Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

Ahmet Ümit’in 1990’ların sonunda yarattığı bir polisiye karakter olan Başkomser Nevzat‘ı herkes bilir. Balat’ta oturur kendisi, eski bir otomobili vardır, karısı ve kızını iç yakan bir faciada kaybetmiştir, şimdi Rum Evgenia ile birliktedir. Yazarın Şeytan Ayrıntıda Gizlidir’den Kavim’e, İstanbul Hatırası’ndan, Beyoğlu’nun En Güzel Abisi’ne kadar bir çok romanının ana karakteridir.

Başkomser Nevzat’la ve diğer polisiye romanlarıyla geniş bir okuyucu kitlesine sahip olan Ahmet Ümit, yeni romanında insanın var olma meselesi gibi geçmişin derinliklerinden gelen duygulardan söz ettiğini ve bir seri katil konusunu işlediğinin bilgisini daha önce vermişti. İlk kez söz edildiğinden beri merakla beklenen bu kitap yarın raflardaki yerini alacak.

Başkomser Nevzat’ın yeni ve sürükleyici bir macerasında daha hep birlikte tanık olacağız Kırlangıç Çığlığı ile. 400 sayfalık bu kitapta son birkaç yılda ülkenin sosyal gündeminde ne varsa hepsi var. Bir seri katil, çokça vicdan muhasebesi, siyasi kararlara birkaç laf, taciz, mülteci meselesi, yurtlarda gerçekleşen olaylar ve daha fazlası.

Kırlangıç Çığlığı - Ahmet Ümit

Bir seri katile, eğer çocuk tacizcilerini öldürüyorsa sempati duyar mısınız? Bir çocuk tacizcisi, eğer kendisi de çocukluğunda tacize uğramışsa acımayı hak eder mi yoksa onu yok mu etmeliyiz? Suriyeli göçmenler gerçekten bu ülkede zor koşullarda mı yaşıyor yoksa bir kısmı bu durumu kullanıyor mu? Kötüleri öldürerek adalet dağıtılabilir mi? bu sorular eşliğinde ilerliyor kitap.

Yine bolca Beyoğlu, Balat gibi İstanbul’un eşsiz semtleriyle haşır neşir olacağımız kitap, konusuyla ve kitapseverlerin Ahmet Ümit özlemiyle şimdiden beklentiyi oldukça yükseltti. Kırlangıç Çığlığı, Ahmet Ümit’in Beyoğlu Rapsodisi ve İstanbul Hatırası gibi bir başyapıta dönüşecek mi bekleyip hep birlikte göreceğiz.

Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen
dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların
içinde pelteleşen dilleri gördüm.
Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır.
Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru,
alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim.
Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim.
Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan.

İnsanın insanı öldürdüğü o ilk ânı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim.
Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle
birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar.

İşte bu yüzden geri döndüm…

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here