Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
81

Eğer hikayeyi sözcüklerle anlatabilseydim, yanımda sürekli bir fotoğraf makinesi taşımaya ihtiyaç duymazdım.
-Lewis Hine

Analog sevdalılarının en büyük Türkiye şubesi olan ”Ahan da Fotoğraf”, Facebook ile başlayıp kısa süre içinde büyüyen ve interaktif etkinlikler yapan muhteşem bir oluşum. Grup, analog fotoğrafçılığa gönül vermiş olan, heyecanla yeni başlayan ve sadece görmeyi seven büyük bir topluluktan oluşuyor. Fakat büyük yüzde izleyicilerde. Bildiğimiz üzere analog çok fazla emek isteyen bir iş. Tutkunları için ise öncelikle bir yaşanmışlık olarak görülüyor. Dijitalin aksine aşamalarıyla hikayesi olan bir el emeği…

Bu paylaşım platformu sayesinde tavsiyeler, fikir alışverişleri ve etkinlikler gerçekleşiyor. Her sene İstanbul/Moda’da geleneksel olarak düzenledikleri ”Askıda Fotoğraf” etkinliğinin yedincisi ise bu sene gerçekleşti. Bu etkinlikte Facebook grubunda paylaşılan fotoğraflar, ağaçlar arasına bağlanan iplere asılıp sergileniyor. Sergiye aynı zamanda tatlı sohbetler ve müzikler de eşlik ediyor.

Serginin diğer güzel yanı ise askıdan dilediğiniz fotoğrafı alıp yerine başka bir analog fotoğraf koyabiliyor olmanız. Yani sergi sürekli yenilenerek canlı kalıyor, tabiri caizse nefes alıyor.

Oluşumun aynı zamanda ”Ahan da Dükkan” diye bir sayfası var. Bu sayfada da film ya da fotoğraf alım satımı yapılıyor. Bu güzel kuruluşun analog fotoğraflarla dolu instagram hesabına ise bu linkten ulaşabilirsiniz.

Ahan Da Fotoğraf Manifestosu

“Bulunuşundan önce insanlar sakin göllere, cam tabaklara ve aynalara bakarak hayranlıkla kendilerini seyrediyorlardı ve ilk fotoğraf, hafızası olan bir aynanın yansımasıydı..

Bugün, nasıl üretildikleri floresan lambalı dikdörtgen ofisler kadar ruhsuz ve soğuk olan bestelerin steril egemenliği hakimse radyoda çalan şarkılarda, aynı floresan lambaların altında yüzüne monitör ışığı vurmuş insanların yorumları da aynı güzellikte hakim fotoğrafın boş bir kabuğa dönüşmesinin ardında..

Estetik soykırımlar çağının başındayız. Orası kesin. Ve hakkını da veriyoruz çağın tüm yitmişliğimizle.
Analog sesler her zaman kirli mi olur? Gerçek müzisyenlerin gerçek müzik aletlerini gerçek bir odada çalmalarından doğan bir kirlilik.
Ve şimdi aynısı fotoğraf için de mi geçerli? Olabilir. Sonuçta hiçbir şey sidik yarışı yapmak kadar eğlenceli gelmemiştir insana tarih boyunca. Ve hiçbir tarihte, bu tarihteki kadar hızlı akmamış harcanmamıştır bilgiler, fotoğraflar, müzikler, resimler, kelimeler, düşünceler, fikirler..

Şimdi zamanı yakalayın, geliştirin, yıkayın, durdurun ve dokunup kağıtlarına duvarlara asın!
Parlak monitörlerin ardından baktığında, dünyaya sunduğu şeylerin içi boş zırvalıklardan ibaret
olduğunu bilmeli insan. Fazla pürüzsüz. Fazla temiz. Fazla detay. Fazla mükemmelliyetçilik ve
fazla sidik yarışı beklentileri..

Her şeyin içindeki hayat kırıntılarını emip tüketen, bizi ruhsuz makinelere çeviren dijitalleşme..
Ve dijitalleştikçe, makinalara dokuna dokuna, dokunmayı unutan insanoğlu..
Kendine ışığın resmini çizdiği sakin sulardan bakmasını unutan insanoğlu..

Şimdi kendimizi ışığa bırakalım. Suya ve toprağa. Ve hafızası olan filmlerle aynalara, sıcak bir çay’a..

Estetik soykırımlar çağındayız. Orası kesin. Ve hakkını da veriyoruz çağın tüm yitmişliğimizle..
Ve tek aptalları biz miyiz, tüm bunları yüksek sesle söyleyecek kadar ileri gittiğimizden dünyanın?”

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
81

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here