürükleyici bir serüven.

Jack Kerouac ve William Burroughs’un kaleminden çıkan “Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar” adlı kitaptan uyarlanarak beyaz perdeye aktarılan film, David Kammerer cinayetini ve öncesindeki süreci, Allen Ginsberg’ün gözünden ele alır. Filmin yönetmenliğini üstlenen John Krokidas, akıcı bir biçimde ilerleyen hikayeyi, izleyiciyi mutlu eden küçük detaylarla süslemeyi de ihmal etmez.

Columbia Üniversitesi kampüsünde, Brahms’ın müziğini duyan Allen Ginsberg (Daniel Radcliffe), müziği takip eder ve kendini Lucien Carr’in (Dane DeHaan) odasında bulur. Birçok şeyin başlangıcı diyebileceğimiz bu gecede, ikilinin arkadaşlığı da başlar. Beat akımının ilginç bir zihinle ilginç fikirlere sahip üyesi William S. Burroughs (Ben Foster) ve ileride yazacağı “Yolda” ile tanıdığımız Jack Kerouac’ın (Jack Huston) da gruba eklenmesi uzun sürmez. Yeni bir vizyon hedefiyle yeniyi, özgürü var etme amacıyla durmaksızın yazar, bir yandan yazılmış olanları yırtar; saklananları ortaya çıkarırlar. Soğuk savaş döneminin kapitalist Amerikası’na bir başkaldırıdır onlarınki.

Madalyonun öbür yüzünde ise Kammerer vardır. Lucien Carr’in, onu çocukluğundan beri takip eden takıntılı aşığı David Kammerer (Michael C. Hall), okuldaki profesörlerden biri olarak çıkar karşımıza. Gözü sürekli bu grubun üzerindedir. Carr nereye gitse peşinden gelir ki sonunu getiren de bu olur.

“Dikkatli ol. Harikalar Diyarı’nda değilsin. Ruhunda uzun zamandır yetişen garip bir delilik hissettim. Ama bilgisizliğinin, izolasyonunun içinde sen kıymetlisin. Mağdur biri olarak aşkı saklandığı yerde bul. Ver, paylaş, kaybet. Hadi açılmadan ölelim.”

Beat jenerasyonu dendiğinde akla gelen ilk isimlerden olmasa da, Lucien Carr bütünü tamamlayan isimdir. Allen Ginsberg, onun hepsini birleştiren parça olduğunu söyler. Ve Riverside Park’ta gerçekleşen cinayet, hepsinin hayatını büyük ölçüde etkiler.

Filmin devamında, cinayetin ardındaki isim olan Lucien Carr’in hapse girdiğini ve çıktığındaysa hayatının kalan kısmında Beat ile bir ilişkisi olmasını istemediğini görürüz. Hatta Allen Ginsberg’ün en bilinen şiir kitabı olan “Howl”un başında yazılan isimler arasından, kendisininkinin silinmesini rica eder. Kammerer cinayeti üzerine yazılan “Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar”ın ölümüne dek yayımlanmasını da istemez. Ancak Carr’in 2005 yılında hayatını kaybetmesinin ardından kitap, 2008’de raflarda yerini alır. Cinayetin üstünün örtülmesi suçuyla içeri alınan Kerouac ve Burroughs ise, kefaletlerinin ödenmesiyle salıverilirler.

Hayatlarında bir dönemi kapatan bu cinayet, yeni bir dönemi açar ve Beat kuşağı en güzel eserlerini verilir.

Film ismini bir yazım tekniğinden almaktadır. Bu tekniğe göre, yazdığın kelimeleri öldürerek azaltmalısın ki, ortaya çıkan şey güzel olsun. Edebiyat ve şiirle bütünleşmiş olan filmde, yalnızca metaforik olarak değil, Lucien Carr’i merkezine alan eşcinsel aşk üçgeni ile de birden fazla kez öldürürüz sevdiklerimizi.

Kill Your Darlings (2013), içinde bulunduğu dönemi başarıyla yansıtırken ortalama diyebileceğimiz oyunculuklar arasından, fikrimce Dexter dizisiyle tanıyıp sevdiğimiz Michael C. Hall, psikopat aşık rolü ile öne çıkıyor. Filmi sıradan bir öykü olmaktan çıkaran en önemli etmen, gerçek bir hikayeye dayanıyor oluşu diyebiliriz. Jeneriğe kadar sabrettiğinde, Beat kuşağının ünlü simaları kendisine bakarken, yaşananların çarpıcılığı bir kez daha yakalıyor insanı.

William Burroughs, Lucien Carr, Allen Ginsberg

“Başka bir aşık evrene darbe indiriyor. Çember kırıldı. Ancak ölüm yeniden doğuşu getiriyor. Ve tüm aşıklar ve üzgün insanlar gibi ben bir şairim.”

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here