Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
283

Karayip Korsanları serisinin en önemli ve en dikkat çeken karakterlerinden biri kuşkusuz Davy Jones… Efsanevi Uçan Hollandalı gemisinin kaptanı olan Jones, ahtapot yüzlü kurgusal bir karakter. Davy Jones’un acımasız, sert, gaddar özelliklerinin yanında Tanrıça Calypso’ya duyduğu büyük aşk da ön planda. Öyle ki Calypso’ya büyük bir aşk besleyen Jones, onunla bir gün geçirebilmek için denizlerde 10 yılı geçirmeyi bile göze almış birisi.

Jones’un denizlere korku saldığı hayalet geminin adı ise Uçan Hollandalı… Aslına bakıldığında Uçan Hollandalı popüler kültürde yer bulmuş bir tabir. Karayip Korsanları dışında pek çok dizi, film ve kitapta da geçen bu tabir, 2014 FIFA Dünya Kupası sırasında İspanya’ya attığı şık gol sebebiyle Hollandalı futbolcu Robin Van Persie için de esprili bir şekilde kullanılmıştı.

Uçan Hollandalı tabiri aslında aynı isimdeki bir efsaneden gelmekte. Deniz ve denizci efsanelerinden en bilineni olan Uçan Hollandalı efsanesi, Avrupa ve sömürge ülkeleri arasında ticari seferler düzenleyen Hollandalı Willem Van Der Decken’in hikayesini anlatmakta. 18 ve 19. yüzyıllarda oldukça popüler olan Decken, o dönemlerde oldukça yaygın olan deniz aşırı ticarette ön planda yer alıyordu. Gemisi ve mürettebatıyla Avrupa ve sömürge ülkeleri arasında seferler düzenleyen kaptan, yaptığı seferlerde baharat, ipek, boya gibi kazancı yüksek ürünler taşıyordu. Bu seferlerden biri de Hollanda’dan Uzak Doğu Hint Adaları’na doğru uzanıyordu. Ancak bu yolculuk oldukça tehlikeliydi. Nitekim Decken ve mürettebatıı bu yolculuğu ufak hasarlarla atlattı. Sırada geri dönüş vardı. Hollanda’ya doğru yola çıkan Decken, bahsedilen büyük tehlikeyle dönüş yolunda karşılaşacaktı.

Decken, Güney Afrika’nın en ucunda bulunan Ümit Burnu yakınlarına geldiğinde korkunç bir fırtınayla karşılaştı. Çıkan fırtına, Decken’in kaptanı olduğu gemiyi hızla içine sürüklemeye başladı. Fırtınanın şiddetine aldırmaksızın büyük bir inatçılıkla fırtınayı atlatıp Ümit Burnu’nu geçmeyi hedefleyen Decken, tayfasının itirazlarına rağmen bu inadından vazgeçmedi. Kaptanın bu inatçılığı, ileride sarhoş veya deli bir adam olduğu yönünde yorumlanacaktı.

Kaptanın emriyle fırtınaya karşı durmaya çalışan mürettebat, bunun ne kadar zorlu olduğuna yakından şahit oldu. Kaptanın inadıyla beraber fırtına da şiddetlendi ve gemiyi parçalamaya başladı. Şiddetli rüzgarlar geminin direklerini ve yelkenlerini yerle bir etti. Tüm bunlar yaşanırken Decken’in aklında yaklaşmakta olan ölüm vardı. Bir süre sonra gemi iyice fırtınanın içine çekildi ve gözlerden kayboldu. İşte bundan sonra Uçan Hollandalı efsanesi başladı.

Anlatılan efsaneye göre Decken’in bu inadı mürettebatını isyana zorladı. Decken, bu isyanı da tereddüt etmeden isyancıların başını öldürerek sonlandırdı. İsyancının cansız bedenini denize fırlatan Decken, tam o esnada gemisinin sesini duydu. Gemisi, geri dönmek istediğini ve fırtınadan kaçmak istediğini söyledi. Decken’in cevabı ise gelecekte olacaklara kapı açar nitelikteydi. Decken, eğer lanetlense bile Ümit Burnu’nu aşacağını söyledi.

Bunun üzerine gemisinin sesi tekrar konuştu. Ses, Decken’in yaptıklarının sonucu olarak onun ve mürettebatının, kıyamet gününe kadar hiçbir şekilde karaya ayak basmamak üzere sonsuza kadar denizlerde yelken açmaya mahkum olduğunu söylüyordu. Üstelik Decken, yakınlarındaki her gemiye ölüm getiren bir hayalet mürettebatın da hayalet kaptanı olmuştu. Decken, sesin bu dediklerinden pek etkilenmişe benzemiyordu. Yapabildiği tek şey olanca gücüyle Amin diye haykırmak olmuştu.

Lanetten sonra Decken, Uçan Hollandalı olarak anılmaya başladı. O zamandan sonra denizlerde anlatılan hikayelere göre Uçan Hollandalı ve hayalet tayfası, diğer gemileri yoldan çıkarıyor ve büyük yıkımlara neden oluyordu. Aynı hikayelerde, Ümit Burnu dolaylarında çıkan her fırtınada hayalet tayfayı görmek mümkün oluyordu. Ancak Uçan Hollandalı’yı görenler, kesin bir şekilde ölümle baş başa geliyorlardı. Kurtuluş yoktu.

Uçan Hollandalı efsanesi, en geniş popülaritesini Wagner’in 1843 yılındaki operasında kazandı. O zamana kadar efsane, anlatılarak geniş bir alana kadar yayılmıştı. Ancak anlatıldığı her an farklı şekillerde şekilleniyordu. Bu şekillenmeler itibariyle Uçan Hollandalı, sürekli farklı bir özellik kazanıyordu. Hatta hayalet gemiyi gördüğünü ve buna rağmen hayatta kaldıklarını iddia edenler bile vardı. Üstelik gemiyi gördüğü iddia edenler, uzun yıllar boyunca iddialarına devam ettiler. Öyle ki İkinci Dünya Savaşı esnasında bazı Alman denizaltıları bile gemiyi gördüklerini söylediler.

Uçan Hollandalı ve hayalet gemisine şahit olan en ünlü isimlerden biri de Galler Prensi’ydi. 11 Temmuz 1881’de ileride Kral 5. George olacak olan Galler Prensi George ve kardeşi Prens Albert Victor, kayıtlarında Uçan Hollanda’dan bahsetti. Prense göre Uçan Hollandalı, o gün sabaha karşı saat 4 civarında Prens’in bulunduğu kıyının kenarında görüldü. Hayalet gemi kıpkırmızı bir şekilde parlıyordu. Kıpkırmızı parlaklığın arasında yelkenler ve direkler net şekilde seçilebiliyordu. Gemi, kıyının yaklaşık 200 yard uzağında duruyordu. Üstelik gemiyi sadece kendisi değil, o esnada kıyıda bulunan 13 kişi de görmüştü. Üstelik gemiyi ilk gören gözcünün ileriki yıllarda gelen ölümü, Uçan Hollandalı’ya dayandırıldı. Söylenene göre gözcü, Uçan Hollandalı’yı gördüğü için ölmüştü.

Yaygınlaşmasıyla paralel bir şekilde değişikliğe uğrayan Uçan Hollandalı efsanesinin farklı versiyonları da ortaya çıktı. Farklı versiyonlarından birinde ise Uçan Hollandalı, 17. yüzyılda Doğu Hindistan Şirketi adına çalışan Bernard Fokke adındaki Hollandalı bir kaptanın lakabıydı. Bu lakabın kendisine verilmesinin sebebi ise Amsterdam limanından Jakarta kıyılarına gemisi Liberatos ise birlikte çok kısa sürede ulaşmasıydı. O dönemdeki en iyi gemiler bile Amsterdam Jakarta arasındaki mesafeyi uzun zamanda alırken Liberatos aynı mesafeyi 3 ya da 4 ay içinde kat ediyordu.

Fokke’nin bu olağanüstü hızının sebebi ise kendisine yapılan lanete dayandırılıyordu. Efsaneye göre Fokke, şeytanla bir anlaşma yaptı. Anlaşma sayesinde olağanüstü bir hıza kavuşan Fokke, şeytan tarafından lanetlenmişti. Son seferinde ise Avrupa’dan yola çıkmış ve Ümit Burnu yakınlarından geçtikten sonra bir daha kendisinden haber alınamamıştı.

Uçan Hollandalı efsanesinin bu iki versiyonu gibi pek çok farklı versiyonu da mevcut. Anlatılan bu versiyonlarda ise Uçan Hollandalı lakabını alan kaptanın ismi de farklılık göstermekte. Uzmanlar ise bu efsanenin gerçekte yaşanan bir olaya dayandığını ancak bu olayın gizemini koruduğunu belirtmekteler. Olayın bilinen en önemli gerçeği ise Uçan Hollandalı diye anılan kaptanın Hollandalı oluşu ve gemisinin 1641 yılı başlarında Ümit Burnu dolaylarında battığı. Uzmanların hayalet geminin görülmesine dair yaptığı açıklamalar ise geminin göz yanılgısından ibaret olduğu yönünde.

Her ne kadar gerçek hikayesi bilinmese de Uçan Hollandalı, popüler kültürün de en önemli ürünlerinden biri haline gelmiş durumda. Daniel Defoe’nun kitabında Davy Jones ismiyle betimlenen Uçan Hollandalı, Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı filminde de aynı isimle yer aldı. Filmde anlatılan efsanesinden farklı olarak kaptanına değil de gemisine verilen Uçan Hollandalı ismi, daha farklı pek çok eserde ve yapımda da kendine yer buldu.

Kaynak: 1, 2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
283

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here