Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
41

“Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
Oğlu bir şiir okusa
Karacaoğlan’dan
Orhan Veli’den
Yunus’tan, Yunus’tan…”

 

Vakit, edebiyatımızın öykü dünyasına dalıp bir daha çıkmama vaktidir çünkü o dünyada bizi bekleyen bir isim vardır. O bekleyen, yıllarca söyleyemediklerimize ses, yalnız gecelerimize arkadaş olmuştur. Şimdi bizim ona yarenlik vaktimiz gelmiştir. Yani vakit “kiraz mevsimi”dir. Nasıl etsek, nasıl anlatsak bilemiyoruz. Meydanlarda mı bağırsak, sokak başlarında saz mı çalsak? İyisi mi gelin önce onun yaşanmışlıklarından başlayalım.

Sait Faik Abasıyanık, 1906 yılında dünyaya geldi. Daha liseli bir gençken tutkunu olduğu şiirle tanıştı. 20’li yaşlarında bir delikanlıya dönüştüğünde ise ilk hikayesi olan “İpek Mendil“i yazdı. Kaçarı yoktu, edebiyatı mutfağında öğrenmeliydi. İstanbul Üniversitesinde aldığı eğitimden sonra ona yurt dışı yolları gözükmüş ve orada öğrenim hayatını tamamladı. Babasının isteği üzerine gittiği yerden yine onun isteğini kırmayıp ülkesine kesin dönüş yapıp öğretmenlik yıllarına başladı. Öğretmenlikten sonra yayıncılığa merak salan Sait Faik, muhabirliğe başladı. Bu günler çok uzun sürdü diyemeyiz, o kendine ve bize en iyi gelen mesleğine kavuştu sonunda. Artık onun için sadece edebiyat vardı, sadece o, kalemi ve kağıdı. Çok geçmeden ilk kitabı “Semaver” yayımlandı. İlk kitap heyecanının üzerinden çok geçmeden onun için acı bir haber geldi. Babasını kaybeden yazar, o andan itibaren kalemine küstü. Neyse ki bu dargınlık çok geçmeden tatlıya bağlandı ve o yeniden yazmaya başladı. Ama yakasını talihsizlikler bırakmadı. Yazılarından dolayı mahkeme günleri başlayınca kitapları toplatıldı. Bunlarında üstesinden gelmeyi bir şekilde başardı. Kara günler geride kaldı, o bir İstanbul’da bir Burgazada’da günlerini geçiriyor, yazıyor da yazıyordu. Ta ki siroz bir sevdiğimizi daha elimizden alana kadar… Ölümünden sonra Burgazada’daki evi müze haline getirilen Sait Faik‘i yerinde ziyaret etme keyfini kaçırmayın deriz.

Ruhumuzu okşayan satırların sahibini sevgi, özlem ve bize kattıkları adına minnetle bir kez daha analım diye bir liste derledik. Daha fazla onu bekletmeyelim, gelin hep birlikte Burgazada’nın dar bir sokağına gidelim, bakalım onu bulabilecek miyiz? İşte sizin için seçtiğimiz “Bu dünyadan iyi ki bir Sait Faik Abasıyanık geçti” dedirten o satırlar. Keyifli Okumalar!

 

“Kendi peşimi bile bıraktım…” – Lüzumsuz Adam

“Şehri bırakıp gitmeliydi. Nereye olursa olsun… Bu şehri bırakmalıydı. Dağlarda yatmalı, su başlarında garipler gibi su içmeli, köylerden ekmek dilenmeli, şehirli görünce yol değiştirip koşa koşa kaçmalı, samanlıklarda yatmalı, dağlardan üzüm çalmalıydı.” – Lüzumsuz Adam

 

 

“Yüreğinin üstünde bir şey varmış gibi değil mi? Yalan. Mutlak bir yerde okudun. Yahut biri anlattı. Yahut aklında böyle kalmış. Yüreğinin üstünde bir şey yok. Yalnızlık. Yalnızlık güzel. Güzel değil. Kavun acısı. Kavun acısı da ne.”  –Alemdağ’da Var Bir Yılan

“O üzüntü birdenbire gelir. Hava yağmurludur. Bir sonu gelmeyecek başlangıç. Böyle sürüp gidecek gibidir her şey. Öyle ki, çocuklar bile çirkindir.”  –Havuz Başı

“Dünya büyüktür, güzeldir. Geceleri yıldızlar parlar. Gündüz sarı altın bir güneş doğar.” – Birtakım İnsanlar 

“Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.” –Alemdağ’da Var Bir Yılan 

 

“Güldü. ‘Kuş bana anlattı,’ dedi. Ferahlayıverdim. Kuş anlattıysa herhalde iyi şeyler anlatmıştır. Kuşlar kötü şey anlatır mı?” – Alemdağ’da Var Bir Yılan

“Her insandan korkuyorum. Kimdir bu sokakları dolduran adamlar? Bu koca şehir, ne kadar bir birine yabancı insanlarla dolu. Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar? Aklım ermiyor. Birbirini küçük görmeye, boğazlaşmaya, kandırmaya mı? Nasıl bir birinden bu kadar ayrı, birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor?” – Lüzumsuz Adam

“Bütün ümit yarın sabahta.” – Semaver

“Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam. Boş geçirdiğim, bağırmadığım, sustuğum günlere…” – Şimdi Sevişmek Vakti 

“Sevmekten korkuyorum… Ondan karanlıktan, riyadan, zulümden, hürriyetsizlikten korkar gibi ürküyorum.” – Semaver

“Şair değilim bereket! Göllerde kamış, rakı şişesinde balık olmayı bir şişe siyah şarap karşısında alelade beniadem olmaya da değişmem” – Tüneldeki Çocuk

“Nerden gelirse gelsin dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin!.. Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları…”  –Alemdağ’da Var Bir Yılan

 

“Dünyada her şeyle alay edilir, şaka yapılır ama şiirle asla! Az Şekerli

Kaynak 1, 2, 3

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
41

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here