”İlk önce Eru vardı, yani Ilúvatar…”

Fantastik edebiyatın babası, J. R. R. Tolkien’in yarım kalmış ve oğlu tarafından tamamlanmış kitabı Silmarillion’da, Orta Dünya kozmolojisi tanımlanmış ve Hobbit ile Yüzüklerin Efendisi’nde gerçekleşmiş olan olayların öncesinde yaşanmış olaylara yer verilmiştir. Silmarillion, üç ana parçadan oluşur:

  1. Ainulindalë (“Ainur’un Müziği”) – Eä’nin, yani Dünya’nın yaradılışı.
  2. Valaquenta (“Valar’a Dair”) – Valar’ın ve Maiar’ın, Eä’deki iki doğaüstü varlığın tanımı.
  3. Quenta Silmarilion (“Silmaril’lerin Tarihi”) – İlk Çağ’da ve öncesinde olan olayların tarihi.

Bu içeriğimizde ise, Arda’nın yaradılışını konu alan ve kitabın ilk bölümünü oluşturan Ainulindalë‘i konu alacağız. Ainulindalë, yani Elf Lisanında Ainur’un Müziği, Arda’yı şekillendiren müziğin adıdır. Büyük Müzik de denilmektedir. Peki bu Ainur, Eru ve Arda nedir? Bu müzik neden bu kadar önemlidir? Hadi hep beraber bunlara bir bakalım.

Özetle, Silmarillion’un ilk bölümü olan Ainulindalë’da, Dünya’nın, yani Arda’nın yaradılışını anlatır. Kozmoloji, yani yaradılış bölümüdür. Bu bölümde Arda yaratılırken olan olaylar anlatılır, o yüzden henüz Elf’ler yahut İnsan’lar yoktur. Eru, kendi çocukları olarak anılan Elf’ler ve İnsan’ların yaşayabilecekleri diyarı, burada yaratır. (Aslında bizim filmlerde görüğümüz ve bildiğimiz “Orta Dünya” denilen yer, sadece Arda’nın bir kıtasıdır.) Orta Dünya, hatta Arda Mitolojisi diyebileceğimiz bu bölüm, kısaca Valar’ın ve Arda’nın yaradılışını ve Melkor’un “yoldan çıkışı”nı anlatır. Melkor ve Manwë arasındaki ilk mücadelenin de anlatıldığı bu bölümün sonu, Yüzüklerin Efendisi‘ne kadar uzanan olayların temelini oluşturur.

1) Dünya’nın Yaradılışı

İlk başta, evrende her şey sadece karanlıktan ve büyük bir boşluktan ibaretken, bu uçsuz bucaksız boşluğun içinde yaşayan tek varlık Eru’dur. (Tolkien’ın yarattığı Quenya dilinde ‘Her şeyin babası’ anlamına gelir. Ayrıca, daha sonrasında Elf’ler ona  Ilúvatar adını vermiştir.) Eru, bu dünyanın Tanrısı’dır ve Arda tarihinde her şeyden önce var olan, tüm Eä’da yaratma vasfına sahip olan tek varlıktır.

Eru’nun ilk ve basit düşünceleri, Ainur yani kutsal varlıklar olarak bilinen ırkı yaratmıştır. (Eğer Eru Tanrı ise, Ainur’da meleklerdir.) Eru’nun kendi düşüncelerinden yarattığı bu varlıklara (Ainur, her ne kadar Eru’nun düşüncelerinden oluşmuş olsalarda her birinin kendi hayatı vardır), Eru, bir de kendi ruhundan yani Sönmez Ateşi’nden, sonsuz hayat bahşetmiştir. Eru, onlara “Müzik sanatını” öğretmiş, bu müzik ise onların hayatı olmuştur.

Eru, Ainur için sonsuz boşluğun içinde “Sonsuz Odalar” olarak bilinen sarayı inşa etmiştir. Eru, Ainur’a büyük planını (görüsünü) anlatmış ve böylece işte bu sarayın içinde, tüm Ainur ırkı şarkı söylemeyi öğrenmiş ve el ele, bir çember halinde dönerek söyledikleri bir şarkı ile, boşlukta dönüp duran küresel bir dünya görüntüsünü yaratmışlardır. Yani Arda’yı! (Evet, kainatı yaratan şey, Ainur’un müziğidir.) Daha sonra, Ainur ırkının bir kısmı, bu dünyanın şekillendirilmesinde rol almaya devam etmek istemiş ve dünyaya inmişlerdir. Dünya’ya inmeyen Ainur ise, Sonsuz Odalar’da kalmışlardır. (Tolkien’in kitabında bahsedilen Ainur, Dünya’ya inenlerdir. Kalanlardan bahsedilmez. Tolkien tarihi, yalnızca dünyaya inerek fiziksel varlıklara bürünen Ainur’la ilgilidir. O yüzden bundan sonra Ainur dediğimizde Arda’ya inen Ainur’dan bahsedeceğiz.)

2) Valar ve Maiar

Ainur ırkı, Dünya’ya inince, doğanın bileşenleri ve güçleri haline gelmişlerdir. Aynı zamanda fiziksel biçim, kişilik, cinsiyet ve birbirleri ile akrabalık kazanmışlardır. Ainur ırkı, kendi içinde ikiye ayrılmaktadır: Valar ve Maiar. Valar, Maiar’a göre daha güçlüdür. Maiar, Valar’ın yardımcısı konumdadır.

Yazarın Notu: Erkeklere Vala denir, kadınlara ise Valië. Valar çoğuldur, Vala ise tekil. Benzer şekilde, Maiar da çoğuldur, Maia ise tekil. Keza Ainur’un da tekili Ainu’dur.

15 tane Vala bulunmaktadır:

  • Rüzgarların Kralı Manwë,
  • Yıldızların Kraliçesi Varda,
  • Denizlerin Efendisi Ulmo,
  • Ağlayan Nienna,
  • Demirci Aulë,
  • Meyve Veren Yavanna,
  • Ormanların Efendisi Oromë,
  • Genç Vána,
  • Ölülerin Bekçisi Mandos,
  • Dokumacı Vairë,
  • Rüyaların Efendisi Lórien,
  • İyileştirici Estë,
  • Güreşçi Tulkas,
  • Danscı Nessa
  • Daha sonra Karanlık Düşman Morgoth olarak adlandırılacak olan Melkor.

Aslında Maiar, Valar’a göre daha kalabalık olmalarına rağmen, tarihte bu ölümsüz varlıklardan sadece birkaçının ismi yer almıştır.

  • Manwë’nin Sözcüsü Eönwë,
  • Varda’nın Nedimesi Ilmarë,
  • Dalgaların Ossë’si,
  • Durgun Denizlerin Uinen’i,
  • Sindar Kraliçesi Melian,
  • Güneş Arien,
  • Ay Tilion,
  • Yüzüklerin Efendisi Sauron,
  • Balrog’ların Efendisi Gothmog,
  • Vampir Thuringwethil,
  • Örümcek Ungoliant,
  • Kurt Adam Dragluin,
  • Irmağın Kızı Goldberry,
  • Beş büyücü olan Olórin (Gandalf), Curunír (Saruman), Aiwendil (Radagast), Alatar ve Pallando.

3) Melkor ve Ainur’un Müziği Hakkında

İlk tanıtılan ve Eru’nun ilk konuştuğu Ainu olan Melkor, bilinen en güçlü Ainu olarak tanıtılmıştır. Melkor, diğer Ainur’un aksine, kendi başına olmaktan ve “kendisini üretmekten” fazlaca keyif aldığından, genellikle tek başına olmayı tercih etmiştir. Bu nedenle de, şarkılar sırasında, koroyu ve şarkıdaki uyumu bozan, hızlı bir ritim geliştirmiştir. Kendi müziğinin diğerlerininkinden farklı olmasının temel sebebi ise, geri kalan Ainur bir arada bir harmoni içinde çalışırken, Melkor’un tekil olarak çalışmasıdır. Dolayısıyla bu tekil düşünce, şarkılarına da yer etmiştir. Hatta genel olarak Ainur’un müziği “derin, geniş ve güzel ama yavaş ve esas güzelliğinin ölçülemez bir kederle harmanlanmasıyla gelen” olarak tanımlanmışken, Melkor’un müziği “yüksek, kibirli, kendini tekrarlayan ve diğer sesleri bastırmaya çalışan” olarak tanımlanmıştır.

İşte Ainur’un bu müziğini, Melkor’un uyumsuzluğu bozmuştur. Bu da yıllar sonra birçok Maiar’ın, Melkor’a hizmet etmesine neden olmuştur. (Tarihte bu düşen Maiar’a örnek olarak Balrog’lar, Ungoliant ve Sauron verilebilir.)

Toplamda Eru, Ainur korosuna, 3 tema sunmuştur. Ne yazık ki üçü de, Melkor’un müziğinin etkisi altında kalmıştır. Bunun üzerine, üçüncü temada, Eru olaya el atmış ve bu uyumsuzluğa bir son vermiştir. Müzik bittikten sonra ise Eru, Melkor’u suçlamış ve Salonu terk etmiştir. Bu da Melkor’u utandırmış ve bu nedenle de, Melkor sinirlenmiştir.

4) Arda ve Su

Ilúvatar’ın çocukları için Arda yaratıldıktan sonra, birçok Ainur Arda’da kalmayı seçmiştir. Lakin Melkor’un aklı hala bu dünyaya ve içinde yaşayan Ilúvatar’ın çocuklarına hükmetmektedir. Ainur yarattıkları bu dünyaya bakınca, Suyun, materyal enerjisinin ve dünya ve Ainur’un Müziği ile olan uyumunun farkına varmışlardır. Böylece Ulmo (Yağmur Yağdıran) tanıştırılmıştır. Melkor, ilk ismi verilen ve Eru’nun ilk konuştuğu Ainu iken Ulmo’da bu iki alanda da ikincidir. Ulmo, su ile ilişkilendirilen ve Müzik konusunda da en eğitimli Ainu’dur.

Melkor, suyu da bozmak istemiş ve bu nedenle de suya da müdahale etmiştir. Lakin Melkor’un bu hain planları boşa çıkmıştır. Zira su bozulmamış aksine, Melkor’un suya olan müdahalesi ile ortaya kar, don, bulutlar ve yağmur gibi güzellikler çıkmıştır. Ayrıca Melkor’un bu hareketi de Ulmo ile Manwë’nin yakınlaşmasını sağlamıştır. Böylece de Ulmo ve Manwë, Ilúvatar’ın arzu ve isteklerinin baş iki hizmetkarı olarak adlandırılmışlardır.

5) Zamanın İçindeki İlk Savaş

Arda yaratıldıktan sonra zaman akmaya başlamıştır. Melkor, Arda’yı kendine istemiş, oraya hükmetmek istemiştir. Buna karşılıksa Manwë, kendine dost olan Valar ve Maiar’ı bir araya getirerek Melkor’a karşı bir direniş başlatmıştır. (Hatırlatmakta fayda var ki Manwë, Ilúvatar’ın Ulu Müziği’nin İkinci Teması’nda baş enstrümandır.) Velhasıl Melkor, bu direniş karşısında yenilgiye uğramış ve Dünya’dan kaçmıştır. Lakin ilerleyen zamanlarda, daha güçlü bir şekilde, Manwë’nin tahtını almak için geri dönmüş ve açıkça savaş ilan etmiştir.

Bu savaş hakkında kayıtlarda az bilgi olmasına rağmen, Melkor’un Valar’ın yaptığı her şeyi (ki genel olarak yaptıkları şey, dünyayı Ilúvatar’ın çocuklarına hazırlamaktır.) tersine çevirmek istediği bilinmektedir. Lakin Melkor’un bu çabaları boşa çıkar çünkü dünyanın yaratımı bitmiştir. Melkor’a rağmen, dünya artık tamamlanmıştır.

Böylece de Arda, Ilúvatar’ın çocukları olan Quendi ve Atani için yaşamaya hazır hale gelmiştir.

Yazarın Notu: Elf’lere, ‘Konuşabilenler’ anlamına gelen Quendi denmektedir. Önce Quendi yaratılmıştır bundandır ki Elf’lere ‘ilk doğan’ anlamında Minnónar ismi de verilmektedir. Daha sonra ise Atani yani İnsanlar yaratılmıştır, bu nedenle İnsanlara ‘sonradan doğan’ anlamına gelen Apanónar da denmektedir. Ayrıca ölümlüler anlamına gelen Fírimar ve hastalıklı anlamına gelen Engwar’da insanlara verilen isimler arasındadır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here