“Beni görmek demek behemahal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.”

Mustafa Kemal Atatürk

Ulu Önderimizin, deniz gibi bakan gözleri önce karanlığa tutundu sonra sonsuzluğa.. Ancak unutulmasın ki; bir ölüm en fazla bu kadar ölümsüz olabilirdi. Aramızdan ayrılan büyük ata, gönüllerimizde her daim yaşatılacaktır.  Hissederek, anlayarak ve ona layık bir Türk milleti olmayı hayat gayesi edinerek..  Wanda! ekibi olarak; gerek Türkiye gerek dünyanın çeşitli yerlerinden görülmeye değer yerleri ve ilgi çekici etkinlikleri sizlerle paylaşıyoruz. Bu yazımızda ise Türk insanının muhakkak bulunup o duyguyu hissetmesi gereken bir lokasyona yolculuğa çıkacağız. Ata’ya yolculuk, Anıtkabir’e yolculuk! Başlayalım..

10 Kasım 1938’de İstanbul’da vefat eden Atatürk’ün naaşı, Ankara’ya getirilerek geçici olarak Etnoğrafya Müzesi’ne konulmuştur. Daha sonra Atatürk’ün kişiliğine uygun, ulusunun ona armağanı olacak bir anıtkabirin hazırlık çalışmalarına başlandı. Bu aşamada en önemli sorun, anıtkabirin kurulacağı alanın yeriydi. Atatürk’ün bu konuda bir vasiyeti olmadığı için, uzun araştırma ve tartışmalardan sonra anıt alanı olarak Ankara’nın güneyine düşen Rasattepe seçildi.

Atatürk’ün sağlığında burası için “Bu tepe ne güzel bir anıt yeri” ve “Ankara kalesi buradan ne kadar’da güzel görünüyor” sözleri’de anımsanarak kesin karara varıldı.

Anıtkabirin yeri saptandıktan sonra uluslararası bir proje yarışması düzenlendi, 47 eser katıldı. Kesin sonucu belirleyecek olan hükümet, 7 Mayıs 1942’de Prof. Dr. Emin Onat ile Doç. Dr. Orhan Arda’nın projesini uygulamaya karar verdi. 15.000 m2‘lik bir alana yayılan Anıtkabir’in temel atma töreni 9 Ekim 1944‘de yapıldı; yapımı dokuz yıl sürdü ve 20 milyon TL harcandı. Yapı için gerekli malzeme Türkiye’nin çeşitli yörelerinden getirildi.

Ulu önder Atatürk’ün lahdi giriş bölümünün karşısındaki duvara açılan geniş pencerenin önündedir. Tek parçalı renkli mermerden yapılmış olan lahdin üzerinde hiç bir bezeme yoktur. Ankara Kalesine bakan geniş pencerenin altına Atatürk’ün ünlü “Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türk Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” özdeyişi ile “Ne Mutlu Türküm diyene” sözü yazılıdır.

Anıtkabir 750.000 m2’lik bir alan üzerinde kurulu olup bu alanın yaklaşık 120.000 m2’lik kısmı Anıt Bloğu, 630.000 m2’lik kısmı ise Barış Parkı‘dır. Barış Parkı Doğu ve Batı Parkı olmak üzere 2 bölümden oluşmaktadır

Anıtkabir inşaatı sırasında, Anıtkabir’i çevreleyen alanda Atatürk’ün “Yurtta sulh, Cihanda Sulh” özdeyişinden ilham alınarak, çeşitli yabancı ülkelerden ve Türkiye’nin bazı bölgelerinden getirilen fidanlara “Uluslararası Barış Parkı” oluşturulması düşünülmüştür. Böylece, Ulu Önder Atatürk’ün ebedi istirahatgahı, yaşamı boyunca dünyada ve yurtta sağlamak için büyük mücadeleler verdiği barışı temsil eden bir park ile çevrelemiştir.

Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün hayattayken okuduğu, üç dilden 3123 kitabı barındıran Atatürk Özel Kitaplığı bulunmaktadır.

İstiklal Kulesi’nin önünde, üç kadın heykelinden meydana getirilmiş bir grup vardır. Bu üçlü kadın grubu “Atatürk’ün ölümü karşısında Türk kadınlarının duydukları derin acıyı” temsil etmektedir. Sanatçı Hüseyin Özkan’ın eseridir. Ulusal giysiler içindeki Türk kadınlarından ikisi yere kadar uzanan kalın bir çelenk tutmaktadırlar. Başak demetlerinden meydana gelen çelenk, Atatürk’ün kurtardığı bereketli yurdumuzu temsil etmektedir. Ortadaki kadın, ağlamakta ve yüzünü bir eli ile kapatmaktadır. Sağdaki kadının elinde Tanrının rahmetinin toplandığı bir kap vardır. Atalarımız, eski zamanlarda, gök Tanrısı’na ve onun Türk Yurduna bereket yağdırdığına inanıyorlardı. Bu inanç türlü biçimlerde zamanımıza kadar gelmiştir. Nisan yağmurları, yurdumuzun bir çok yerlerinde şimdi bile kutsal sayılır. Atatürk, Türk kadınlarının yüce değerlerine inanır ve Türk kadınlarını “uygar dünyada kendilerine yaraşan en şerefli düzeylere ulaştırmak için” çalışırdı. Bu heykel grubunda, tarih boyunca bir çok kahramanlar yetiştirmiş olan Türk kadını, derin acısı içinde bile, gururlu, ağırbaşlı, azimli ve enerji dolu, karakterli bir ifade ile dile getirilmiştir.

Üç erkekten meydana gelen bu grupta, Türk erkeklerinin “Atatürk’ün ölümünden duydukları derin acı” dile getirilmiştir. Yüksekçe bir altlık üzerinde ayakta duran heykellerden sağdaki rütbesiz asker, bütün ordumuzu temsil etmektedir. Rütbesiz asker, başında miğferi, sırtındaki kalın kaputu ile dimdik durmaktadır. Ciddi, sakin ve gururludur.

Askerin sağında biraz geride Türk halkını temsil eden bir köylü heykeli vardır. Köylünün başında çok eski, atalarımızın giydikleri bir yün başlık, omuzunda bir keçe kamçı, sol elinde uzun bir sopa görülmektedir.

Ziyaretçileri Atatürk’ün huzuruna hazırlamak için yapılmış olan 262 metre uzunluğundaki yolun iki yanında, oturmuş halde 24 aslan heykeli bulunmaktadır. Bu sayı 24 Oğuz Boyunu temsil eder. Çift çift sıralanmış aslanlar, Türk milletinin birlik ve beraberliğini simgeler.

Anıtkabir’i ziyaret. Bu anıt ve onun altında yatan, hiçbir görüşün değil ancak millet olarak daima uyanık kalmanın bir sembolü olarak selamlanacak. Ve unutulmasın ki, bedenen aramızdan ayrılan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, her zaman yüreğimiz de yaşayacak.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here