Requiem for a Dream hala etkisinde bulunduğumuz psikolojik dram türünde bir filmdir. Bu zamana kadar üzerinde birçok şey yazılıp çizilse de filmin ontolojik, psikolojik ve sosyolojik temelleri içeriyor oluşu onu daha derin bir inceleme nesnesi haline getirir. Film, ilk olarak bağımlılık üzerine kurgulanmış gibi gözükse de yalnızca madde bağımlılığını değil, bağımlılığın farklı nüanslarını da içerir. Filmi çok boyutlu yapan da, bu nüansların birbiriyle olan etkileşimleridir. Bu yazıda sözünü ettiğimiz nüansları ve birbiriyle olan etkileşimlerini değişik boyutlarda inceleyeceğiz.

1. Uyuşturucu Bağımlılığı

Marion, Tyrone ve Harry‘nin içine düştükleri, onları yerden yere vuran hikayeleri meydana getiren kaynağın sebebi uyuşturucudur. Harry ve Tyrone birkaç gram uyuşturucu bulabilmek için hayatlarını tehlikeye atmayı göze alırken, Marion tarafında durum daha dramatik bir hal almıştır. Filmin güzel kızı Marion uyuşturucu bulabilmek için üvey babası ile birlikte olmuş ve bunu, uyuşturucu ticareti yapan insanların diğerlerini zor duruma düşüren eğlence partilerine katılması izlemiştir. Öte yandan Tyrone yakalanıp hapse girmiş, Harry ise bir kolunu kaybetmiştir. Harry’nin kolunu kaybedişi uyuşturucunun bir kopuşu yarattığının temsilidir.

2. İlaç Bağımlılığı

Sara‘nın bu bağımlılığı aslında televizyona olan bağımlılığından kaynaklanmaktadır. Sara bir gün çok sevdiği televizyonunu izlerken, izlediği tv programına katılma teklifi alır. Bu tekliften sonra hayatı değişecektir. Programa çıkarken giymek için ona vefat etmiş eşini hatırlatan kırmızı elbiseyi seçer fakat kırmızı elbise kiloları sebebiyle eskisi gibi üzerine oturmaz. Bu durum, Sara’nın eşine olan bağlılığını da bizlere yansıtır. Diyetisyenden sonra hayatı; ‘kırmızı et ve şeker yok’ sloganı etrafında amfetamine (iştah azaltıcı haplara) bağlı olacaktır. Amfetamin kullanması aslında Sara’nın çaresizliğinin göstergesidir. Sonuçlarını bilmeden kullanmaya başlasa da, başlangıç olarak, kilo vermek için yeterli iradeye sahip olamayışını ifade eder. Önceleri, diyete kendi kararlılığıyla başladığında eli buzdolabına gider.

3. Beğenilme-Kazanılma Bağımlılığı

Beğenilme bir çeşit arzudur. Arzunun varlığı da gerçeğin kendisini ifade eder ve eksik olanı amaçlamaz. Arzu genelde nesnesinin eksikliğiyle düşünülür fakat aslında Gilles Deleuze‘a göre arzuladığımız için ihtiyaç duyarız. Dolayısıyla bu yönüyle arzu, eksiklik değil üretimdir. Felix Guattari’ye göre ise arzu üretiliyorsa, gerçeği üretir. Gerçek dünya da toplumsalı üretir. Dolayısıyla filmde ele alınan; Sara’nın 15 dakikalığına da olsa televizyona çıkma arzusu, yine Sara’nın komşuluk ilişkisindeki hiyerarşinin en üstünde olmaya çalışması, Tyrone’un ‘gerçek bir adam’ olma ideali ve sürekli kendisini gerçekleştirme ve yeniden-üretme çabası, Marion ve Harry’nin sağlıklı ve mutlu bir düzen oluşturma hayalleri bireyselden çok toplumsala yöneliktir. Arzu bu akışlarla politik toplumsal alana dahil olur. Dolayısıyla bu akışlarla arzu, filmde de gördüğümüz gibi yıkıcıdır.

‘Bir düş, bir isteğin doyurulmasıdır.’ (S.Freud, Düşlerin Yorumu, sf.174.)

4. Kişilerin Birbirlerine Bağımlılığı

Harry, Marion olmadan bir hayat düşünemez çünkü o hayatında gördüğü ve birlikte olduğu en güzel kızdır. Diğer yandan Marion için Harry çok önemlidir çünkü Marion’a daha önce de ‘çok güzelsin’ diyenler olmuştur fakat bu söz daha önce hiç bu kadar anlamlı hale gelmemiştir. Bu sözün anlamı, birbirlerine olan sevginin gücünden doğar. Bu güç de onları birbirlerine bağlı, ileri düzeyde de bağımlı kılar.

Harry’nin, annesi Sara’ya; Sara’nın da Harry’ye olan bağlılığı da filmde önemli yer tutar. Harry annesi için en iyisini arzularken, Sara hep affedicidir. Sara’nın oğluna karşı hep affedici oluşu ailesinden kalan tek kişinin Harry oluşundandır. Bu durum bizi yine yıkıcılığa sürükler ve ikili arasındaki ilişki bağlılıktan ziyade üst bir durum olan bağımlılıktır.

Bununla birlikte Tyrone’nin, annesine olan bağlılığı da filmde yer almıştır. Hatta Tyrone kendini gerçekleştirmek ve kendini yeniden-üretme sözünü ilk olarak annesine vermiştir.
Tyrone ile Harry arasındaki arkadaşlık bağı da gözümüzden kaçmaz. Birlikte uyuşturucu tacirlerinden kaçtılar, eroin pazarında canlarını riske attılar. Bunlar bağlılığı gösterse de, Tryone’nin hapishaneye girmek pahasına dostu Harry’nin canını kurtarmak için onu hastaneye götürmesi gerçek arkadaşlığın ifadesidir.

Seçenekler elbette çoğaltılabilir, fakat burada önemli olan bu bağımlılık türleri arasındaki ilişkilerin dolaşımının toplumsal olarak ifade edilişidir. Requiem for a Dream, her karakterin kendi bağımlılıklarının olduğu, sonunda ise her karakterin yalnız olduğu ve her karakterin filmin başındaki ‘kendilerine’ yabancılaştığı postmodern anlatım trajedi filmidir. Karakterlerin kendilerine yabancılaşması, sadece kullandıkları amfetamin, eroin gibi ürünlerden kaynaklanmaz. Bağımlı oldukları şeyler onları önce kendilerine daha sonra çevrelerine pasif kılarak, onları modern çağın buhranına sürükler ve yabancılaştırır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here