Compliance (2012) ve Z for Zachariah (2015) gibi çeşitli türlerdeki düşük bütçeli filmleriyle tanınan Craig Zobel’in tartışmalı ve ilginç konusuyla dikkat çeken yeni filmi The Hunt, bir grup insanın kendilerini amansız bir ölüm kalım yarışı içinde bulmalarını konu ediniyor.

Bu yarışın arka planında aslında politik, ekonomik ve sosyolojik konulara da muzip eleştiriler getirmeyi amaçlayan yapımın senaryosunda ise Nick Cuse ve Damon Lindelof’un imzası bulunuyor. İkili daha önce de ses getiren ve bir hayli beğenilen The Leftovers (2014-17) ve Watchmen (2019) dizilerinde beraber çalışmışlardı. Filmin mütevazı oyuncu kadrosunda ise Betty Gilpin, Hilary Swank, Ike Barinholtz, Wayne Duvall, Ethan Suplee ve Emma Roberts gibi isimler yer alıyor.

Birbirlerini tanımayan 12 insan uyandıklarında kendilerini açık bir arazide bulurlar. Neden burada oldukları ve buraya nasıl getirildikleri gibi soruların cevabını alamadan kendilerini vahşi bir çatışmanın ortasında bulurlar. Burada herkes kendi başının çaresine bakmak ve canını kurtarmak zorundadır.

Universal'ın Tartışmalara Rağmen Vizyona Sokma Kararı Aldığı The ...

The Hunt’ın üzerine kurulduğu Battle Royale konsepti, aynı adlı kültleşen Japon filminden, The Hunger Games gibi gençlik kitaplarına ve onların gişeyi sallayan sinema uyarlamalarına kadar her mecrada karşılığını buluyor. Günümüzde gittikçe popüler hâle gelen PUBG (PlayerUnknown’s Battlegrounds) ve diğer benzeri online oyunları da bu kategoriye eklemek gerek.

Doğrusunu söylemek gerekirse üzerine pek çok şey söylenmiş ve hemen her şekliyle işlenmiş bu konsepti, yönetmen ve senaristler şiddeti ve absürt mizahı öne çıkaran farklı bir bakış açısıyla ele almaya çalışmışlar. Ana akım sinemada gişe kaygısıyla gözetilen aşırı şiddet içeren sahnelerden kaçınmak gibi sektörün gizli kurallarını esnetmeye gitmişler. Böylece ilk sahnelerden itibaren kan revan konusunda elini asla korkak alıştırmayan bir yapım izliyoruz.

Türü komedi olmamasına rağmen aksiyon dolu filmin pek çok sahnesinde kara mizahla absürtlüğün flört ettiği anlara tanık oluyoruz. Bu mizahın temel kaynağı ise yapımda toplumun her kesimine sert eleştiriler yöneltilmesi olmuş. Değişen küresel siyasi iklimin olumsuz sonuçları pek de incelikli ve özgün olmayan bir şekilde sık sık yeriliyor. Öncesinde bahsettiğim gibi, yapımın biçimiyle yetişkin seyircilere ulaşma çabası, alt metinlerde de kendini gösteriyor.

The Hunt : le film polémique aura bien droit à une sortie

Daha filmin fragmanlarının yayınlanmasıyla tartışmalar yaratması, The Hunt’ın ilgi çekmek konusunda amacına ulaştığını gösteriyor. Ama bu uçucu tür filmin içine yerleştirilen sansasyonel ve provokatif tavrın hedefine ne kadar ulaşabildiği ve ne kadar ciddiye alınabileceği ise şüpheli bir durum gibi görünüyor.

Memur yönetmen Craig Zobel, herhangi bir yönetmen imzasını görmediğimiz yapımın hafif yapısına uygun ve göze batmayan bir iş çıkarmış. Kendini fazla ciddiye almayan filmde, oyunculara herhangi bir alan açılmadığı için onlar hakkında yorum yapmak da gereksiz bir tutum olur. Filmde önemli bir yeri olan, bir dönemin en gözde oyuncularından, iki Oscar ödüllü Hilary Swank’in bu projede ne aradığı ise tam bir muamma.

Toplumun tüm kesimlerinin hassas noktalarına dokunarak sansasyon yaratmayı amaçlayan The Hunt’ın attığı taşın, ürküttüğü kurbağaya değmediği kesin. Ama kendi halinde bir vahşi bir eğlencelik olarak keyifle tüketilebilir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here