Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

Şüphesiz dışavurumculuk denildiğinde akla Alman dışavurumculuğunun gelişmesinde büyük ölçüde katkıları olan, bu iki oluşum gelir: Der Blaue Reiter (Mavi Süvari) ve Die Brücke (Köprü). Bugün sizlere 5 tabloda dışavurumculuk akımının geleceğine yön vermiş olan Mavi Süvari oluşumundan bahsedeceğiz.

1. Franz Marc – Mavi Atlar

Mavi Süvari grubunu, Franz Marc ve Wassily Kandinsky’nin Ekim 1911’de Münih’te kurmuştur. Grubun ismi ise onları harekete geçiren iki şey sayesinde anlam kazanır; mavi renk ve atlar. Kandinsky daha sonra her ikisinin de maviyi, Marc’ın atları ve kendisinin de binicileri çok sevmesinden dolayı grubun isminin “Mavi Süvari” olduğunu söylemiştir.

Franz Marc; “Yaratılışın en saf varlığı hayvan, doğanın devingen güçlerinin, duyumsanarak yaşanan dünyanın simgesidir” der. Bu nedenle eserlerinde genellikle hayvan figürlerini kullanır. Mavi Atlar eseri ise Franz Marc’ın en bilinen eserlerinden olup, onlarca “mavi at” konulu eserlerinden yalnızca bir tanesidir.

2. Wassily Kandinsky – Son Yargılama

1910 – 1912 yıllarında doğal konulardan uzaklaşan ve soyutlamanın son basamaklarını hızlıca çıkan Kandinsky kendi tarzını yaratır. Böylece göreceli, formsuz ve renk merkezli başyapıtlarını meydana getirir. Son Yargılama adlı eseri ise bunun realize edilmiş halidir. 1912 yılında yayınlanan Der Blaue Reiter Almanağı sayesinde grubun değeri ve itibarı hızla artar. Kandinsky 1911 yılında yayımlanan Sanatta Ruhsallık Üzerine adlı eserinde sanat görüşünü açıkça ve özgürce şöyle dile getirir:

“Sanatçı ruhunun derinliklerine inmeli, onu inceleyip geliştirmeli ki, sanatının bir temeli, bir anlamı olsun, yoksa elden ayrı düşmüş, işe yaramaz bir eldiven gibi kalıverir. Sanatçının söyleyeceği bir şey olmalı, çünkü amaç bir formda ustalaşmak değil, formu içsel anlamına kavuşturmak. Sanatçı hazlar peşinde gününü gün etsin diye dünyaya gelmemiştir, aylak yaşamamalıdır. Yerine getirmesi gereken çetin bir görevi vardır ve bu görev çoğu zaman çekilmesi gereken bir çile gibidir. Duygu, düşünce ve hareketlerinin, eserine zemin teşkil edecek ham malzemeler olduğunu, sanatında özgürse de yaşamında özgür olmadığını bilmelidir.” 

3. August Macke – Türk Kahvesi

August Macke, Mavi Süvari grubunda en az Marc ve Kandinsky kadar yeri olan, önemli bir isimdi. Marc ve Kandinsky ile kurduğu yakın arkadaşlık sayesinde grupla tanışmıştır. Türk Kahvesi adlı tablosunu da Mavi Süvari grubunda iken ortaya koymuştur. Resimlerinde esas olarak duyguları ifade etmeye odaklandı. Çalışma tarzı, genellikle renk ve biçimleri çarpıtıp nesnel gerçekliği yeniden üretmekten ziyade duygu ve ruh hallerini temsil etti.

4. Paul Klee- Park

Mavi Süvari grubunun önemli sanatçılarından olan Paul Klee, grupla sanatının geliştiği yıllarda Kandinsky sayesinde tanıştı. Klee renk,biçim ve mekanı yepyeni bir dille tanıttı ve derinlere işleyen son derece kişisel bir simgeci anlatım geliştirdi. Park adlı eserini bunun realize edilmiş hali şeklinde tanımlamak mümkün.

5. Gabriele Münter – Beim Malen

1901’de Amerika’dan Münih’e taşınan Gabriele Münter o dönemde kadınların devlet okullarına alınmamalarından dolayı Kandinsky’nin açtığı özel okulda onun öğrencisi oldu. Bir dönem Mavi Süvari grubunda yer alan Münter’in resim stili, buzlu camdan görünen, siyah sınır çizgileriyle belirginleştirilmiş renk alanları ve küçük perspektif ipuçları ile şekillendi. Daha sonra Kandinsky ve grup ile yollarını ayırıp kendi stilini oluşturdu. Matisse, Picasso, Delauney ve Klee gibi ünlü ressamlara önderlik etti ve onlarla yoluna devam etti. Münter, hem kendi döneminde hem de hala şu an, sanata damga vuran kadın sanatçıların arasında yer alır.

Mavi Süvari grubu 1. Dünya Savaşı’nın ardından Franz Marc ve August Macke’nin cephede hayatını kaybetmesi ve Kandinsky’nin Almanya’dan ayrılmasıyla dağıldı.

Kaynak: 1- Norbert LYNTON, Modern Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi,2015, syf:45-46-47

2, 3

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here