Gösterime girmesi için gün saydığımız Avengers: Endgame filminden bugün uzun soluklu bir fragman yayımlandı. Üstelik ilkine göre oldukça detaylı ve birçok SPOILER barındıran bir fragman oldu bu. Bizler de sizler için bu fragmanı parçalamaya ve neler görebileceğimize bir göz atmaya karar verdik. Lafı daha fazla uzatmayalım ve hemen fragmanı incelemeye geçelim.

Fragmanın ilk sahnesi bizleri sene 2008’e yani Marvel Sinematik Evreninin başlangıcına geri götürüyor. Her şeyi başlatan Iron Man serisine de geri dönmek bir dönemin kapanması için güzel bir nostaljik yöntem olmuş bizce. Serinin ilk filminde, Tony Stark’ın yaptığı ilk Demir Adam kostümü ile yere çakıldığı o anı yeniden hatırlıyoruz.

Üstelik güzel bir dokunuş olarak Tony’de “Tanrım, sanki yüzyıl önceymiş gibi geliyor” diyor bu sahnede. Gerçekten de bakıldığında bu filmin üzerinden 11 yıl geçmiş… Ayrıca Iron Man’e dönüşmesinin kısa bir özetini de dile getiriyor Tony. Anlayacağınız Tony’nin konuşması ile fragmandaki sahneler olabildiğince uyumlu.

Tam Tony kiminle konuşuyor diye düşünürken, ilk fragmanda da gördüğümüz demir adam kaskı tekrar beliriyor ve aslında hala Pepper’a mesaj bıraktığını anlıyoruz.

O sırada sahne değişiyor ve Tony’i şarapnel parçasının kalbine ilerlemesini engelleyerek hayatta tutan o “sanal kalbini” görüyoruz ve yine Tony o sırada Pepper ile olan sevgisinden bahsediyor Tony. Yani yine geçmişteki filmlere güzel bir gönderme yapılmış.

Hemen ardından ise Infinity War sonrası uzayda sürüklenen Tony’i görüyoruz. Bu sırada da Tony Pepper’a verdiği “Daha fazla sürpriz yok” sözünü tekrarlıyor ve hemen akabinde de “Son bir taneyi daha başarabilirim sanmıştım” diyor. Burada da büyük ihtimal Thanos’dan bahsediyor. Yani anlayacağınız hala Pepper’a veda ediyor. Malum, orada ölebileceğini biliyor.

Hemen ardından ise sahne yine değişiyor ve yine bir MCU öncüsü film olan Captain America: The First Avenger filminden bir sahne ile karşılaşıyoruz. Malum bu da Steve Rogers’ın hikayesinin başlangıcıydı. Üstelik Kaptan Amerika ile alakalı görseller gösterilirken Peggy’nin konuşması muhteşem bir sentez yaratmış çünkü Kaptan’ın hikayesinin de ana kahramanlarından biri Peggy’di.

Sonrasında ise Clint Barton ve kızı Lila‘nın ok atışlarına şahit oluyoruz. Clint, Lila’yı eğitiyor bu sahnede. Lila’yı Avengers: Age Of Ultron filminde de görmüştük. Lakin o zamanlar daha küçüktü. Yani büyük ihtimal bu sahne Clint’in ev hapsinde olduğu dönemden bir flashback. Sahnenin arkasında ise Clint’in tüm ailesini görmek mümkün. Tahminlerimize göre Clint bu sahnede ailesini kaybedecek.

Sahne değiştiğinde ise, geçen fragmanda da gördüğümüz üzere Clint’i Ronin olarak Japonya’da görüyoruz. O sırada da arkadaki ses “Bazen yapabileceğimizin en iyisi yeniden başlamaktır” diyor. Bu da Clint’in Ronin’e dönüşümünün güzel bir göstergesi. Zira büyük ihtimal Infinity War ile ailesini kaybeden Clint, bambaşka bir insana dönüşerek hayatına yeniden başlıyor bu filmde.

Clint’i bulan ve takıma geri getiren kişinin Natasha olduğunu zaten tahmin ediyorduk. Lakin bu fragmanın düşmesi ile bundan emin olduk. Yukarıda bahsettiğimiz sahne büyük ihtimalle Infinity War sonrası Natasha ile Clint’in ilk karşılaşması. Büyük ihtimalle bu ikili arasında geçecek duygusal bir konuşmadan sonra Clint ait olduğu yere yani takıma dönecek.

Sonraki sahnede ise Captain America: Civil War’a geri ışınlanıyoruz ve Peggy Carter’ın tabutunu taşıyan Steve’i görüyoruz. Geçmiş filmlere her geri döndüğümüzde sahnenin siyah-beyaza dönüşmesi ise nostaljiyi çok güzel yansıtmış gerçekten de. Bunun bilinçli yapıldığı zaten ortada olan bir durum. Endgame sahneleri de o yüzden renkli zaten. Zamanın ne kadar geçtiğini bizlere fragmanın renkleri bile gösteriyor.

Hemen sonra ise Asgard’a gidiyoruz. Sahne yine siyah-beyaz, malum fragmanda şimdiye kadar görmediğimiz geriye son bir solo başlangıç filmi kalmıştı: Thor. Anlayacağınız fragman her şeyi başlatan bu üç filme çok usulca değiniyor ki bu da aslında çok normal çünkü Avengers: Endgame MCU’nun bir döneminin kapanış filmi olacak.

Asgard’da Thor ile Odin’in bir sahnesine şahit olduktan sonra, sahne Infinity War’a geri dönüyor ve kısa saçlı Thor’u bizlere gösteriyor. Ama tabi ki hala siyah-beyaz, malum geçmişteyiz. Thor “Tüm bu insanların ölüşlerini gördüm” derken, Infinity War’da toza dönüşen kahramanlardan birkaçının ölümünü görüyoruz. Güzel bir sekans yaratılmış.

Bu arada siyah-beyaz sahnelerde kullanılan kırmızı renge de değinmek istiyoruz. Genelde filmlerde kırmızı renk bir direnişin sembolü olarak kullanılır. Bu fragmanda da bizce bunun kullanım amacı bu. Bir mücadeleyi anlatmak. Geçmişten gelen ve şimdi son bulacak o mücadeleyi sembolize etmek.

Sonraki sahnede, Steve “Bazı insanlar yollarına devam eder ama biz değil” lafını tekrar dile getiriyor. Büyük ihtimalde bu sırada yine Natasha ile konuşuyor. Bu arada Natasha’nın saçları ise yine kızıl renkte. Bu neden önemli şimdi derseniz birazdan bahsedeceğimiz üzere fragmanın ilerleyen sahnelerinde saçlarını tekrar sarı renkte görüyoruz, tıpkı Clint’le olan ilk sahnesi gibi ama buna birazdan değiniriz.

Sahne tekrar değiştiğinde ise terk edilmiş bir evin önündeki ağaçtaki “kayıp” posterlerine dehşet içinde bakan Scott Lang’i görüyoruz. Bu sahne büyük ihtimalle Scott’un kuantum evreninden kurtulmasından hemen sonra gerçekleşiyor ve Infinity War’da neler olduğunu bilmediğini de bizlere Scott’un yüzündeki o şok ifadesi düşündürüyor. Zira bakışlarında “Bu da ne böyle?” ifadesi var.

Sonrasında ise New York’a yaklaşan bir quinjet görüyoruz. Büyük ihtimalle de içinde Natasha ve Clint var. Zira sonraki sahnede bu ikiliyi karanlık bir ortamda görüyoruz ama camdan dikkatli baktığınızda hareket eden bir New York siması görmek mümkün.

Pek çok şey değişmiş olsa da Natasha ve Clint’in ilişkisi değişmemiş gibi duruyor. Lakin ilginç olan Clint’in bu sahnede Natasha’yı teselli ediyor gibi oluşu çünkü olan biten her şeyden sonra güçsüz karakterin Clint olmasını ve Natasha’nın onu teselli etmesini bekliyorduk. Ayrıca pes etmediklerini de Natasha’nın “Ufak bir şans olsa bile bu odada denemek için olamayan herkese bunu borçluyuz.” lafından anlayabiliyoruz.

Hemen ardından ise bir koridordaki bir patlamadan koşarak kaçan Clint’e rastlıyoruz. Ronin karakterinde değil de Hawkeye karakterinde olduğunu bizlere sırtından gözüken okları düşündürüyor.

Sonrasında ise War Machine’e ve Rocket Racoon’a birlikte rastlıyoruz. Büyük ihtimalle bir savaşın içindeler. Bu ikilinin birlikte savaşmasını görmek oldukça keyifli olacak gibi.

Hemen ardından Kaptan Amerika’nın “Biz yapacağız. Ne pahasına olursa olsun” sözü ile Ronin kostümündeki Clint’i ve Ant-Man kostümü içindeki Scott’u görüyoruz. Demek ki Scott yolunu bir şekilde bulup kahramanlarımıza katılmayı başarıyor. Bu arada Clint psikolojik olarak hiç iyi durmuyor ki bu da onun ailesini kaybettiği teorilerini destekliyor. Scott ise hala şaşkın, büyük ihtimalle olayların şoku içinde.

Sahne değiştiğinde yıldırımlar içindeki Thor’u ve savaşmaya hazır Nebula’yı görmek mümkün. Nebula’nın olduğu yer ise alevler içinde. Yani bu büyük ihtimalle bir savaş sahnesi.

“Ne pahasına olursa olsun” sözünü Clint de tekrarlarken, onun ok atışına şahit oluyoruz. Yani Hawkeye olarak karşımıza çıkıyor. Bu arada o patlamadan kaçtığı yer de bu sahnede.

Hemen akabinde ise Natasha’da “Ne pahasına olursa olsun”  sözünü tekrarlıyor. Zaten bu filmin kahramanlarımızın çoğunun hayatına mal olacağını biliyoruz. Dolayısıyla üzücü ama gerçek bir şey söylüyorlar aslında. Natasha bu repliği söylerken atış pratiği yapıyor ve saçları sarı, tıpkı Clint’i ilk bulduğu andaki gibi. Oysa Quinjet’in içinde saçlarını kızıl olarak görmüştük. Bu da bizlere arada bir zaman farklılığı olduğunu düşündürtüyor.

Hemen sonraki sahne ise Kaptan Amerika’yı zor bir durumda iken görüyoruz. Dikkatli bakıldığında arkada dumanlar olduğu fark ediliyor. Burası bir ihtimal Nebula’yı dumanlar içinde gördüğümüz yer ile aynı yer olabilir. Kaptan’ın duruşu ve pozisyonu bize son savaştan bir sahne olabileceği düşüncesini veriyor. Keza sonraki sahnede de kendini küçültmüş olan Ant-man’i alevler içinde görüyoruz. Büyük ihtimal bu karakterlerin hepsi aynı savaş alanının içerisinde.

Son olaraksa “Ne pahasına olursa olsun” sözü ile karşımıza hala uzay boşluğunda sürüklenmekte olan Tony çıkıyor.

Veee sahne değişiyor. Avengers binasının içine giriyoruz. Gördüğümüz şeyse tamamen tüyleri diken diken edici. Başta Kaptan Amerika olmak üzere sırasıyla (ki ilk onu görmemiz bizlere hala takıma onun liderlik ettiğini düşündürüyor), Tony, Natasha Nebula, Scott, Clint ve War Machine’i yeni beyaz-kırmızı Avengers üniformaları ile görüyoruz. Kahramanlarımızın geri kalanının nerede olduğu ise merak konusu… Bu arada teslimiyet ve mücadele renklerinden oluşan üniformalar gerçekten çok güzel düşünülmüş.

Buradan çıkan ilk sonuç Tony ve Nebula’nın Dünya’ya bir şekilde dönmeyi başardıkları. Genel teoriler Kaptan Marvel’ın onları kurtaracağı yönünde olsa da, bizce böyle olmayacak. İkinci sonuç ise Steve ile Tony’nin geçmişi geçmişte bırakarak tekrar bir takım olabildikleri. Bu arada üniformaların neredeyse hepsi birbiri ile aynı, War Machine’inki hariç. Onun üniforması eski kostümünün renklerinin farklı olanına benziyor daha çok. Bunun bir önemi olup olmadığını henüz bilemiyoruz.

Bu arada bu üniformaların inanılmaz derece de Hank Pym’inkine benzediğini de söylemeden geçemeyeceğiz. Bu da bize kuantum evreni ile ilgili bir şeyler göreceğimizi düşündürüyor. Bizce zaten herkesi geri getirmenin yolu kuantum evrenindeki zaman girdaplarında yatıyor ve kahramanlarımız bu üniformalar ile kuantum evrenine girmeye hazırlanıyor.

Tam fragman bitti sanırken, tıpkı filmlerde olduğu gibi son bir sahne daha karşımıza çıkıyor. Bu sahnede ise yine Avengers tesisleri içindeki Carol Danvers’ı Thor ile birlikte görüyoruz. Zaten Kaptan Marvel’ı görmeden bir fragman olamazdı. Thor baltasını çağırırken Carol’un kılı bile kıpırdamıyor. Bunun üzerine Thor “Bu kızı sevdim” diyor, ah be Thor hangimiz sevmedik ki zaten? Yani anlayacağınız Carol Danvers da takıma katılıyor. Bu arada bu sahnede Thor ve Carol harici Natasha ve War Machine’de bulunuyor. Natasha’nın saçları burada da sarı ve kısa. Yani filmin farklı zamanlarını birleştirip bir fragman yarattıkları düşüncesi insanda oluşuyor.

Nisan ayının sonuna kadar teori üretmeye devam edeceğiz gibi gözüküyor. Bu fragman bizleri biraz olsun tatmin etti, peki ya sizleri? Sizin bu konudaki düşünceleriniz neler? Bizimle paylaşmayı unutmayın…

5 YORUMLAR

  1. Hawkeye’ın, Black Widow ile Quin Jet’te olduğu sırada elinde görülebilen ve daha önce setten sızan fotoğraflarda gördüğümüz “Kuantum bilekliklerinden”, Black Widow’un saçlarına bakıldığında kısa sarı, uzun sarı ve uzun kızıl olmasından dolayı görebildiğimiz 3 farklı zaman aralığı olmasından hiç bahsedilmemiş. Ayırca geçtiğimiz günlerde Disney’in hissedarlar ile düzenlediği toplantı sırasında gösterilen film sahnelerinden de bahsedilmemiş eğer yazar bunlara dikkat etmiş olsaydı fragman hakkında daha iyi bir izlenim sunabilirdi, özellikle de hissedarlara gösterilen içerikleri araştırmış olsaydı. Ne yazık ki yüzeysel bir yazı olmuş, aradan kaçan bahsetme fırsatı bulamadığım tonlarca detay var :/

    • Black Widow’un saç farklılığına değindik aslında ama teori yazısı olmadığı için “kuantum bileklikleri” ve zaman farklılığına çok değinmek istemedik açıkçası. Sadece fragmanda neler gördüğümüzü yazmak istedik. Yoksa tabi ki ilk fragman, gösterilen sahneler, set fotoğrafları ve bu fragmanda birlikte değerlendirildiğinde ortaya bambaşka bir konsept çıkacaktır. Belki sizler için genel bir değerlendirme ve teorileri içeren bir içerik hazırlayabiliriz 🙂

      • Teori yazisi olmadigi icin mi Hank Pym’in Quantum Realm kiyafetini bulup benzerlerliklerine dikkat cekmissiniz bulamadik gormedik diyin bitsin ???

Blep için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Please enter your comment!
Please enter your name here