Adolf Hitler, Almanların üstün bir ırk grubunun (bu gruba “Aryan” adını vermiştir) üyeleri olduğuna inanmaktaydı. Hitler, Alman “Aryan” ırkının tüm diğer ırklara göre doğuştan üstün yetenekli olduğunu ve bu biyolojik üstünlüğün Almanlara tüm Doğu Avrupa genelinde çok büyük bir imparatorluğa hükmetme kaderini biçtiğini iddia ediyordu.

Bir insanın karakter özelliklerini, tavırlarını, kabiliyetlerini ve davranışını bu kişinin sözde ırk yapısının belirlediğine inanıyordu. Hiçbir birey doğuştan gelen ırksal niteliklerini aşamazdı. Tüm ırkların belirli bir hiyerarşisi vardı ve bu hiyerarşinin en üst noktasında Alman ırkı yer alıyordu. Ona göre tüm Alman Aryan ırkı diğer ırkların en üstün yeteneklisiydi. Yahudileri de bir ırk olarak kabul ediyordu. Ona göre Yahudiler ile dininin hiçbir alakası yoktu. Yahudiler, Alman Aryan ırkının yok olması ve bozulması için dünyaya gelmişlerdi. Sadece Yahudileri değil Romanları (Çingeneler), engelli insanları, Polonyalıları, Sovyet savaş esirlerini, Afrika kökenli Almanları, Nazi rejimine karşı çıkan siyasi muhalifleri, Yehova Şahitlerini, homoseksüeller ve sözde asosyal kişiler de düşman olarak görüyordu. Bir an önce Yahudilerin ve Aryan ırkı tehdit eden diğerlerinin yok edilmesi gerekliydi.

Adolf Hitler, başa geçmesinin ardından içindeki tüm bu ırk inançlarını Almanya’nın ideolojisi haline getirdi. Bu ideolojinin ardından ”ikinci sınıf” olarak nitelendirilen Yahudiler’in ve Aryan ırkı tehdit edenlerin yok edilmesi planlanmaya başlanmışken ReichFührer-SS Heinrich Himmler ise bu ideoloji kapsamında Lebensborn projesini geliştirdi. Lebensborn projesinin amacı Aryan ırkın iyileştirilmesi ve çoğalmasıydı.

İlk Lebensborn kurumu 1936’da Steinhöring adlı Münih’e yakın bir köyde açıldı. Zaman içinde Norveç, Fransa ve Belçika da dahil olmak üzere pek çok Nazi işgali altındaki ülkeye yayıldı. Kısa filmlerle, afişlerle, radyo yayınlarıyla ailelerin bir an evvel çocuklarını en yakın kontrol noktasına getirilmesi emredildi. Aileler çocuklarını kontrol noktalarında getirdiklerinde çocuklar çeşitli sağlık kontrollerinden geçiyor ve Aryan olup olmadıklarına dair belge alıyorlardı. Aryan çocuklar ailelerinden koparılarak Lebensborn kurumlarına götürülüyor ve burada en iyi şekilde bakılıyorlardı. Çocuklarının Aryan ırk olduğunu kanıtlayan ailelere maddi destek sağlanıyor ve en Aryan bebeğe sahip ailelere Demir Hac ödülü veriliyordu. Ayrıca Lebensborn kurumlarında Aryan ırk olarak belirlenen SS subaylarının ve kadınlarının birlikte olması teşvik ediliyordu. Bu birliktelikten dünyaya gelen çocuklar ise yine Lebensborn kurumlarında süper bebek olarak yetiştiriliyordu. Bu bebekler devamlı sağlık kontrolü, beslenme, eğitim gibi bakımların ardından hiç bilmedikleri ailelere evlatlık olarak veriliyordu. Bu proje kapsamında evlilik dışı çocukların doğumuna izin veriliyordu. (Buna rağmen %60 oranında evlilik kayıtlara geçti) Kürtaj ise yasa dışıydı. Ayrıca işgal altındaki ülkelerdeki SS subayları ve İskandinav kadınlar arasındaki ilişkiler eğer ikisi de Aryan ise destekleniyordu. Lebensborn kurumlarında 8.000 çocuk dünyaya geldi.

”Almanlaşma” amacıyla Polonya, Rusya ve bazı Doğu Avrupa bölgelerinde bulunan ebeveynlerden tahmini olarak 200.000 çocuk çalındı (Savaş öncesinde belgeler yok edildiği için bu sayı net olarak bilinmemektedir).

Savaşın ardından Lebensborn kurumları kapatıldı. Ancak artık her şey için çok geçti. Oradaki çocuklar hiç bilmedikleri ailelere verildi. Soylarından ve biyolojik anne babalarından habersiz olarak büyüyen çocuklara asla Lebensborn projesinden bahsedilmedi. Çünkü savaş sonrasında suçlu konumuna düşen ebeveynler yargılanmaktan korktular.

Ingrid Von Oelhafen ve üvey kardeşi

Bu konudan çok bahsedilmemiş olsa da 2016 yılında gerçek bir hikayenin anlatıldığı ”Hitler’in Unutulan Çocukları” adlı bir kitap basıldı. Kitabın yazarlarından Ingrid Von Oelhafen Hitler’in Aryan çocuklarından biriydi Ve biyolojik ailesini bulmak için çabaladığı süreci kelimelere dökerek bu kitabı yazdı. Bu kitap Aryan ırkı ve sonrasında sebep olduğu yıkımları anlamanıza yardımcı olacaktır.

Ingrid Von Oelhafen

KAYNAKÇA: 1, 2, 3, 4, 5,

Hitler’in Unutulan Çocukları,İstanbul: Beyaz Baykuş Yayınları, 2016.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here