Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Belli film türleri sinemanın doğuşundan beri film festivalleri, sinema eleştirmenleri ve sinema sektörünün diğer pek çok oyuncusu tarafından dikkate alınmadılar ve küçük görüldüler. Ödül törenlerinde ve eleştirmenlerin en iyi film listelerinde isimleri geçmedi. Bu dışlanan film türlerinin başlıca; korku, bilim kurgu, aksiyon, macera ve komediydi. Bu duruma verilebilecek en bariz örnek ise; korku ve gerilim filmlerinin üstadı olarak anılan ve sinema tarihinin en iyi yönetmenleri arasında yer alan Alfred Hitchcock’un tek Oscar ödülünün 1968 yılında aldığı onur ödülü olması.

Son zamanlarda, her sene birkaç başarılı korku-gerilim filmi öne çıkartılıyor. Bu filmler eleştirmenlerin övgülerine mazhar oluyorlar ve dahası Oscar ödülüne bile ulaşabiliyorlar. Bu filmlerin en öne çıkan örnekleri; It Follows (2014), The Babadook (2014), The Witch (2015) ve Get Out (2017) şeklinde sıralanabilir. Bu yazıda trendin son örneği olan Hereditary (2018) incelenmiştir. (Dikkat spoiler içerir!)

Filmin konusu kısaca şöyle özetlenebilir; anne, baba ve iki çocuktan oluşan klasik bir Amerikan üst sınıf ailesinin anneannesi ölmüştür. Evin annesi Annie (Toni Collette) sorunlu bir anne-kız ilişkisi yürüttüğü annesini yitirince karmaşık bir psikoloji içine girmiştir. Bunun yanı sıra anneannesine çok bağlı olan, tuhaf ve anti-sosyal davranışlar gösteren küçük kızı Charlie’yle (Milly Shapiro) uğraşmaktadır. Evin erkekleri Steve (Gabriel Byrne) ve Peter (Alex Wolff) ise yaşanan olaydan pek etkilenmemiş gibi gözükmektedirler.

Olayın üzerinden birkaç hafta geçtikten sonra Annie, sosyalleşmesi için Charlie’yi abisi Peter’la beraber dışarı gönderir. Partiye gidildikten bir süre sonra nefes almada sorunlar yaşayan Charlie fenalaşır, Peter kardeşini hastaneye götürmek için alkollü bir şekilde direksiyona geçer ve yaşanan trafik kazasının ardından Charlie feci şekilde can verir. Bu hazin olayın ardından Peter’ın doğumundan beri aralarında belli belirsiz bir gerginlik olan anne-oğul arasındaki çatışma daha da körüklenir.

Annie, annesinin ardından kızını da kaybetmeyi kabullenememektedir. Katıldığı grup terapisinde tanıştığı bir kadından ruh çağırmayı öğrenir ve başta inanmasa da kızıyla iletişim kurabilmek için bu oldukça tehlikeli yöntemi denemeye ailesini ikna eder. Korku filmlerine aşina olan seyircilerin tahmin edeceği gibi ruh çağırma seansında işler ters gider. Ölen anneannenin karanlık ruhlarla girdiği ilişkiler ve üyesi olduğu şeytani örgütün sebep olduğu kötülükler aile fertlerinin yakasını bırakmayacaktır.

Hereditary, bir korku filmi için 2 saat gibi oldukça uzun bir süreye sahip. Bu sürenin yaklaşık 1,5 saatlik ilk bölümünü bir aile dramı ve yas filmi olarak kurgulayan yönetmen Ari Aster, filmin son yarım saatini ise adeta bir korku şovu gibi planlayarak seyirciyi yay gibi germeyi başarıyor. Filmi bu biçimde hazırlayarak, yukarıda bahsedilen filmlere seyirci tarafından sıkça yöneltilen ”yeterince korkunç değil” eleştirisini de bertaraf etmeyi başarıyor. Henüz ilk uzun metrajlı filmini çeken genç bir yönetmenin bu kadar ustalıklı bir yapı kurması ve hem seyircilerin hem de eleştirmenlerin takdirini toplaması az buz bir başarı değil.

Filmde bu teknik zenginliğinin yanı sıra alt metin okumaları için de oldukça fazla malzeme sunulduğunu da söylemek gerekir. Annenin hazır olmadığı için istemediği çocuğu doğurmak zorunda kalması, işin içinde şeytani bir örgütün olması ve kötücül anneanne tarafından Annie ile çocuklarının zehirlenmesi konuları başarılı bir şekilde işleniyor filmde. İşlediği konular açısından yapımın; Rosemary’s Baby (1968) ve We Need to Talk About Kevin’la (2011); konuyu işleyiş biçimi, görsel tercihleriyle ise The Conjuring’le (2013) akrabalık kurduğu söylenebilir.

Oyunculuklardan bahsetmek gerekirse; filmdeki başlıca dört karakteri canlandıran oyunculardan üçünü öne çıkarmak gerekir. Peter rolündeki genç oyuncu Alex Wolff tek başına kaldığı final bölümünde nefes kesiyor, karakterin yaşadığı tüm korkuyu seyircinin de hissetmesini sağlıyor. Annie rolündeki Toni Collette ise deneyimini kullanarak, yaşadığı büyük kayıplar yüzünden kafayı kırmış bir karaktere müthiş bir şekilde hayat veriyor. Ailenin kötü tohumunu canlandıran küçük oyuncu Milly Shapiro’da diğer oyuncuların gölgesinde kalmadan, tedirgin edici bir oyunculuk sergiliyor. Ailenin babasını oynayan tecrübeli aktör Gabriel Byrne’ın ise kendisine yazılan kısır karakter yüzünden, kendisinden beklediğimiz performansı veremediğini söylememiz gerekir.

Hereditary, şimdilik A Quiet Place’le (2018) beraber yılın en iyi iki korku filminden biri. Yazdığı senaryo ve daha da önemlisi yetkin yönetmenliğiyle dikkat çeken Ari Aster’in yeni projelerini iple çekiyoruz.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here