O kadar uzun yol geldik ki seninle

Şimdi, sen ayrı ben ayrı olan o yolu

Nasıl yürüyeceğiz?

Çağdaş edebiyatın en iyi şairlerinden biri olan Birhan Keskin, bu dizelerde hepimizin içinde tuttuğu bir soruyu soruyor: “Nasıl yürüyeceğiz?” 

Ayrılık insanın onu beşer yapan doğasının olmazsa olmazlarındandır. Bir şehri aşmak, bir kitabı bitirmek, çok sevdiğimiz insanların olduğu bir evden çıkmak… Aslında hepsi birer ayrılık. Peki duygularımızın her anlamını harmanladığımız birinden ayrılmak tüm bu örneklerden hangisine daha yakın ya da daha uzak? O harmanlama eyleminin köklerindeki aşk, insan hayatında nasıl birçok şeye gebe olabiliyorsa ayrılık da bir o kadar doğurgan davranıyor insana. Bazen dirilmek doğuruyor bazen isyan… Eğer sanat üzerine kurulu bir hayatınız varsa ayrılık size tamamen ham bir boşaltım isteğiyle ruhunuzdakini kağıtlara, tablolara, notalara bırakabileceğiniz duygular dokuyabiliyor. Bu listede ise sizlere terk edilmekten kaynaklı bir ayrılığın bana işledikleriyle eşleştirdiğim ve birilerinin ayrılık sonrası geriye bıraktığını düşündüğüm dizelerle bir adet şarkı listesi bırakacağım.

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün

Ahmet Telli

Yaşamımızın üzerine bırakılan ayrılık ayraçlarını birer birer ayıklamaya derman aradığımız sırada, bize son kez ses veren insanı ararken “Ben kimin ızdırabından geçtim?” diye sormadan alıkoyamıyor insan kendini.

Birdenbire olur, beklenmedik zamanda;
İçinde belirsiz bir şey sezersin.
Yüreğinin yankılanan tınısında,
Bir şeydir de ne olduğunu bilmezsin.
Ne hüzündür, ne kederdir, ne acı;
Yalnızca kendisidir, kendine benzer.
Şöyle bir yoklamaktır sanki amacı,
Karıştırıp aklını geldiği gibi gider.
Ama ben inatla tetik durup bekledim;
Biraz daha bildim ki her seferinde,
İçimde bir taraz gibi sezinlediğim,
Hiçlikti özümün duygusal çeperinde.

İşte ben yıllar yılı yarı ölü yarı diri,
O hiçliğe yazdım bunca harlı şiiri.

Metin Altıok

Zamanlar, mekanlar ve durumlar biri tarafından hiç edilirken ve biri tarafından da o hiçlikler toplanırken birden duraksayıp tek nefeste sorulan sorulardan yalnızca biriyle göz göze geliyoruz: “Bu sen misin?”

Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep…
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, karanlık…
Ve zehir-zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık…

Ahmed Arif

Ayrılık bazen bir beceriye dönüşebiliyor. Belki içten içe iki insan birbiri için “öteki” olabiliyor. Böyle bir durumda gitmeyi söyleyebilme cesaretinde bulunan ayrılık denen beceriyi başarmış oluyor. Sonrasında ise gidişlerin ya da kalamamanın ardındaki boşlukları doldurmaya çalışırken, duymak istemediğimiz söylemlerimiz biz yenmek istedikçe çoğalır. O söylemlerden yalnızca biri: “Utanır diyemem ne olur geri dön..”

Seni sevdim,
Seni birdenbire değil usul usul sevdim.
‘Uyandım bir sabah’ gibi değil,
Öyle değil nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve gün ışığı sislerden düşsel ovalara…
Seni sevdim…
Artık tek mümkünüm sensin.

Gülten Akın

Sevmek her koşulda karşı konulamaz bir duygu. Az ya da çok her şey gibi o da her bitti dediğimizde yeniden var olmak için kendini saklıyor. Fakat her sevmek birbirinin aynısı olmuyor. Yıllar tükense de bazen tek birinin yerine sevmek mümkün olmuyor.

Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.

İsmet Özel

Uzun uzadıya artan ve bitmeyeceğinin gerçeği her geçen gün yeniden önümüze çıkarken ses sahibi kıldığımız her kim ise birden bire onu hatırlatacak herhangi bir şeyle karşılaştığımızda mesela bir fotoğraf, o fotoğrafa bir şeyler söylemek istiyor insan: “Geri dönsem aynı sen mi?”

Birisiyle biz olmanın yenilgisinin ardından ben olmayı beklerken o ara geçişteki hüzünlerle mücadele etmek kalbi hiçliğe sürükleyebiliyor. O hiçlik dediğimiz de aslında biz olma olgusunun ben olmaktan çok daha öte içre bir şeyler barındırabiliyor olmasından kaynaklanıyor. Son olarak o barındırdığımız her ne ise kendimizden kaldırıp attığımızda ben olmayı yeniden inşa ederken ve yaşanılan onca güzel şeyin hakkını vererek vedalaşırken dinleyeceğimiz şarkıları bir liste halinde bırakıyorum. Umarım dinlemek keyif verir.

Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here