Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
6

Platon’un öğrencisi Aristoteles, Antik Yunan ve Batı düşüncesinin önemli filozoflarından olup, döneminin hemen hemen tüm bilim dallarıyla ilgilenmiştir.

Ancak biz bugün Aristoteles’in erdem yani etik anlayışına değineceğiz. Kendisinden önce gelen filozoflar da erdem üzerine birçok yorum yapmış ve etik teoriler üretmişlerdir. Sokrates ve Platon gibi Aristoteles’in erdem etiğinin temeli de nihai amaç olan “eudaimonia”yaya dayanmaktadır. Eudaimonia, en genel anlamı ile insanın doğasına uygun, erdemli eylemlerde bulunarak eriştiği refah, mutluluk durumu ve dolayısıyla insanın nihai amacıdır.

Aristoteles, etik teorisine insan doğasını analiz ederek giriş yapar. Bu analizden yola çıkarak insanların doğalarına uygun düşecek, nihai bir amaçları olduğunu söyler; bu amaç da “eudaimonia”dır. Alternatif insan ve yaşam tasavvurları yapar ve bu bağlamda da hazza karşı çıkar. İnsanı köleleştirdiği için kötü olduğunu ve insan için asla bir amaç olamayacağını söyler. Mutluluğu sadece biçimsel olarak değil de içerik açısından da ele alan Aristoteles, işlev argümanını ortaya koyar. Bu argüman da, evrende hiçbir şeyin boşuna olmadığını ve her varlığın yerine getirmek durumunda olduğu belirli bir işlevi olduğunu, teleolojik bir bakış açısı ile ifade eder. Bu bağlamda, insanda söz konusu amacı yerine getirmek ile yükümlü olan ruhtur. Aristoteles, ruhu rasyonel (insani) ve irrasyonel (hayvani) olmak üzere ikiye ayırmıştır. Ruhun rasyonel bölümü, insanidir, logos sahibidir dolayısıyla da düşünme kapasitesine sahiptir ve ruhun insanı mutluluğa ulaştıracak olan kısmıdır. İrrasyonel kısım ise insanda temel arzu, istek ve içgüdülerin ikamet ettiği hayvansal, akıl dışı parçadır ve insanı mutluluğa götürmez.

Aristoteles, erdemin salt teorik olmasından ziyade pratik bir tarafı da olması gerektiğini söylemiş ve bu bağlamda erdemleri de, fikri – entelektüel erdemler ve karakter erdemleri olarak ikiye ayırmıştır. Fikri – entelektüel erdemlerde ruhun rasyonel parçasının ikiye ayrılması ile ortaya çıkan insanın teorik aklı söz konusudur. Teorik akıl, bilmek için bilme tutumu ile karakterize olan ve dolayısıyla tefekkür veya nedenlerin bilgisiyle ilgili olan bölümdür. Fikri erdemlerin oluşma sürecine katkı yapan, ikinci erdem türü ise pratik aklın ürünü olan karakter erdemleridir. Bilmekten ziyade doğru eylemde bulunmak üzerine yoğunlaşır ve dolayısıyla istek ile arzuların denetlenip, düzene sokulmasıyla meşgul olur.
Aristoteles’e göre bu bağlamda pratik aklın kullanılması kaçınılmaz olarak ahlaki erdemlere gereksinim duyar. Çünkü aksi halde pratik akıl amacından şaşarak, salt araçsal bir akla dönüşür. Söz konusu karakter erdemlerinde pratik akıl, doğru düşünme ve yargılama ile insanının aşırılık ve azlık arasındaki doğru ortayı bulmasını sağlar. Bu bağlamda Aristoteles, ”altın ortadan” bahseder. Altın orta eylemlerde iki uç nokta arasında ortayı bulmaktır, aynı zamanda erdemli olmanın tanımı da altın ortaya sahip olmaktır. Aristoteles’e göre altın ortanın bireylere ve durumlara bağlı olarak görece gösterdiği su götürmezdir ancak erdem sahibi olan, bilge insan her koşulda altın ortayı bulacaktır. Ona göre, insanın erdemli olabilmesi için iyi yetişmiş olması gerekir. Entelektüel erdemlerin eğitim yolu ile kazanıldığı yerde, ahlaki erdemler alışkanlık yolu ile kazanılır. Aristoteles insanın yapması gereken ile yapmayı istediği arasında bir çatışma olamayacağını çünkü erdem ve öz çıkarın çatışmayacağını söyler.

Tüm bunların ışığında Aristoteles’e göre erdemli bir yaşam sürmenin gerek koşulları; doğru yaşama, zaman içinde sağlam bir karakter oluşturma ve çok çeşitli durumlar içerisinde bile altın ortayı bulabilmektir.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
6

1 YORUM

  1. Aristo, tam anlamıyla salt, spekülasyon bir felsefe yapıyor. Gerçeklerden çok uzak bir düşünür, teselli ve vaat manyağı.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here