Bir önceki toplantıda bir karara varamayan yapımcı, bu sefer de bir senaryo belirlemek için toplantı yapmaya karar verir. Fakat gündemdeki oyunlar, onun kafasını, her zamanki gibi çok dağıtacaktır.

Yapımcı: Herkese tekrardan merhaba. Neler yapmıştık geçen hafta?

Geliştirici: Mario’lu God of War hakkında konuşup, telif sorunundan dolayı vazgeçmiştik ve sonuç olarak da hikayeli bir oyun yapmaya karar vermiştik.

Yapımcı: Geldi mi senarist arkadaş?

Senarist: Benim efendim. Geldim.

Yapımcı: Bugün yolda gelirken Sekiro diye bir oyun duydum. Bu SoulsBorne oyunlarını yapan firmadan çıkmış. Biz de öyle bir şey yapsak ya?

Geliştirici: Ama patron, oyun zor olacaksa müşterilerin yarısına yakınını kaybetmiş oluruz. Malum, bu tarz oyunlar herkese hitap etmeyebiliyor.

Yapımcı: Sen bırak şimdi oyuncunun yarısını, tamamını. Para eder mi? Onu söyle.

Senarist: Souls-Like yapacaksanız beni niye çağırdınız?

Geliştirici: Bir dur şimdi, karıştırma ortalığı. Evet, eder patron. Etmeseydi bu firma yıllardır bu oyunları yapamazdı sonuçta. Şimdiye kadar altı oyun yaptılar.

Yapımcı: Ohh, ne güzel. Senaryosunu da iyi yaptık mı tadından yenmez. Çok iyi bir hikaye olsun ama kimse anlamasın yapabilir miyiz?

Senarist: Çok iyi bir hikaye kısmına garanti veremem ama kimsenin anlamaması konusunda elimden geleni yaparım. Zorlandığım kısımda da “Ash” kelimesini yapıştırırım, alın size dibine kadar Souls-Like.

Yapımcı: Yaptığım araştırmalara göre, bu oyunları oynayamayanlar kolay modu istiyormuş. Yapsak mı biz kolay modu? Hem bu oyunculara da ulaşmış oluruz.

Geliştirici: Ama oyunun o zaman birkaç farklı zorluk modu olan aksiyon oyunlarından farkı kalmaz ki.

Senarist: Doğru. Bu oyuncular, zoru sevdikleri için veya zoru başardıkları zaman gelen tatmin hissi için seviyorlar zaten.

Yapımcı: Bu oyunların zor kısmı ne tam olarak? Düşmanlar çok mu güçlü?

Geliştirici: Düşmanların gücünden de ziyade, öldüğünüzde oraya kadar öldürdüğünüz tüm düşmanların tekrardan doğması ve her ölümün kötü sonuçlarının olması. Düşmanların güçlü olmaları da cabası tabii. Bir de boss savaşları var ki anlatılmaz, yaşanır.

Yapımcı: Yaşamasalar da olur, hep ölsünler. Tamam, şöyle yapalım. Bizim oyunda öldüklerinde, oyun en baştan başlasın. Nasıl?

Senarist: Neden öyle bir şey olsun ki?

Yapımcı: E zor olur işte.

Geliştirici: O zaman oyunu kimse oynamak istemez ki patron. Çok zor olur.

Yapımcı: Kardeşim kolay modu olsun diyorum, hayır diyorsunuz. Zor olsun diyorum, hayır diyorsunuz. Ne istiyor bu oyuncular Allah aşkına! Geçen hafta gelen oyuncu arkadaş nerede?

Geliştirici: O, bu hafta senaryoyu konuşacağız diye gelmedi. Bilmiyorduk ki sizin fikir değiştireceğinizi.

Yapımcı: Tamam o zaman, haftaya onu çağırın. Bitti toplantı bugünlük.

Senarist: Ben ne yapacağım şimdi?

Yapımcı: Sen, bize bir senaryo yazacaksın. En azından şimdilik ana hatlarıyla. Sen bize anlattığında “Çok iyi.” diyelim ama oyuncu oynadığında bir şey anlamasın. E onlar da anlamak istiyorlarsa açıp okusunlar canım. Zorla mı?

Geliştirici: Hiç!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here