Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
45

Absürdizm, varoluşçuluk ve nihilizm ile ilgili bir felsefi görüştür. İnsanlığın çabalarını, bu dünyadaki yaşamla ilgili bir anlam veya akılcı bir açıklama arayışı içinde göstermeye ve bunu yaparken tüm girişimleri başarısızlığa uğratmaya çalışır. Her ne kadar varoluşçu felsefenin içinde yer alsa da Albert Camus daha çok absürdizm üzerinde durmuştur. Camus’nun yazılarında yer alan temalar ve fikirler, absürtlük, yabancılaşma, intihar ve isyan gibi felsefi konulardaki düşüncelerini yansıtıyordu.

“Kendimi mi öldürsem, yoksa bir fincan kahve mi içsem?”

Camus, eserlerini varoluşçu felsefeye dayanarak inşa etmedi. Camus daha somut olaylarla çıkarımlar yaptı. Toplumların ekonomik krizi, hayatın monotonluğu, insanlar arasındaki tatmin edici olmayan ikili ilişkiler ana temalarıydı. Zamanın ekonomik sorunları, savaş dönemi krizleri ve toplumdaki ahlaki sorunlar kişiliğinin gelişiminde etkili olmuştu. Camus’nun hayatı, absürtlük, isyan, özgürlük, tutku ve uyumsuzluk kavramlarına dayanan eserleri üzerinde etkisi olan mali yetersizlikler, anomi ve kültürel şok etrafında şekillendi. Absürdizm, felsefeye yaptığı en önemli katkıydı. Camus, absürtlüğün modern insan koşulunun temel bir özelliği olduğunu düşünüyordu. Camus’ya göre, absürd sadece çelişki, tutarsızlık ve kafa karışıklığı dolu modern yaşamın ajitasyonlarını yansıtmıyordu. Absürtlüğün, varlığımızdaki uyumsuzluğu yansıttığını vurguluyordu.

“Eğer mutluluğun neyden meydana geldiğini araştırmaya devam edersen asla mutlu olamayacaksın, eğer hayatın anlamına bakıyorsan asla yaşamayacaksın.”

İnsani arzularımızın yaşamdaki düzeni, anlamı ve amacı ile bu arzuların hiçbirini vermeyen evren arasındaki çatışmanın ürünüdür. İnsanlara karşı olan her türlü baskıya karşı bir direnme tutumundan oluşur. Bu bakımdan saçma, insanoğlunun anlaşılırlığı, düzeni, önceliği ve aynı zamanda hiçbir şey sunmayan ve bu taleplerin hiçbirini sağlamayan bir kozmostan kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle, içinde yaşadığımız dünya, acılarımıza kayıtsızdır. Albert Camus absürd yaşam biçimine ayak uydurmamız için yedi çözüm önerir. İlki intihar etmektir, hayatın zorlukları ve absürtlüklerinden kaçmanın bir yolu olarak görüyor. Bir amaç ya da anlam olmaksızın, değersiz hayata son vermeye karar verilebilir. Camus, bunun gerçek bir isyan olmadığını ve gerçekte teslim olma anlamına geldiğini iddia ederek bu seçimi reddeder. İkincisi, bir tür dikkat dağıtıcı olan yiyecek ve içecek zevkiyle hayatı doldurarak absürtleşmeyi görmezden gelmeye çalışmak. Üçüncüsü, dine dönmek ve hayatın anlamının Tanrı’dan geldiğini söyleyerek absürtleşmeyi inkar etmek. Camus’ya göre bu seçim felsefi bir intihar gibidir. Bu çözümü benimsemeyi seçmek, aklını yok saymak ve intiharı seçmek kadar yıkıcıdır. Dördüncüsü taklit bir hayat yaşayarak bir aktör haline gelmek. Beşincisi, anlamı olan bir sanat müziği besteleyen bir müzisyen gibi başka bir tür sanatçı haline gelmek. Altı, iktidar sahibi olan bir siyasi kişi olmak. Ama absürtlük için son çözüm, kaçınılmaz olan yaşamı olduğu gibi sürdürmektir. Hayatın anlamsız olduğunu ve hiçbir anlamının olmadığını ve kendi anlamınızı bulmaya çalıştığını kabul ederek absürditeyi temelde kabul etmek ve kucaklamak olanıdır. Bu kabul, üzücü, iç karartıcı bir kabul değildir. Camus bu kabulün evrene karşı bir direniş olduğuna inanıyordu.

“Hayatın saçma olduğunun farkına varmak son değil, sadece bir başlangıç olabilir.”

Kaynak: 1, 2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
45

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here