Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

10 Ocak 1995 günü kendi arabasının altında ölü bulundu Aylin. Ne bir boğuşma izi vardı ne de başka bir kanıt. Hizmetçisi tarafından bulunana kadar, üzerinde abiyesiyle iki gün boyunca orada yattı. Dosyası fazla kurcalanmadan kapatıldı ve ölümü kayıtlara “Freak Accident” yani “Garip Bir Kaza” olarak geçti.

 “… Yükseltilmiş sahnede kapağı açık maun bir tabut duruyordu. Uzun bir sıra oluşturan insanlar tabutta yatan albay üniformalı Amerikan subayını selamlayıp içlerinden dua veya veda ederek tabutun başından ayrılınca yanan yürekleriyle gelip salondaki koltuklarda yerlerini alıyorlardı. Herkes etrafa hakim olan ordu düzeninin saygınlığını kutsar gibi sessizce ağlıyordu. Katafalkın üstünde dört bir yanı rengarenk çiçeklerle donanmış tabutta yatan kişi; bir askerden çok, oraya bir film çekimi için öylece uzanıvermiş bir Hollywood yıldızını andırıyordu. Bu albay üniformalı Amerikan subayı bir Türk kadınıydı.”

Aylin Devrimel’in arkadaşı Nermin Bezmen, Aylin’i kendine de ancak böyle bir ölümü yakıştıracağını yazmıştı. Zira hayatta tehlike arz eden iki şey vardır: cesaret ve tutku. Aylin ikisini de tehlike doğuracak kadar barındırıyordu. Ne de olsa kanında Giritli Deli Mustafa Paşa’nın hırçın kanı dolaşıyordu. Varlıklı ve soylu bir ailede büyüyen Aylin, Amerikan Kız Koleji’ni bitirdi ve ardından teyzesinin yanına Paris’e gitti. İlk çılgınlığını, başına buyrukluğunu ve aynı zamanda ilk hatasını da burada Prens Sanusi ile evlenerek yaptı. Sanusi’nin kurallarına, yaşam tarzına ve kısıtlamalarına alışık olmadığı için kısa süre içinde ayrılmak istedi. Fakat Sanusi’nin adetlerine göre boşanmak diye bir şey yoktu. Aylin için de esaret diye bir şey söz konusu değildi. Her şeyi göze alarak Sanusi’den kaçtı ve evliliğini zor da olsa bitirdi. Daha sonra ablası Nilüfer’in yanına Cenevre’ye gitti. Annesinin ölümünün ardından ani bir kararla doktor olmaya karar veren Aylin’in üniversiteye girebilmek için yaşını küçültmesi gerekiyordu. Keza öyle de yaptı. Prenses unvanını bırakıp, sıradan bir tıp öğrencisi oldu.

Aylin hayatı boyunca güzelliği, zerafeti, kültürü ve zekasıyla yüzlerce erkeğin ilgisini çekip doludizgin aşklar yaşasa da, onun için en özel olanı aynı hastanede görev aldığı Michel Radomisli’ydi. Çok geçmeden evlendiler. Artık Aylin için anne olmanın vaktiydi. Fakat peş peşe yaptığı 6 düşük hem Aylin’i hem de Michel ile olan evliliklerini yıprattı. Üstüne Michel’in ihaneti, onun ruhunu tamir edilemez şekilde yaraladı.

Bütün bunlar olurken kırkından sonra doktor olan Aylin, kariyerinde başarıdan başarıya koşuyordu. O artık hastanenin Psikiyatri Bölümü şefiydi.

Ardı sıra gelen başarısız evliliklerden sonra son olarak televizyon yapımcısı Joseph Cates ile hayatını birleştirdi. Huzurlu geçen ilk yıllardan sonra üvey çocuklarının baskısı ve Joseph ile farklı beklentilere sahip olmaları nedeniyle daha çok yıprandı ve ani bir kararla Amerikan ordusuna katılmaya karar verdi. 1992 yılında Körfez Savaşı’nda ruh sağlığını kaybeden askerleri tedavi etmek için Oklahoma’ya gitti. Bütün o genç ve dinamik askerlerin içinde fiziksel aktivitelerdeki başarılarından ötürü sertifikalar ve ödüller aldı. Beyaz Saray’a konuk oldu. Bir kere bile “Of” demedi. Bir gün tedavi ettiği hastalardan biriyle konuşurken ordunun askerleri cesaretlendirmek için verdiği hapların yan etkilerine rastladı ve bunun üstüne yetkililerce sindirilmeye çalışıldı. Ancak bu dişli Türk kadını, olayların peşini bırakmaya niyetli değildi. Sözleşmesi bittiğinde evine gitmeye karar verdi fakat Joseph çoktan başka bir kadınla birlikte olmuş ve boşanma evraklarını Aylin’e göndermişti. Joseph’e çok kızgın olan ve boşanmaya yanaşmayan Aylin, belki de hayatı dibine kadar yaşayacağı yeni bir günde, 1995 sabahı kendi arabasının altında cansız bir şekilde yatıyordu.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here