29. Ankara Uluslararası Film Festivali Açılış Töreni, 19 Nisan 2018’de gerçekleştirilen açılış töreniyle başladı. Bu yazıda sizlere festivalde izlemiş olduğumuz filmler hakkında görüşlerimizi aktarmayı sürdürüyoruz.

styx film ile ilgili görsel sonucu

Styx

2018 Berlin Uluslararası Film Festivalinde yarışmış olan filmde, deneyimli bir doktor olan Rike, Atlantik’de küçük bir ada olan Ascension adasına gitmek üzere yelkenliyle yola çıkar. Tek başına çıktığı bu huzurlu yolculuk sırasında güçlü bir fırtınaya yakalanır. Fırtınayı atlattıktan sonra içinde çok sayıda mültecinin olduğu ağır hasar almış bir tekneyi fark eder. Rike, yardım çağırmak için yoğun çaba harcar ama yetkililerden kayda değer bir yanıt alamaz. Yelkenliye kadar yüzebilmiş olan bir mülteci çocukla karşılaştığında içinde yaşadığı vicdani muhasebeye tanık oluruz. Yönetmen Wolfgang Fischer, filmin ilk yarısında Rike’yi tanımamıza izin vererek sakin ve diyalogsuz bir anlatı tutturuyor. Fırtınayla beraber film hareket kazanıyor ve filmin ana meselesi olan mülteci sorunu hikayenin odak noktası haline geliyor. Yönetmen, bütün dünyanın gündeminde olan mülteci sorununa büyük oranda objektif bir açıdan bakmayı başarırken batının ikiyüzlülüğünü eleştirmeyi de ihmal etmiyor. Başroldeki Susanne Wolff oldukça başarılı bir oyunculuk sergilerken, yelkenlisine aldığı çocuk rolündeki Gedion Oduor Wekesa da ona başarıyla eşlik etmiş. Mültecilik konusunda gözyaşlarına oynamayan, konuya gerçekçi yaklaşan bir film izlemek istiyorsanız ‘’Styx’’ sizin için uygun bir seçim.

Monsieur Mayonnaise ile ilgili görsel sonucu

Mösyö Mayonez (Monsieur Mayonnaise)

Belgeselde, Avustralyalı sanatçı ve film yapımcısı Philippe Mora’nın babasının 2. Dünya Savaşı’nda Fransız Direnişindeki gizli rolünü ve annesinin Auschwitz’e gitmekten nasıl kurtulduğunu araştırma çabaları anlatılıyor. Bu süreçte başta annesi olmak üzere bu sürece tanık olmuş insanlarla sohbet ediyor. Philippe’in amacı bu ilginç hikayeyi bir çizgi romana aktarmaktır. Araştırması boyunca şövalesi ve boyalarıyla pek çok ülkeyi ziyaret eder. Ve anne ve babasının hikayesini yaptığı resimlere aktarır. Yönetmen, klasik belgesel yapısını olabildiğince esnetmeye ve seyircileri sıkmamaya çalışıyor. Bu amacına renkli yapısı ve dinamik kurgusu sayesinde ulaşabiliyor. Hakkında oldukça fazla film ve belgesel üretilmiş olan Yahudi Soykırımı konusuna alışılanın aksine renkli ve eğlenceli bir bakış atan bir yapım “Mösyö Mayonez”. Yaklaşık 60 dakikalık kısa süresi boyunca sıkılmıyorsunuz ve keyifli bir belgesel izlemiş olarak salondan ayrılıyorsunuz.

Çirkin Kral’ın Efsanesi (The Legend of The Ugly King)

Hüseyin Tabak’ın yönettiği belgesel, sinemamızın usta yönetmenlerinden Yılmaz Güney’in hayatını ele alıyor. Belgeselde yönetmenin hayatına belli oranda aşina olan insanlara yeni, duyulmamış bilgilerin sunulduğunu söylemek zor. Yapımın, daha çok Hüseyin Tabak’ın Yılmaz Güney’in anı kitabından okuduğu pasajlarla ve söyleşilerle ilerleyen bir yapısı var. Çirkin Kral’ın Efsanesi’nin klasik bir belgesel olduğunu söylemek gerekir. Yapımın türü sevmeyen ve Yılmaz Güney’in hayatına yönelik özel bir merakı olmayan izleyicileri 122 dakikalık uzun süresiyle sıkması muhtemel.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here