İnanılmaz sahneleri ve gerçekçi atmosferiyle bizleri büyüleyen Trainspotting, “eroin enjekte etmek için boş damar aramak” anlamına gelen kült bir film. Irvine Welsh‘in kitabından uyarlanan Trainspotting‘den akıllardan çıkmayan olağan dışı 5 sahneyi derledik.

1. Hayatı seç. 

Film bir koşuyla başlar. Hayatı seç, 80’lerdeki anti-uyuşturucu kampanyasının sloganıdır, Renton, kaçarken bu sloganın sunduğu geleceği düşünür. Hayatı genç yaşta sorgulamayı aşarak artık insanların sıradanlaşmış ve kalıplaşmış hayatlarında, yaşayış biçimlerini sorgular.

 “Hayatı seç. Bir meslek seç. Bir kariyer seç. Bir aile seç. Kocaman b.ktan bir televizyon seç. Otomatik çamaşır makinelerini, arabaları, cd çalarları ve elektrikli konserve açacaklarını seç. Sağlıklı olmayı, düşük kolesterolü ve diş sigortanı seç. Geri ödemesi en az olan banka faizini seç. Ufacık bir ev seç. Arkadaşlarını seç. İyi bir tatili ve bavulu akıllıca doldurmayı seç. Üç odalı evini en güzel kumaşlarla donatmayı seç. Kendi işini kendin görmeyi ve Pazar sabahı ne b.k olduğunu düşünmeyi seç. Beyni uyuşturan, ruhunu ezen şov programlarını seyrederken, b.ktan yiyeceklerle tıkınacağın televizyon karşısındaki koltuğunu seç. Sonunda da, sefil bir evde yalnız başına geberip giderken, yerini, senin yerine geçmek için, seni kandıran bencil i.nelere bırakmayı seç. Çürüyüp gitmeyi ve yetiştirdiğin gerzek veletlere rezil olacak biçimde kendi altına etmeyi seç. Geleceği seç. Hayatı seç… ”

2. Yeniden hayatı seç. (Trainspotting 2)

Bu sefer 90’lardan farklı olarak günümüzdeki bağımlılıklarımızı, zaman kayıplarımızı, asla bitmeyen isteklerimizi ve yine aslında yaşadığımızı sandığımız hayatımızı sorgular.

”Hayatı seç! Mesela ben derim ki: Özel tasarım iç çamaşırı seç. Ölmüş bir ilişkiye biraz hayat katmak adına beyhude bir çaba. El çantalarını seç. Yüksek topuklu ayakkabılar seç. Kendini mutlu gibi hissetmek için kaşmir ve ipek seç. Kendini camdan atan bir kadın tarafından Çin’de üretilmiş bir iPhone’u seç ve Güney Asya’da bir mağazadan alınmış ceketinin cebinden çıkarma. Facebook’u, Twitter’ı, Snapchat’i, Instagram’ı seç ve tanımadığın insanlara kin kusacak binbir türlü başka yol seç. Profilini güncellemeyi seç. Kahvaltı ettiğini dünyaya duyur ve birinin, bir yerlerde bunu umursadığını umut et. Eski sevgililerini aramayı seç. Onlar kadar kötü görünmediğine çaresizce inanmak için. İlk “otuzbirinden” son nefesine kadar her şeyini bloglardan paylaşmayı seç. İnsan ilişkisinin indirgendiği nokta, dijital bir veriden fazlası değil. Estetik ameliyat olan ünlüler hakkında bilmediğin on şey seç. Kürtaj için bağırmayı seç. Tecavüz şakalarını, kadınlara laf atmayı, eski sevgilini ifşa etmeyi seç ve bitmek tükenmek bilmeyen depresif kadın düşmanlığını. 11 Eylül’ün hiç yaşanmadığını ve yaşandıysa, sorumluların yahudiler olduğunu seç. Ne zaman biteceği belli olmayan mesaileri ve işe gitmek için iki saat yol gitmeyi seç ve çocukların için de aynısını ama daha kötüsünü seç. Kendi kendine belki onların başına gelmediğini telkin et. Sonra arkana yaslan ve acıyı, “sikko” bir mutfakta üretilen adı bilinmeyen bir uyuşturucudan bilinmeyen dozlarda alarak dindir. Tutulmayan sözü seç ve keşke başka türlü hareket etseydim de. Kendi hatalarından asla ders çıkarmamayı seç. Tarihin tekerrür edişini izlemeyi seç. Her zaman hayalini kurduğun şeye ulaşmak yerine ulaşabileceğin şeye ulaşmaya kendini yavaştan alıştırmayı seç. Aza kanaat et ve mutluymuş gibi yap. Hayal kırıklığını seç ve sevdiklerini kaybetmeyi seç. Onlar hayattan ayrılırlarken senin bir parçan da onlarla birlikte ölür, ta ki birgün parça parça hepsinin öldüğü güne kadar ve senden ölü ya da diri denebilecek tek bir parça kalmayacak. Geleceğini seç Veronika. Hayatı seç.”

3. Kırmızı halıda kaybol.

Lou Reed‘den Perfect Day çalarken eroinin etkisiyle tribe giren Renton‘ın kırmızı halının içine gömülmesi, bize dünyayı onun gözünden gösteren en etkileyici sahnelerden biridir şüphesiz.

4. İskoçya’nın en kötü tuvaletine dal.

Renton‘ın görüp görebileceği en kötü tuvalete girmesi ve uyuşturucudan kurtulmak için kullandığı fitili deliğe düşürmesinin ardından uyuşturucu etkisiyle deliğe dalması tiksindirici, mide bulandırıcı fakat bir o kadar da akıllardan çıkmayan bir başka sahne.

5. Barda Begbie’nin fırlattığı bardakla birinin kafasını yar.

Begbie‘nin ne kadar sinirli bir karakter olduğu ortada. Kavga etmeye bayılan psikopat ruhlu Begbie‘nin umursamaz bir şekilde terastan bardağını fırlatıp bir kadının kafasını yarmasının üzerine aşağı inip bir güzel adam dövmesi de bu çılgın sahneyi akıllara kazımakta.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here