“Aynı gök, rüya görmek, unutmak, güneşe uyanmak

Palavralar, prangalar, ATM’ler, telefonlar

Papatyanın adı kaldı yalnız

Benim gibi her şey kararsız

Seni sevdiğim kadar kurdum

Dışım kurt, özüm zararsız”

İlk albümleri Eski Dostum Tankla Gelmiş’i 2014 yılında yayımladıklarında o yıllarda ülkemizde patlama yapmış olan absürt isimli yeni indie pop-rock grubu yığını arasında fark yaratmaya çalışan Adamlar, bu yaşam mücadelesinden başarı ile sağ çıkmayı bildi (Bkz. grubun eski ismi: Halimden Konan Anlar). Nedeni ise çok basit: “Şekil” arayışını arka plana atarak gerçek anlamda kaliteli müzik üretebilmek.

Grubun bu kaliteye ulaşabilmesinin sebebi ise işte bu ilk kayıtlarındaki 12 parçadan ibaretti. Özellikle hayatın içinden kopup gelmiş iğneleyici şarkı sözleri, alternatif rock tarzı orta-yüksek tempoları ve her birinin özenle kaydedildiği belli olan enstrüman prodüksiyonları oldukça etkileyiciydi. Hatta sözleriyle bizleri kalbimizden vuran Utanmazsan Unutmam’ın muazzam Akustikhane performansı ve albümün birçok hitinden biri olan Kapısı Kapalı’nın Sofar versiyonunun da kesinlikle deneyimlenmesi gerekli.

İkinci kayıtları Rüyalarda Buruşmuşuz’u ise iki yıl aradan sonra dinleyicilerle “buruşturan” grup, debut albümlerindeki tarzlarını ve başarılarını yine burada da devam ettirdi. Tabii ki bu albümün bütünselliğinin ilkine göre bir tık altta olması çok şaşırtıcı olmasa da grup, konser setlist’lerine ekleyebilecekleri düzeyde birçok değerli parçayı bize kazandırmış oldu.

2019 yılına geldiğimizde ise üçüncü albümleri Dünya Günlükleri’ni yayımlayan beşli, bu sefer müziklerinin sınırlarını biraz daha genişletiyorlar. Öyle radikal bir tarz değişikliği olmasa da grubun buradaki şarkı yapılarının birçoğunda ilk iki albümde görmediğimiz tatlar mevcut. Adamlar, bu albümleriyle adeta farklı diyarlar keşfediyorlar.

Grubun alışık olduğumuz o alternatif-indie rock çizgisinin sınırlarının dışına çıktığını görüyoruz: Yer yer Büyük Ev Ablukada’nın Fırtınayt ile girmiş olduğu o synth bazlı art-pop diyarlarına, yer yer de Yüzyüzeyken Konuşuruz’un daha önce incelediğimiz Akustik Travma’sında karşılaştığımız gibi hafif arabesk nağmeli modern anadolu rock’a bizi götürdüğünü hissediyoruz. Bu iki topluluk ise Adamlar’ın ülkemizin alternatif sahnesindeki muadilleri oldukları için bu isimleri bilinçli olarak örnek veriyoruz. Zira, bu üç grubun yanına birkaç ismi de ekleyince ülkedeki bütün yeni ve kaliteli alternatif grupları saymış oluyoruz. O kadar bolluk içindeyiz (!).

Adamlar’ın üçüncü albümlerindeki “kısmi” değişime dönecek olursak, albümün ilk single’larından olan Yoruldum, yukarıda bahsettiğimiz bu Fırtınayt tarzına yakın diyebileceğimiz bir şarkı oluyor. Grubun, ilk iki albümünün başarısının arkasına (tamamen) yaslanmayıp yeni ufuklara yelken açması gerçekten ilgi çekici. Her ne kadar nakaratındaki ve prodüksiyonundaki eksiklikler ilk dinleyişte bile belli olsa da şarkı, albümün öne çıkanlarından oluyor. “Beş karış, dört duvar, üç kağıt, iki yüz, tek yürek olmamaya yeminli” gibi sözlerinin yanında bol danslı ve bol tripli klibiyle şarkı akılda kalıyor.

Albümün açılışını yapan Zombi (Mahali) ise grubun hayranlarını ikiye bölecek bir özelliğe sahip; çünkü şarkı, Çukur’da çalıyor, evet o bildiğimiz dizi olan Çukur. Bu durumdan hoşnut olan da var, durumu hor gören de var ancak her iki kesimin düşüncelerine de saygı göstermemiz gerekli. Şarkının kendisine dönecek olursak, grubun vokali Tolga Akdoğan’ın parçada yine o “şarkı sözlerininin hızlı hızlı söylendiği, tipik Adamlar alaycılığı”nı konuşturduğunu hissedebiliyoruz. Özellikle, nakarattaki melodisiyle birlikte “Ciğerimi deliveren aşkı görün. Tutun kolumdan beni Fas’a götürün. Dört mevsim yolumu bulup yasa bürünürüm. Yarasa süper ama yaramasa karabasan.” gibi sözlerin anlamını bir türlü çözememiş olsak da albümdeki en başarılı bölümlerden biri olduğunu söyleyebiliriz.

Mavi Ekran ise Arctic Monkeys’in Suck It and See kaydı dönemindeki parçalarını andıran gitar intro’larına benzer bir girişle bizi karşılıyor. Ardından, Athena’nın Ska ile indie rock’ı harmanladığı sound’una yakın bir tonda devam ediyor. “Tekrar tekrar yine bana” ile başlayan eğlenceli nakarat ile birlikte ise şarkı, defalarca dinleyebileceğiniz bir eser halini alıyor.

Derine İndik hakkında ise internette bu şarkıya yapılmış yorumlara katılmakla birlikte biz de yine burada vurguluyoruz: Evet şarkının türü, temposu ve hatta nakarattaki “Hey” kısmı bile Duman’a acayip benziyor. Hatta vokale Kaan Tangöze’yi koyarsak bildiğimiz Duman şarkılarından biri olabilir bu. Ancak bu benzerlik, parçanın tertemiz bir şekilde ve özenle kaydedilmiş enstrümanlarıyla birlikte albümün en iyi işlerinden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Adını Başkasının Koyduğu Çocuklar, klasik Adamlar gitar riff’leri ve sonundaki “Laylaylay” bölümüyle dikkat çekmeyi başarıyor. Doldum ise melodisiyle ve sonlara doğru ön plana çıkan gitarlarıyla etkileyen bir eser olurken grubun müziğinin sınırlarını bu sefer de arabeske doğru genişlettiği bir iş olmuş.

Oraya uğramışken, elektro saz’ı andıran gitarlarıyla ve nağmeleriyle bolca anadolu rock ögeleri içeren Hikaye’ye gelelim: Grubun, en keskin değişimlerinden birini müziğine yansıttığı iş olabilir. Aslında, henüz ilk dinleyişte bile dinleyiciyi avucunun içine almayı bilen melodilere sahip bu şarkı ise gerçekten de grup için ilginç bir deneyim olmuş. Bu arada söylemeden geçmeyelim: KlibininThe Blaze’in Territory güzelliğinin “tıpkısının aynısı” olması gözümüzden kaçmadı.

Benden Bana, yüksek enerjisi ve yine bol nağmeli vokallerinin yanında akılda kalıcı esas melodisiyle albümün öne çıkanlarından oluyor. “Benden bana seslenir. Hem ilaç hem de zehir. Bi’ maviyim, bi’ kırmızı.” gibi sözlerle birlikte ruh halinizi resmen yükselten bir şarkı bu.

Sarılırım Birine de albümün en başarılı işlerinden biri. Özellikle enstrüman kaydı olarak albümün zirvesi bu şarkı olabilir. Basların resmen akıp gittiği parçada lead gitar da sonlara doğru kalitesini konuşturuyor. Aynı zamanda genel olarak da gitarlarda bir post-punk revival tadı alabilmek mümkün. Bu açıdan, Gece’nin muazzam ilk albümü İçinde Saklı’yı da burada bir analım.

Felek ise albüme hak ettiği sonu yaparken gerçekten de dinleyicinin Dünya Günlükleri’ni keyifli bir mod içinde bitirmesini sağlıyor. Ancak, özellikle şarkı sözlerinin ilk iki albüme göre biraz daha zayıf olması ve şarkı yazarlığındaki “hit” potansiyelinin bu kayıtta daha az eserde görülmesi de albümün lezzetini, öncekilerine göre biraz daha azaltsa da grubun tarz olarak aldığı riskler ve tipik Adamlar eserleriyle yine hiçbir parçası başarısız olmayan bir işle karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle de Dünya Günlükleri, kesinlikle gelecek albümler için umut vadeden bir kayıt!

Kaynak: 1.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here