Newt Scamander’in Kaleminden: Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?

Fantastik Canavarlar’ı tanıttığımız serimiz kaldığı yerden devam ediyor. Serinin ilk yazısını okumak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

Sihir bakanlığı sınıflandırması

XXXXX: Büyücü katili olduğu bilinenler / eğitmesi ya da evcilleştirilmesi imkansız

XXXX: Tehlikeli / uzman bilgisi gerektirir / usta büyücüler idare edebilir

XXX: Yeterli düzeydeki büyücüler ilgilenmeli

XX: Zararsız / Evcilleştirilebilir

X: Sıkıcı

LEPRECHAUN (AYAKKABICI CİNİ) XXX

(bazen Klaurikorn olarak bilinir)

Perilerden daha akıllı olan ve Şeytancık, Cin peri ya da Doksi’ler kadar kötücül olmayan ayakkabıcı cinler, yine de haylazdır. Yalnızca İrlanda’da bulunan bu cinlerin boyu on beş santimetreye ulaşabilir, renkleri de yeşildir. Yapraklardan üstünkörü giysiler yarattıkları görülmüştür. “Ufak halk” arasında yalnızca ayakkabıcı cinler konuşur, ancak asla “varlık” olarak yeniden sınıflandırılmayı talep etmemişlerdir. Yavrularını doğururlar ve genellikle ormanlarda ya da koruluk alanlarda yaşarlar. Ancak Muggle’ların dikkatini çekmekten hoşlandıkları için ayakkabıcı cinler de Muggle’ların çocuk edebiyatında neredeyse periler kadar çok yer alır. Ayakkabıcı cinler altın benzeri, gerçekmiş gibi görünen bir madde üretse de, bu madde onları pek eğlendirerek, birkaç saat sonra yok olup gider. Ayakkabıcı cinler yaprak yer ve adları şakacıya çıktığı halde insanlara kalıcı hasar verdikleri hiç görülmemiştir.

Fantastik canavarlar

LETHIFOLD (CANSARAR) XXXXX

(Canlı Kefen olarak da bilinir)

Cansarar yalnızca tropik iklimde yaşayan ve neyse ki az bulunan bir yaratıktır. Bir buçuk santim kadar kalınlıkta (eğer kısa süre önce bir kurbanı öldürmüş ve hazmetmişse daha da kalın) siyah bir pelerine benzer, geceleyin yerde kayıp gider. Bir Cansarar’a ilişkin olarak sahip olduğumuz ilk bilgi, 1782 de Papua Yeni Gine’de tatil yaparken bir Cansarar saldırısından kurtulacak kadar talihli olan büyücü Flavius Belby tarafından kaleme alınmıştır.

Sabahın birinde nihayet uykum gelmişti ki, yakınlarda hafif bir hışırtı duydum. Kapının dışındaki ağacın yapraklarıdır herhalde diyerek yatakta döndüm, sırtımı cama çevirdim ve yatak odamın kapısının altından içeri kayan, biçimsiz kara bir gölgeye benzeyen bir şey gördüm. Hareketsiz yattım ve uykulu uykulu, sadece mehtapla aydınlanan bir odada böyle bir gölgeye ne yol açabilir diye tahmin etmeye çalıştım. Şüphesiz, benim kıpırdamadan durmam, Cansarar’ın muhtemel kurbanının uyuduğuna inanmasına neden oldu. Gölge, beni dehşete düşürerek yatağıma tırmanmaya koyuldu, hafif ağırlığını üstümde hissettim. En çok, dalgalanan siyah bir pelerine benziyordu. O yataktan yukarı bana doğru kayarak gelirken, kenarları belli belirsiz kıpırdanıyordu. Korkudan kaskatı kesildim, dimdik oturmadan önce çenemde onun yapışkan ve soğuk dokunuşunu hissettim. O şey beni boğmaya çalıştı, amansızca yüzümden, ağzımla burun deliklerimden yukarı tırmandı ama ben mücadele ettim, bir yandan da soğukluğunun üzerimi sardığını hissediyordum. İmdat diye bile bağıramadım, el yordamıyla asamı aradım. O şey kendisini yüzüme yapıştırdığı için başım dönüyordu, nefes alamıyordum, bütün dikkatimi Sersemletme Büyüsü üzerinde topladım ve sonra da –bu büyü, yatak odamın kapısında bir delik açtığı halde yaratığa boyun eğdiremediği için–Engelleme Büyüsüne başvurdum. Onun da bir faydası olmadı. Hâlâ çılgıncasına mücadele ederek yana doğru yuvarlandım, güm diye yere düştüm. Şimdi Cansarar beni tam olarak sarmıştı. Nefesim kesilirken, bilincimi tamamen yitirmek üzere olduğumu biliyordum. Umutsuzluk içinde, enerjimin son kırıntılarını topladım. Asamı kendimden uzağa, yaratığın öldürücü kıvrımlarına tutarak ve yerel Tükürenbilye Kulübü Başkanı seçildiğim günün anısına tutunarak, Patronus Büyüsü’nü yaptım. Neredeyse o anda, yüzümde temiz hava hissettim. Yukarı baktığımda o ölümcül gölge, Patronus’umun boynuzları üzerinde havaya fırlatılmıştı. Odanın karşısına uçtu ve hızla kayarak gözden kayboldu.

Belby’nin bunca dramatik şekilde açıkladığı gibi, Cansarar’ı püskürtecek tek büyü, Patronus’tur. Ancak, genellikle uyuyan kişilere saldırdığı için, kurbanlarının ona karşı herhangi bir sihirden yararlanacak fırsatı bulması zordur. Avını başarıyla boğduktan sonra, Cansarar yemeğini oracıkta, onun yatağında hazmeder. Sonra da evi eskisinden biraz daha kalın ve şişman bir halde terk eder, geride ne kendisinden, ne de kurbanından bir iz bırakır.

fantastik canavarlar

LOBALUG (FISIRLOP) XXX

Fısırlop, Kuzey Denizi’nin dibinde bulunur. Lastiğimsi bir fıskiye ile bir zehir kesesinden oluşan, yirmi beş santimetre boyunda basit bir yaratıktır. Tehdit altında kalınca zehir kesesini kasar, saldırgana zehir fışkırtır. Deniz Halkı, Fısırlop’u silah olarak kullanır. Büyücülerin de iksirlerde kullanmak için zehrini çıkardığı görülmüştür ama bu uygulama sıkı bir denetim altındadır.

Fantastik canavarlar

MACKLED MALACLAW (BENEKLİ BETPENÇE) XXX

Betpençe, en çok Avrupa’nın kayalık kıyılarında bulunan ve karada yaşayan bir yaratıktır, ilk bakışta ıstakoza benzemesine rağmen, eti insan tüketimine uygun olmadığı, yüksek ateşe ve göze hoş görünmeyen yeşilimsi siğillere yol açacağı için, kesinlikle yenmemelidir. Betpençe’nin boyu otuz santimetreye kadar ulaşabilir, açık gri renkte, koyu yeşil beneklidir. Küçük kabuklu hayvanları yer, daha büyük avları yakalama girişiminde de bulunur. Betpençe’nin ısırığının sıra dışı bir yan etkisi vardır: Kurbanını, yaralanma olayından sonra yaklaşık bir hafta süreyle son derece talihsiz kılar. Eğer bir betpençe tarafından ısırıldıysanız, her türlü bahis, iddia ve spekülatif girişimlerden uzak durun, çünkü bu tür uğraşlarda her şev aleyhinize gelişecektir.

fantastik canavarlar

MANTICORE (MANTİKOR) XXXXX

Mantikor, insan başlı, aslan gövdeli ve akrep kuyruğuna sahip, son derece tehlikeli bir Yunan canavarıdır. Kimera kadar tehlikeli olan ve onun kadar az bulunan Mantikor, kurbanını yiyip yutarken tatlı tatlı şarkı söylemesiyle bilinir.

Mantikor derisi, bilinen büyülerin hemen hemen hepsini püskürtür, sokması da anında ölüme yol açar.

Fantastik Canavarlar

MERPEOPLE (DENİZ HALKI) XXXX

(Siren, Selky, Merrow olarak da bilinir)

Deniz Halkı dünyanın her yerinde bulunur, ama görünüşleri neredeyse insanlar kadar çeşitlilik gösterir. Alışkanlıkları ve gelenekleri, Atadamların ki kadar esrarlı kalmıştır. Ancak Deniz Halkı dilinin üstesinden gelmiş büyücüler, onların doğal çevreye göre büyüklükleri değişen son derece örgütlü topluluklar halinde yaşadıklarından söz eder, bazıları da özenle inşa edilmiş evler yapmışlardır. Atadamlar gibi Deniz halkı da, varlık olmaktansa canavar olmayı tercih etmiştir.

Kayda geçen ilk Deniz halkı siren’lerdir (Yunanistan). Muggle edebiyatı ve resminde sıkça görülen güzel denizkızlarını ise daha sıcak sularda buluruz. İskoçya’nın Selky’leri ile İrlanda’nın Merrow’ları o kadar güzel değildir ama bütün Deniz halkının ortak özelliği olan müzik sevgisini onlar da paylaşır.

Fantastik Canavarlar

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here