Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
91

Dışavurumculuk ya da orijinal adıyla ekspresyonizm, izlenimcilik ve gerçekçiliğin yanı sıra gelişmekte olan endüstriye ve gelişen endüstrinin yol açtığı savaşa, şiddete ve vahşete tepki olarak doğmuş bir sanat akımıdır. Modernizmin başlangıcı olarak kabul edebileceğimiz akımlardan biri olan dışavurumculuk, kendisinden sonra gelen neredeyse tüm sanatçıların başlangıç noktası, yol göstericisi olmuştur.

Yaratmada tutku ve ısrar olmalıdır. Kopukluk, yaratmadan men eder. Usun gereksize yelken açmasına neden olur. Odaklanmak, odağını bularak hareket etmek, dahası hareket etme istencini duymaktır!*

1- Edvard Munch – Çığlık

Öznel boyutun derinliği düşüncesine katılmalıyız. Bu, bir anlamda yararsız olan nesnel boyuttan uzaklaşmayı sağlar.*

Mona Lisa’dan sonra dünyanın en ünlü ikinci tablosu olarak kabul edilen tablo, Edvard Munch’un en önemli eseri olmasının yanı sıra dışavurumculuğun en büyük sembollerinden biridir. Edvard Munch’ın günlüğünden alınan bilgiler ışığında içsel bir travmanın sonucu olarak ortaya çıkan tablo, Munch’ın boğulduğunu hissettiği bir günde doğanın çığlığını hissetmesini, duymasını, anlatır. Tablodaki figürün derin bir sese karşı kulaklarını kapalı tutmasının nedeninin de bu olduğu düşünülmektedir. Tabloda görüldüğü üzere dışavurumculukta figürler Rönesans dönemindeki gibi mükemmel olarak resmedilmez. Sanat, sanatçının içsel yansımasının soyutlamasıyla anlam kazanır.

Dışavurumcu hiçbir zaman kendi varlığını indirgeyebileceğini unutmamalıdır. Ve indirgediği varlığını en saf haliyle algılaması ise en önemlisidir.*

2- Gustav Klimt – Öpücük

Sanatın bir bakıma işlevi, öznenin öncelikli olduğu düşüncesine dair devamlılığa inanmasıdır. Bu inanç, maddi olanı soyutlamaya yarar.*

Gustav Klimt’in en ünlü eserleri olan “Öpücük” dışavurumculuğun en iyi örneklerinden bir tanesidir. İki aşığın aşk ve tutkudan dolayı kendilerini kaybetmelerini anlatır ve her ne kadar tartışmalara yol açan bir eser olsa da erkeğin kadın üstündeki egemenliğini anlatması bakımından ortak değerler taşır. Dışavurumculuğu renk bazında ele alırsak, tabloda da görüldüğü üzere bilinçaltı ve içsel karmaşanın getirdiği canlılık hakimdir. Renkler genellikle tüpten çıkmışcasına canlı ve saf olarak kullanılır.

İnsanın, etrafındaki doğayla paradoksal bir ilişki kurması önemlidir. Bu ilişki, düşünsel olanın genleşmesini sağlar.*

3- Emile Nolde – Çarmıha Gerilme

Kişinin, yaşam denen kozmosun kendini sarmasına izin vermesi gerekir. Bu kozmosu delen ile delmeyenin yarattığı farklar düşünsel dürtülerin en primitif kaynakları olacaktır.*

Emile Nolde, döneminin su götürmez dışavurumcu sanatçılarından biridir. Çarmıha Gerilme kimsenin ısmarlamadığı İsa’nın Hayatı adlı 9 levhadan oluşan mihrap panosunun bir levhasıdır. Çarpıcı renkleri ve ürkütücü figürleriyle, daraltıcı ve soluksuz uyumsuzluğu insanda tedirgin edici bir hava uyandırdığı levha, belirgin kabalığı ve sertliğiyle kilise sorumlularını irkiltmiş ve ağır tepkilere sebep olmuştur. Yine de Emile Nolde’un bu eseri, din figürünün insan üstündeki etki ve yansımasını gösteren en ünlü tablolardan biri olmuştur.

İnsan psikolojisi ve bedenini, yıpratıcı kaynaklara açık tutmalıyız. Çünkü bu durumlar, kişinin bir dışavurumcu olarak dayanıklılık sürecini yoklar, adeta onu test eder.*

4- Franz Marc – Mavi Atlar

Dış gerçekliklere endişe ile yaklaşılmalıdır. Şüphecilik artar böylece. Şüphecilik ise dışavurumculuğun her şeyidir.*

Franz Marc ve Mavi Atlar’ı başlı başına ayrı ele alınabilecek bir konu ve dışavurumculuğun hayvanlar üzerinden yansımasının en iyi örneklerindendir. Der Blaue Reiter (Mavi Süvari) grubunun kurucularından biri olan Franz Marc, doğaya sırt çevirmesine yol açan kötümserliğinin ve izlediği plastik anlayışın bir sonucu olan soyutlama, kaygı dolu, şiddetli ve devingen karşıtlıklarla belirginleşen son yapıtlarıyla tanınır.

Oyuklara hep karşı çıkılmalı, oyukların birer dar kozmoslar olduğu unutulmamalı, ve özellikle bu oyukların üst insanı sarmalamasına izin verilmemelidir.*

5- Henri Matisse – Madam Matisse

Dışavurumcu insan, hayal gücüne maddi olanın yansıtmaya çalıştığı kaosu fark etmelidir. Bu farkında oluş, hamlelerdeki atağın zamanlamasını ve içselliğin yerinde kullanılmasına neden olur.*

Yeşil Çizgi Portresi olarak da bilinen eser, Matisse’in cesur renk kullanımıyla üslubunu bilhassa sanatını tanımlayan eserlerden bir tanesidir. Dışavurumculuğun portre üzerinden yansımasının en iyi örneklerinden biri olan tablo, çağının en yenilikçi, Matisse’in ise başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Matisse’in biçimi tanımlamak için kullandığı yeşil renk ve Madam Matisse’in burnunu ve alnını kaplayan sert, güçlü, yeşil fırça darbesi, kullandığı canlı ve sıcak renkler sanatçının, sanat anlayışının bir açıklaması gibidir.

 Yaşayan dünyada da kaybolmak dışavurumcu için gereklidir. Hatta bu kayboluş dışavurumcunun özüdür. Dışavurum, bir anlamda görünmez dürtülerin temsilidir.*

Kaynak:

1- * Dışavurumcu Manifestonun İlkeleri

2- LYONTON Norbert, Modern Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi, 2015

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
91

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here