2018’in son günlerinde karşımıza çıkan ve çıkmadan önce de “Black Mirror 5 saat uzunluğunda filmle geliyor ahali.” tarzında söylemlerle bizleri heyecanlandıran, bazıları için “Film sektöründe yeni bir çığır!” şeklinde nitelendirilen Black Mirror Bandersnatch’i bir çoğumuz izledik. Bandersnatch, Netflix’in de desteğiyle film sektöründe denenmemiş bir interaktif hikaye ile karşımıza çıktı. Bir çoğumuz bunu sadece yeni bir şey deneniyor olmasından ötürü bile beğendi. Fakat isterseniz gelin bir de farklı bir yönden bakmaya çalışalım.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Bandersnatch bir film mi yoksa bir oyun mu olarak değerlendirilmeli o konuda çok farklı görüşler olsa da interaktiflik dahil olduktan sonra sadece bir film olarak bakılamayacağı kanaatindeyim. Bandersnatch’in de zaten en büyük sorunu burada ortaya çıkıyor, yapımcı ekip interaktif yapalım güzel de bir hikayemiz var fikriyle yola çıkmış olsa da yolda “Neyse zaten film bu, oyun kadar detaylı olacak hali yok.” düşüncesiyle çıktıkları için karşılaşılan yapım, ister istemez eğrelti duruyor.

Tekrar Deneyiniz!

Bir film izlerken izleyici olarak konumumuz hep üçüncü şahıstır. Yönetmen ve senaryo biz izleyicilere birer gözlemci muamelesi yapar ve olması gereken de budur zaten. Hikayeyi bizim seçtiğimiz oyunlarda ise amaç tamamen oyuncunun kendisini karakterin yerine koymasıdır. Mesela Witcher gibi bir oyun serisinin bunun en önemli örneklerinden biri olmasının en büyük sebebi Geralt’ın tamamıyla gri bir karaktere sahip olmasıdır. Yapımcı sana resmen “Al bu karakter gri, ister siyaha çek kendini ister beyaza.” der ve hikaye sonundaki siyah veya beyaz sondan da tamamen seni sorumlu tutar. Bu sayede de Witcher serisi oyun dünyasındaki hikayeye etki ettiğimiz oyunlar arasındaki en başarılı örneklerden birisi oluverir. Yaptığımız her seçimde oyuncular olarak biliriz ki iyi veya kötü bazı sonuçlara yol açacaktır.

Gelelim asıl konumuz olan Bandesnatch’e. Aslında devamında nasıl bir şeyle karşı karşıya olacağımızı daha filmin ilk önemli seçimlerinden birisi olan şirkette çalışıp çalışmamak seçiminde anlıyoruz. Eğer olur da o seçimde yanlış seçeneği seçerseniz Colin adlı sarışın arkadaşımız “Yanlış seçim, tekrar denemelisin.” diyerek hikayeyi başa sarıyor ve tekrar izleyip bu sefer doğru seçeneği seçmenizi istiyor film senden. Onu seçene kadar da devam ediyor bu döngü. Ben Colin’in o repliğinden sonra kola kapağında “Tekrar deneyiniz” yazısıyla karşılaşan bir kola tüketicisi gibi oldum resmen. Ama bu sefer halihazırdaki kolayı da içmeme izin vermiyordu. İçmek için önce doğru kapağı bulmalısın diyordu resmen. Bizden kendimizi karakter yerine koymamızı istemiyordu anlaşılan çünkü bu bir filmdi sonuçta ben üçüncü şahıs olmalıydım. Ama o zaman neden bana seçim yaptırıyordu ki? Ekranın diğer ucundan ben filmi izlerken beni izleyip “Hahaha nasıl da bilemedi gördünüz mü?” diye dalga geçen birileri mi vardı? Ki eğer öyleyse durum çok daha mantıklı bir hal alacaktı.

Çok film hakkında detaya girmek istemediğimden sadece ilk seçimden derdimi anlatabildiğimi düşünüyorum. Oyun tasarımında şöyle bir şey vardır; hiçbir oyuncu aslında yüzde yüz özgür değildir ki olamaz da zaten. Yapımcı tarafından çizilmiş çizgilerin dışına çıkamaz. Ama oyuncu kendisini ne kadar özgür hissederse o kadar etkili olur. Bandersnatch interaktifliği dahil ettiği anda bir oyun olarak değerlendirilebilir diye düşünüyorum. Hepimizin kolayca anlayabileceği bir örnek olarak Monopoly oyununu düşünelim. Sıra size gelir, zar atarsınız ve size derler ki “Yanlış sayı geldi, bir daha at.” ve doğru zarı atana kadar da bu süreç devam eder. Oyun bittiğinde de siz çıkan sonucu kendi sonucunuz olarak göremezsiniz çünkü başkalarının istediği sayılarla oynamışsınızdır. Ama dışardan izleyen olarak da göremezsiniz kendinizi çünkü sizden her seferinde zar atmanız istenmiştir. Yukarıda anlattığım sinemadaki üçüncü şahıs ve oyunlardaki birinci şahış olayı da işte tam burada devreye giriyor çünkü Bandersnatch bizlere ikisini de olmamıza izin vermiyor. Ne kendimizi izleyici olarak görebiliyoruz ne de olaylara müdahale edebilen karakter.

Burada filmin senaryosu veya oyunculuklardan bağımsız bir konuyu konuştuk. O da yapılmak istenilen mekaniğin çok yanlış işlenmiş olması. Eğer oyunlarla uzaktan veya yakıdan alakası olan bir insan değilseniz ve Bandersnatch’in interaktifliği çok beğendiyseniz, oyunlardaki birkaç örneği görmenizi tavsiye ederim. Ondan sonra dönüp tekrar baktığınızda siz de ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. İşte sizler için birkaç örnek:

  • Heavy Rain
  • Detroit: Become Human
  • The Wolf Among Us
  • The Walking Dead

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here