Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
4

20. yy’da müzik sanatında gelinen en önemli yenilik, tonal düzenin yıkılması ve onun yerine getirilen yeni bir düzenin ortaya çıkması yani on iki nota düzeninin kurulmuş olmasıdır. Tonalite düzenini yıkan ilk kişi olmasa da on iki nota düzeninin fikir babası olan kişi Arnold Schönberg’dir (1874-1951). Schönberg ilk olarak tonal düzen kalıplarında eserler yazmış, sonra tonaliteden ayrılmış ve sonuç olarak tonal düzene bağlı kalmadan eserler yazmaya başlamıştır. Yaratmış olduğu bu yeni dili eski üsluplarla dile getirmiş, hep eski duyguları ve eski davranışları anlatmıştır. Bunun sebebini ise birkaç kelime ile ifade etmemiz gerekirse. Schönberg 19.yy a aittir, kendisi hem romantik hem de klasiktir. Eski yapıtlarına baktığımızda ise son zamanlarında yapmış olduğu müzik ile aralarında büyük farklılıklar göremeyiz.

Bu konuda ise Schönberg durumu şöyle ifade ediyor:

“Bir besteci, içinden geldiği gibi candan, gönülden yazmazsa iyi müzik veremez. Ömrüm boyunca hiçbir zaman bir kurama saplanıp kalmadım. İçime ne doğarsa onu yazarım. Tonal, politonal ya da poliplanal müzik yazdığımda bunu bilinçli olarak yaptığımı sanmayınız. İçimde ki  duyguyu kağıt üzerine dökerim, o kadar… Hem başarılı bir sanat ürünü, nasıl bestelendiğini sezdirmeyen, özellikle de bir zihin çalışması sonucu ortaya çıktığı izlenimini vermeyen yapıttır.”

Schönberg’in yapmış olduğu müzik yukarıda belirtmiş olduğu bütün durumları doğrular lakin Schönberg son zamanların da tonaliteye dönmekten çekinmemiştir. İçinden nasıl gelirse öyle müzik yapmıştır hayatı boyunca, on iki ton yazmaya devam etmiştir ki çoğu insanın kulağı on iki ton kavramına alışamamışken bile.

Schönberg müziğin kuramsal yapısını Viyana’da o zamanlar yaşamakta olan saygın müzik severlerinden Alexander von Zemlinsky’den aldığı konturpuan dersleri dışında kendi kendine ansiklopedilerden öğrenmiştir. Bir çok müzisyenin gençliğinde yaptığı gibi başka bestecilerin operetlerini orkestralamak gibi gereksiz işler yapmıştı. Bu yüzdendir ki, ilk yapıtlarından biri olan Gurre Lieder’in bitirilmesi geciktikçe gecikmiştir. Gerek bu yapıtı, gerekse yaylı altılı için yazdığı Verklaerte Nacht (Aydınlanmış Gece). Wagner’i akla getiren fakat Beyrut’un müziğine kıyasla çok daha içten, çok daha mütevazı yapıtlardır.

Gurre Lieder, 1911 yılında bitirildiğinde Schönberg müzik sahnesinde bir devrimci olarak tanınıyordu. Çok zaman geçmeden tonal müzik etkisinden kurtulmak yolunda Op.9 Oda Senfonisinde ve Op.10 dörtlüde üstün bir çaba göstermiş ve bu çabalar Op.10 ikinci yaylı dörtlüsünün son iki bölümünde sopranonun söylediği Stefan Georg şiirlerinde bir mısrada denildiği üzere “başka gezegenlerin havasını koklamak gibi bir şeydi.”. Bu çalışmaları sonrasında onu farklı bir armonik düzene götürdü. Bu çalışmalarının sonucunda akla gelen ilk yapıtlardan biri olan Pierrot Lunaire, Schönberg’in “atonal” evresini açıklayan bir yapıttır. Getirmiş olduğu bu yenilikler anlatımcılığın (expressionisme) müzikteki karşılığı sayılırlar. On iki nota düzeniyle yazılmış ilk parça, Schönberg’in 1923 yılında bestelediği Op.23, piyano için beş parça’nın beşincisi olmuştur.

Schönberg’in bugüne dek gelen olumsuz ünü, duygulu bir sanatçı olmayıp daha çok bir matematikçi zihni gibi duran müzik yazıcısı olduğu görüşü vardır. Bu durum yazdığı on iki nota eserleri için doğruluk gösterse de Op.31 Orkestra için çeşitlemelerin de yeni anlatım dili esneklikle kullanmaya ve anlatımın önemine yer vermiştir.

Leopold Godowsky, Albert Einstein ve Arnold Schönberg

Kaynakça: İlhan Mimaroğlu – Müzik Tarihi

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
4

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here