“Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum. Sadece benimkine değen bedeninin sıcaklığıyla dolan, kahredici bir boşluk taşıyorum göğsümün tam ortasında, yeniden.”

Fransız asıllı bir filozof ve gazeteci olan Andre Gorz ya da yazılarında kullandığı takma isim ile Michel Bosquet, 1923’ de Viyana’da Yahudi bir baba ve Katolik bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. II. Dünya Savaşı başladığında dönemin antisemit anlayışından korunmak amacıyla annesi tarafından Lozan’a, Katolik enstitüsüne gönderilmiş ve 1945’te Federal Teknik Okulu’ndan Kimya mühendisi olarak mezun olmuştur. Daha okul yıllarında felsefi ve edebi yazılar yazmaya başlamış, savaştan sonra gittiği Fransa’da da gazetecilik yapmayı tercih etmiştir. 1946’da Sartre ile tanışmış, onun varoluşçuluk ve fenomenoloji üzerine olan fikir ve görüşlerinden etkilenmiştir. Simone de Beauvoir ve Sartre tarafından kurulan Les Temps Modernes dergisinde yer aldıktan sonra haftalık olarak çıkan dönemin ünlü Fransız dergisi Le Nouvel Observateur‘da yirmi yıl boyunca yazılar kaleme almıştır. Dergide çıkan araştırma – inceleme yazılarında felsefi bir arka plan ile geleceğin gündemine yönelik konular ele almıştır.
Eserlerinde kapitalizme özgü iş bölümünü eleştirmiş, dünyadaki kaynakların bilinçsizce kullanımının dünyanın sonunu getirdiğini ifade etmiş özellikle Mayıs 1968 olaylarından sonra politik ekolojiye daha çok yönelmiş, 1960 ve 70’lerde yeni sol hareketi içinde yer almıştır. Politik ekolojinin önemli düşünürlerinden biri olup; Elveda Proletarya, Kapitalizm, Sosyalizm, Ekoloji: Yönelim Bozuklukları, Arayışlar, İktisadi Aklın Eleştirisi ve Yaşadığımız Sefalet bu konular üzerine olup Türkçe’ye de çevrilen eserlerindendir. Le Nouvel Observateur’dan emekli olduktan sonra köy yaşamını tercih etmiş ve geriye kalan yirmi üç yılını Vosnan’da tedavisi olmayan ağır bir hastalık ile mücadele eden, çok sevdiği, vazgeçilmezi olarak nitelendirdiği eşi Dorine’e ve yazmaya adamıştır.
Vosnan’da Dorine’in tasarladığı ve birlikte inşa ettikleri evlerinde kaleme aldığı Son Mektup, Gorz’un büyük bir aşk ile bağlı olduğu hayat arkadaşı Dorine’e duyduğu derin sevgisinin ve birlikte geçirdikleri yılların mümkün olabildiğince kelimelere dökülmüş halidir. Gorz, tanıştıkları andan başlayarak elli sekiz yıl sürmüş olan bu derin sevgiyi ve hayatlarını ince ince anlatmış; kimi zaman yaşadıkları sıkıntılardan, duyduğu pişmanlıklardan, düşüncelerinden, eserlerinden ve tüm bu zaman zarfında koşulsuz şartsız yanında olan ve kendi deyimi ile yolunu bulmasına yardım eden Dorine’e duyduğu aşktan bahsetmektedir. Neredeyse yaşam boyu birlikte olduklarını, birlikte yaşayıp birlikte var olduklarını söylerken Dorine’in durumu gittikçe kötüleştiğinde çift özgür iradeleri ile bir karar alır; birlikte var oldukları bu dünyadan giderken de birbirlerinden ayrı düşmeyeceklerine ve birlikte öleceklerine söz vererek 24 Eylül 2007’de ölüme birlikte yürürler.

Gorz, birbirlerini anlamak için yaratıldıklarını söylediği Dorine’e yazdığı son mektubunu şöyle bitirir:
“Seksen iki yaşına yeni girdin. Hala güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum. Son zamanlarda sana bir kez daha aşık oldum ve sadece benimkine değen bedeninin sıcaklığıyla dolan, kahredici bir boşluk taşıyorum göğsümün tam ortasında yeniden. Geceleri bazen, boş bir yolda ve ıssız bir manzarada bir cenaze arabasının ardından yürüyen bir adamın karaltısını görüyorum. O adam benim. Cenaze arabasının taşıdığı ise sen. Senin yakılma törenine katılmak istemiyorum; elime, içinde küllerinin bulunduğu bir kavanoz vermelerini istemiyorum. Nefesine kulak veriyor, hafifçe seni okşuyorum. İkimizin de dileği, diğerinin ölümünden sonra yaşamak zorunda kalmamaktı. Birbirimize sık sık söylediğimiz gibi, olmaz ya, eğer ikinci bir hayatımız olsaydı o hayatı da birlikte geçirmek isterdik.”

Kaynak:
– Andre Gorz, Son Mektup, Ayrıntı Yayınları
– 2

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here