Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Milattan önce 500’lü yıllarda hemen hemen her yıl şenlikler düzenlenirdi ve düzenlenen bu şenliklerde oynanan oyunlar arasında en iyi olan oyuna bir ödül verilmekteydi. Yarışma niteliğinde olan bu şenliklerde katılımcı olan oyun yazarları, belirlenmiş olan ilgili mecraya “dörtlü” adı verilen dört tane yazılmış oyun sunmak zorundaydı. Ardı ardına sahnelenen bu dört oyunda üç tragedya (Kelime kökeni trajediden gelir ayrıca iki seçenek arasında kalmak anlamına gelmektedir.) ve sahnelenen üç tragedyanın ardından bir satirik oyun sergilenirdi. Satirik oyun bir nevi taşlama anlamına gelmekteydi. Bu adı almasının sebebi, oyun içerisinde satirler korosunun bulunmasıydı. Satirler, o zamanlarda Yunan mitolojisinde de yer alan vahşileri temsil eden belden yukarıları insan, belden aşağısı hayvan biçiminde olan mitolojik yaratıklardı. Birçok insan Wolfgang Amadeus Mozart‘ın Sihirli Flüt‘ündeki Papageno ile hemen hemen aynı olduklarını söyler hatta.

Yunan mitolojisinde yarı insan yarı hayvan olarak tasvir edilen satir.

Gelgelelim Aiskhylos’a… Kendisinin yazmış olduğu büyük dörtlüsü Oresteia, Mitologya’dan (Eski Yunan’da geçmişte söylenenlerin tekrar edilmesi anlamına gelirken doğu dillerinde mit olarak bilinir) alınmıştır. Oresteia kan gütme ve ilençleme gibi ilkel özellikler taşımaktaydı. Art arda sahnelenen 3 bölüm tragedyanın ardından bu ilkel tarafları ortadan kaybolur. Birinci oyunda Troya Savaşı’ndan dönen Agamemnon, karısı Klytaimestra tarafından öldürülür. İkinci oyunda, Apollon’un emriyle Orestes, annesi Klytaimestra’yı öldürür. Üçüncü oyunda, Apollon tarafından günahlarından arındırıldıktan ve intikam tanrıçaları Erinysler tarafından cezalandırıldıktan sonra Orestes, Yunan mitolojisinde zeka, savaş ve strateji tanrıçası olarak bilinen Athena tarafından mahkemeye çıkarılır ve yargılanır. Apollon ve Erinysler arasında çıkan çatışma için yeni bir mahkeme kurulur. Yasaların egemenliği böylelikle başlamış olur. Üçlünün sonunda, hikayelerin bir yorumu sunulur. İnsanoğlunun barbarlıktan medeniyete geçmek için verdikleri mücadeleyi anlatan bölüm ile satirik bölüme geçiş yapılır. Satirik oyunda, Agememnon’un dönüşü ve Menelaos’un Troya’nın düşüşünden sonraki yolculukları sevinç ile anlatılır.

Aiskhylos bir demokrat, Pytagorasçı idi. Oresteia’da intikam alma tanrıçaları Erinysler tarafından temsil edilen töre ile Apollon tarafından gösterilen soylu ayrıcalığı arasındaki savaşın, karşıtların ortada kaynaşmasıyla demokrasi içerisinde çözüldüğüne inanılıyordu. Dolayısıyla suç, zıt-suç ve uzlaşma bölümlerinden oluşan bu üçlüde Aiskhylos, düşüncesinin zıt olgularını bir araya getirerek eşsiz bir dramatik biçim ortaya çıkarmıştır.

Aiskhylos’tan sonra köklü değişimler yaşanmaya başlandı. Sophokles ve Euripides… Aiskhylos ile aynı dönemde yaşamış olan büyük tragedya yazarı olan bu iki ismin yazmış oldukları dörtlüler özelliklerini yitirdi. Aynı şekilde 3 konu tragedya olayı artık işlenmemeye başladı. Bu durum Sophokles ve Euripides gibi yazarların Aiskhylos’tan daha kötü yazarlar olduğu anlamına gelmez tabii ki. Tam tersine, tragedya yazılarını bir yapı taşı haline getiren kişi Sophokles idi. Ünlü düşünür Aristoteles’in deyişiyle, tragedya talihin tersine dönmesini dile getiriyordu. Bir diğer deyişle, tragedyanın kahramanı, kaderi tersine döndürecek bir davranış sergileyip yıkılışını yaratmasıydı.

Kaynak: George Thomson – İnsanın özü

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here