Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

“Ne yapsaydım efendim? Adam tostu bana uzatıyor 2 milyon diyor. Orada kendimi tutamadım 3 milyona yükselttim! Bir sessizlik oldu, göz göze geldik ve adam 5 milyon dedi. Durur muyum? 8’e çıktım! Adam 10 milyon deyince işte o anda çok gerildim itiraf ediyorum; 25 milyona çıkarttım mevzuyu! Ne oldu?! “LÖK” gibi kaldı!”

*Dernek yararına düzenlenen açık artırma hadisesine kendini fazla kaptıran İrfan Bey’in, büfeci ile mücadelesi… (Bölüm: 80) 

Hepimizin zevkle takip edip, bağ kurduğumuz diziler vardır. Yeni bölümlerini sabırla beklediğimiz, oyunculuklara hayran kaldığımız ve maalesef ki yayın hayatına son verince/verilince üzüldüğümüz. Leyla ile Mecnun, Behzat Ç. , Avrupa Yakası vb. örnekleridir ama tüm bu saydığımız harikulade işlerden, zamansal olarak daha eski bir dizi vardır ki, çocukluğumuzdur, çocukluğumuzun heyecanıdır, eğlencesidir. Bazılarımızın, baş rolünde Türkiye tiyatro-sinema tarihinin en başarılı isimlerinden Haluk Bilginer‘i ilk kez tanıdığı, sevdiği veya hayran kaldığı, yıllar sonrasında bile kahkahalarla izlenen dizi Tatlı Hayat‘tan bahsediyoruz. Döneminde ve bu zamanda ilgiyle izlenen dizi, tam olarak bahsettiğimiz gibi, sıkı bağ kurduğumuz işlerin başında geliyor. Bu bağın, bu kadar sıkı olmasının sebeplerine uzun uza değinebiliriz; Haluk Bilginer… Türkan Şoray… Senaryosu… Gerçek anlamdaki güldürüsü… Eğlence vs. vs. Bu uzayan listenin arasında, üst satırlarda yazabileceğimiz çok önemli bir isim vardır -ki içeriğimiz var olma sebebidir kendileri- neresinden başlasak da anlatsak bilemiyoruz. Oyunculuk, yaratılan etki, varsa verilmek istenen mesaj… Çok uzatmadan konuya  girmek için; Yeryüzünün en tatlı, en “baş belası” komşusu: İrfan Bey 🙂

Yıllarını tiyatroya ve dolayısıyla insanlığa adayan büyük isim, hocamız Celal Kadri Kınoğlu‘nun, Tatlı Hayat’ta hayat verdiği İrfan, Yıldırım Kuru Temizleme İmparatorluğu‘nun sahibi İhsan-Sevinç Yıldırım çiftinin yan kapı komşusudur. Kendileri, Dış İşleri ve Konsolosluk’ta tercüman olarak görev almaktadır. Karakteri sebebiyle, başta biricik komşusu İhsan Yıldırım tarafından uzaydan geldiği düşünülmektedir. (Bazı bölümlerde, Marslı olduğunu söyleyerek, konum da belirtmişliği bulunmaktadır.)

Sahip olduğu enerjisine hepimizin imrendiği İrfan Bey, İhsan Yıldırım tarafından aynı duygular ile karşılanmadı şüphesiz. Yoksul ve zor zamanlarından sonra huzura eren İhsan Yıldırım, şahane bir iş sistemi kurduktan sonra, “kendine layık” şahane bir ev edinirken komşularından muzdarip olacağını düşünemiyordu. Yorgo-Feraye çiftini yeterince sevmediği yetmezmişçesine, İrfan Bey’in hayatına girmesiyle daha büyük bir sevmemezlik örneği gösterebileceğine inanmıştır. Yeri geldi İzmir Marşı ile, yeri geldi “Yar saçların lüle lüle, İrfan sana güle güle!” sözleriyle, hatta bazen bunlara bile gerek duymadan İrfan’ı direkt kapı dışarı etmesiyle yeterince “sevmemezliğini” belli ediyordu İhsan Yıldırım. Bu denli yoğun bir sevgisizliğe karşı, ilginç bir şekilde İrfan Bey, İhsan Yıldırım’ı çok seviyordu ve kendisine adeta hayrandı. Yüzüne çarpılan kapılara alışmış olacak ki, zaman zaman “Efendim, siz hiç zahmet etmeyin. Ben ne yapacağımı bilirim” diyerek kendi yüzüne bile kapı çarpmışlığı vardır.

İrfan Bey Erzincanlıdır. Kendileri tam 9 dil bilmektedir. Deyim yerindeyse gerçek bir kitap kurdudur ve son derece entelektüeldir. Sergileri, sanat galerilerini, müzeleri, müzayedeleri ve en ufak kültürel değer içeren hiçbir etkinliği kaçırmaz. Yukarıda da değindiğimiz gibi Dış İşleri ve Konsolosluk’ta tercüman olarak görev almaktadır ve nice önemli ve büyük isimlerle arkadaşlık ilişkileri bulunmaktadır. Bu ilişkileri sayesinde kimi zaman, İhsan Yıldırım tarafından büyük bir “sevgi” ile karşılanır.

Çünkü İhsan Yıldırım, bu değerli insanlarla tanışıp, neden temizlik işlerine talip olmasın, değil mi? 🙂

Uzaylı İrfan Bey, Dünya’nın yer yerinde bulunmuş biridir. Gitmiş, görmüş, öğrenmiş, yaşamış… Bir bakmışız Barselona‘da, bir bakmışız New York‘ta. Hızına erişebilmek mümkün değildir. Ve bu gidip gördüğü her yerden, en az bir eşsiz anıyla dönmüştür ve bunları biricik komşuları ile paylaşmaktan zevk duyar. İrfan Bey, harikulade bir hikaye anlatıcısıdır, kimi zaman anlatılanlara anlam veremesek bile merakla dinlediğimiz anlar vardı..

 

İrfan Bey, şüphesiz ki hayatımıza girmiş en renkli, en unutulmayan karakterlerdendir. Kendisine hediye edilen kitabı, “Okumuş muydunuz?” sorusuna “Hayır efendim, sadece 4 kere” diyebilecek kadar ilginçtir. Sevgilileri ile başı sürekli derttedir ve çareyi Sevinç-İhsan Yıldırım çiftinde bulur, sürekli akıl alır kendilerinden. Evde yılan ve tavşanı aynı anda besler. Bir gün fotoğraf ile ilgilenir, bir gün Guinness Dünya Rekorları ile. Birbirinden harikulade giysileri, kahkahaları, hikayeleri, sevinçleri, kızgınlıkları ile unutmak mümkün değildir kendilerini. 8 yaşındaki bir çocuktan ilişkilerine dair fikir alacak kadar “saf” ama o 8 yaşındaki çocuğa “Beyefendi” diye hitap edecek kadar da zariftir.

Ve iddia ederek söylüyoruz ki İrfan Bey, bizim şu an bile ders alacağımız ve her türlü ihtiyacımız olan kişidir. İtiraf ediyoruz; Çok özlüyoruz…

İzlerken bize bu eşsiz tatları ve düşünceleri bırakan en değerli sanatçılarımızdan biri olan, hocamız, yeryüzünün en tatlı tiyatrocularından olan Sevgili CELAL KADRİ KINOĞLU‘na sonsuz sevgi, sonsuz saygı ve sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. İyi ki varsınız hocam…

Bonus: Bu, çok değerli insandan bahsetmişken, İstanbul Devlet Tiyatroları‘ndaki Giydirici oyununu izlemenizi ve William Shakespeare‘in Hamlet‘indeki mükemmel tiradı bir de Celal Kadri Hoca‘dan dinlemenizi tavsiye ediyoruz.

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here