Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
36

Büyük Selçuklu Devleti’nin Malazgirt Savaşı’nı kazanmasıyla birlikte Sultan Alparslan, komutanlarına fethettikleri her bir bölgeyi yurt edinme hakkı tanıdı. Böylece 1075 yılına gelindiğinde Kutalmışoğlu Süleyman Şah İznik’i fethetedecek ve Anadolu’da yeni bir Selçuklu Devleti kurulmuş olacaktı.

Tıpkı Osmanlı gibi kuruluş, yükseliş, gerileme ve çöküş dönemi yaşayan bu devlet; 1318’te hem Moğolların baskısı hem de iç karışıklıklar nedeniyle yıkıldı. Ama pek tabii ki eşsiz bir medeniyetin yaratıcısı oldukları için geriye hanlar, hamamlar, medreseler, kervansarayalar, kaleler, tersaneler ve camiler bıraktılar. Gelin, bu emsalsiz eserlere hep birlikte göz atalım.

10. Divriği Ulu Camii / Sivas

Bu yapının inşaasına 1228 yılında başlanmış, 1243 tarihinde tamamlanmıştır. İçerisinde cami, türbe ve darüşşifa bulunur. En önemli özelliği ise on binlerce motifin hiçbirisinin birbirini tekrar etmemesidir. Taş işçiliğinin en nadide örneklerini yansıtır. Evliya Çelebi bu eserden bahsederken “methinde diller kısır, kalem kırıktır” der. 1985 yılında UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine alınmış olup günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığının koruması altındadır.

9. Sultan Han / Aksaray

1229 yılında Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Düz bir arazi üzerine inşa edilmesine rağmen kale görünümündedir. Başlangıçta askeri üs olarak kullanılmış, daha sonraları ise köylülerin taş ocağı haline gelmiştir. Bitkisel ve geometrik motiflere sahiptir. Anadolu kervansaraylarının en gösterişlisi ve en büyüğü olmasıyla bilinir. 1959-1968 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiş olup bugün müze olarak kullanılmaktadır. 

8. Karatay Medresesi / Konya

Selçuklu veziri Celaleddin Karatay tarafından 1251-1252 tarihleri arasında inşa ettirilmiştir. Medresenin açılışında büyük bir tören gerçekleştirilmiş ve bu törene Mevlana Celaleddin-i Rumi ile Şems-i Tebrizi gibi dönemin ünlü alimleri de katılmıştır. Kapalı avlulu, tek eyvanlı ve tek katlı bir medresedir. Taç kapısında 28 hadis-i şerif yazılıdır. 1954 yılında restore edilen şaheser, günümüzde Çini Eserler Müzesi olarak kullanılmaktadır.

7. Alanya Kalesi / Antalya

Yonca planında olan bu yapı, denizden 250 metre yükseklikte bulunmaktadır ve 6 buçuk metrelik surlarının yanı sıra 400’e yakın da sarnıcı vardır. Görkemli kapıları ile birlikte adeta bir açık hava müzesi konumundadır. İdari ve askeri örgütlenmenin merkezi olarak kullanıldığı için sultan I. Alaeddin Keykubat tarafından savunmasının güçlendirildiği bilinmektedir.

6. Burmalı Minare Camii / Amasya

Selçuklu veziri Necmettin Feruh ve onun kardeşi Haznedar Yusuf tarafından 1242 yılında yaptırılmıştır. Minaresi deprem ve yangınlarda hasar görüp tamamen yok olduğu için yerine yapılan yeni minare taştan inşa edilmiş ve dönerek minarenin etrafını dolanan yivlerin oluşturduğu bu yapıya zamanla Burmalı Minare, camiye de Burmalı Minare Camii adı verilmiştir.

5. Alaeddin Camii / Konya

Yapımına Selçuklu sultanı I. Rukneddin Mesut döneminde başlanan cami, I. Alaeddin Keykubat zamanında (1221) tamamlanmıştır. İslam mimarisi yapı tarzında inşa edilmiş, üzeri ağaç ve toprakla örtülmüştür. Abanoz ağacından yapılmış minberi, Anadolu Selçuklu işlemeciliğinin şaheserlerinden birisi olarak kabul edilir. Caminin avlusunda Selçuklu sultanlarından; I. Mesud, II. Kılıçarslan, I. Gıyaseddin Keyhüsrev, II. Rükneddin Süleyman, III. İzzettin Kılıçarslan, I. Alaeddin Keykubat, II. Gıyaseddin Keyhüsrev, IV. Rükneddin Kılıçarslan ve III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in mezarlarının bulunduğu bir türbe yer alır.

4. Çifte Minareli Medrese / Erzurum

Adına Hatuniye Medresesi de denir. Çünkü I. Alaeddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlılardan padişah Hatun tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. İki katlı, dört eyvanlı ve açık avluludur. Avlunun her iki tarafında öğrenci ve öğretmen odaları yer alır. Taç kapısında bulunan bezemeler, Selçuklu taş süslemesindeki estetik anlayışın muazzam örneklerini sunmaktadır. Ağırlıklı olarak bitkisel ögeler kullanılmıştır. Osmanlı padişahı IV. Murat döneminde bir süre tophane, daha sonra da kışla olarak kullanılmakla birlikte günümüzde müze olarak hizmet vermektedir.

3. Sahip Ata Külliyesi / Konya

Selçuklu veziri Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından 1238 yılında inşa ettirilmiştir. Taç kapısının iki yanında birer tane sebil bulunur. Türbe, hankah (mabed) ve çifte hamamı vardır. Külliyenin mimarı, kitabesinde yazdığı üzere Kölük b. Abdullah’tır. 2007 yılında restore edilen bu eser, pek çok eklemeler yapılarak günümüze kadar ulaşmıştır.

2. Gevher Nesibe Hatun Darüşşifası / Kayseri

II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1205-1206 yılları arasında yapılmıştır. Verem olan kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine inşa ettirmiştir burayı sultan. Amaç, çaresiz hastaları tedavi edebilecek hekimlerin yetişeceği bir medrese ile darüşşifa kurmaktır. Bu nedenle burada tıp eğitimi verilmiş; felsefe, din ilimleri, Arapça, Farsça, Anatomi, Fizyoloji dersleri anlatılmıştır. Ayrıca eski Yunan ve Roma kaynaklarının yanı sıra Ebu Bekir Er-razi ve İbni Sina’nın eserleri de okutulmuştur. İslami döneme ait olan en eski hastane olarak kabul edilir. Günümüzde Erciyes Üniversitesi Tıp Tarihi Müzesi olarak kullanılmaktadır.

1. Gökmedrese / Sivas

1271 yılında, III. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde inşa edilmiştir. Açık avlulu, dört eyvanlı ve iki katlıdır. Mermer taş kapısı, ışık-gölge oyunu yaşatarak zengin bir görünüm oluşturur. Yapıldığı tarihten itibaren dini ilimler üzerine ders vermiş ve 1926 yılında müzeye dönüştürülmüştür.

 

Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5

Zafer Şen, “Anadolu Selçuklu Devleti Tarihine Bir Bakış”

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
36

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here