Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
116

Biyokimyasal açıdan çok miktarda çikolata yemekten farksız mı?

Eğer 100 kişiye, ”Aşk nedir?” diye soracak olsaydık muhtemelen benzer cevaplar alırdık. Heyecan, mutluluk, kelebekler, sevgi, güven, el ele tutuşmak, sadakat, güven, acı, yalnızlık ve mantık…

Mutluluktan uykuları kaçıran hisler, yeri gelince yatakta acıdan dizleri karına çektirebiliyor. Veya bir zamanlar gülümsediğini sana söylediklerinde fark etmenin tatlı mahcubiyetini yaşarken, şimdi çenenin kitlendiğini dişlerin acıdığında fark etmenin yalnızlığında yaşıyor olabilirsin. Bazen ”Hayat güzel, koş!” diyen ses susar, tabiat feleğini şaşırır, gökyüzü maviden griye döner, zihne durmadan acı yürür. Bu duruma adım attığında insanın ayağı takılır ve derin bir bataklığa saplanır, çaresizliğe. Peki bu iki zıt hissi yaşatan nasıl aynı şey olabilir?

Aşk sözlükte karşılığını bulan bütün kelimelere karşı açılmış bir savaş mıdır? Tam bu soruda 7 milyar insan iki cepheye ayrılıyor. Bir tarafta kalp, diğer tarafta beyin.

Kalp cephesi kendini şöyle savunuyor: Cesaret pelerinini giymeden kendini bırakırsan aşk seni tutmaz, düşersin. Hesap yaparsan, düşersin. Kalbini duymazdan gelirsen, düşersin. Layığıyla yaşamazsan, düşersin. Kötü düşersin hem de. Şayet bunları yapıp yine kendini yerde bulursan bu da aşktandır. Ayıplanmaz, hor görülmez. Onun getirdiği düşüş, bir günah kadar mubahtır. İnsanın varoluşunu anlamlı kılan yegane şey seni yerden yere vurduğunda, buna sebep olan hislerin varlığı bir yara değil gurur kaynağıdır. Cesur insan işidir, haykırmaya korkmayanların işidir. Aşk için dört dörtlük anlaşmak, aynı zevklere sahip olmak, aynı pencereden bakmak da gerekmez üstelik. Yaşanması da gerekmez.
Hiç başlamasa da, yarım kalsa da, yaşansa da aslolan hislerin varlığıdır. Sophocles de bu bağlamda aşkı, hayatın ağırlığını ve acısını unutturan tek şey olarak tanımlar. Fakat kalp cephesinde savunmasını en güçlü şekilde yapan kişi hiç kuşkusuz büyük şair Ümit Yaşar Oğuzcan’dır…

”Sevmek insan tarafımızı bulmamızda bence. Biraz da yaklaşmamızdır Tanrı’ya zaman zaman. Dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acımalı. Ot gelip ot gidenlere acımalı. Sevebilen insan kendini keşfetmiş insandır. Talihli insandır. Çektiği bütün acılara rağmen, mutlu, kıvançlı insandır o. Aşktır yücelten bizi ve derinliğimiz aşktandır. Gerisi boş, yalan…”

”Duyarlarsa diyorsun. Duysunlar ne çıkar? Seven insanın bir suçlu gibi ezik olması neden? Sevmek ve sevilmek hakkımızı kullanıyorsak bundan kime ne? İnsan olarak aşktan başka övünecek neyimiz kaldı?”*

Kısacası bu cephede utanmak, pes etmek, onuruna ve gururuna yenilmek yok.

Cehennem nedir? Sanıyorum ki sevme yetisinden yoksun olmanın ıstırabıdır. -Dostoyevski

Beyin cephesinin silahı ise rasyonellik. Onlara göre aşk insanı yoran, sadece soy devamını sağlayan geçici bir arzudan ibarettir. Kişinin hormonlarından geçen bir yanılsamadır. Adı aşk olan hissiyatta esas olan anlaşmaktır ve bu kadar yüce bir şeyse eğer, insanı hırpalamayacaktır. Onu diğer cephede yücelten insanlığın acıya duyduğu bağımlılıktır. Kısa süreli heyecanlardan ibarettir ve bu tatlı çırpınışlar bir süre sonra sadece saygı ve bir miktar sevgiyle ayakta kalacaktır. Doğanın kanunu budur. Bu cephenin en güçlü isimlerinden biri ise yazar Clive Staples Lewis. Lewis aşk hakkındaki görüşlerini şöyle dile getiriyor:

”Güvenli bir yatırım değildir. Birini sevmek savunmasız hale gelmektir. Herhangi bir şeyi sevdiğinizde kalbiniz bükülecek ve muhtemelen kırılıp paramparça olacak. Kalbinizi tek parça halinde tutmak istiyorsanız, iyisi mi onu hiç kimseye vermeyin, bir hayvana bile. Etrafını uğraşlarınız ve ufak zevklerinizle sarıp sarmalayın; duygusallığını görmezden gelin ve onu bencilliğinizin tabutunda ya da kefeninde saklayın. Fakat güvenli, karanlık, hareketsiz ve nefessiz tabutta değişecektir o. Kırılmayacak artık; çünkü kırılmaz, içine girilmez, şekillendirilemez olacaktır. Bu trajediye ya da trajedinin gerçekleşme ihtimaline yönelik alternatif bir senaryo, lanetlenmedir. Aşkın tüm tehlike ve kaygılarından tam anlamıyla korunacağınız tek yer, cehennemdir.”*

Aşk, insan türünü sürdürmek için bireye kurulmuş tuzaktan başka bir şey değildir. -Arthur Schopenhauer

Aşk bir kalıba sığmazken sonuca varabilmek ne kadar mümkün bilinmez. Peki siz hangi cephede savaşıyorsunuz?

Kaynak:

*Oğuzcan, Ümit Yaşar. Aşka Dair Nesirler. Everest Yayınları, 2016
*Lewis, Clive Staples. The Four Loves. Geoffrey Bles, 1960

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
116

1 YORUM

  1. Şu kısacık hayatta hangimiz masum bir ciddiyetle kendimizi masallar diyarında düşünmedi ? Hangimiz kısacık da olsa gözlerimizi kapatıp kendimizi bir süper kahraman olarak hayal etmedi ? Kalp cephesindeki gerçek aşk işte bu imkansızlıkları mümkün kılan aşktır. Rasyonellik silahı kalbiyle sevenlerin kelebeklerini aşamaz. Güzel bir kalbin misafiri olmanız dileğiyle.. Yazı için teşekkürler …

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here