Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
92

Alex Garland‘ın son filmi olan Annihilation, beş kadın karakterin yaşadığı fantastik bir yolculuğu anlatıyor. Yolculuğun gerçekleştirildiği yerin adı ise “Shimmer” yani “parıltı”. Shimmer’ın pek çok özelliği ve filmin anlatısındaki yeri, akıllara Tarkovsky‘nin Bölge‘sini getirecek nitelikte.

Tarkovsky’nin 1979 senesinde çektiği Stalker filmi de Annihilation gibi hem bir romana dayanıyor hem de farklı mesleklerden birkaç insanın birlikte fantastik bir bölgeye yaptığı yolculuğu konu alıyordu. İki filmin hikayeleri birbirine benzediği gibi hikayelerde yolculuk yapılan yer ve anlatılmak istenen şey de aslında çok farklı değil.

Stalker’ın temel amacı, çoğu Tarkovsky filminde olduğu üzere moderniteye, rasyonel akla bir eleştiri getirmekti. Yolculuk süresince hem karakterlere hem de izleyiciye, maneviyat ve rasyonalite üzerinden farklı sorgulamalar yaşatan Tarkovsky’nin yaptığı modernite eleştirisi de aslında oldukça “modernist”ti. Annihilation’ın 2018 yapımı olduğunu göz önünde bulundurursak modernist bir anlatısı olduğunu söyleyemeyiz fakat yine de ortada Stalker’a çok yakın bir modernite eleştirisi var.

Ana karakter Lena‘nın sorulara karşı çok sık dile getirdiği “Bilmiyorum.” cevabı, aslında  filmin anlatısındaki temel noktalardan bir tanesi. Rasyonalitenin her şeye kesin cevaplar beklediği durumlara karşı, bilmediğini kabul etmek.

Garland’ın Shimmer’ı, devlet denetimi altında olması, kontrolsüz bir bölge olması, ötesine geçilememesi ve tehlikeli olması bakımından Tarkovsky’nin Bölge’si ile hemen hemen aynı kodlara sahip. Fakat bu olumsuz özelliklerin yanı sıra, tıpkı Bölge gibi Shimmer da bir o kadar büyüleyici ve rüya gibi bir yer. Yolculuk yapan insanlar için tedirgin edici ve sonu belli olmayan bir deneyim olsa da, Shimmer aslında gidenlerin bir süre sonra farklı yaşam formları ve içerideki doğayla büyülendiği bir bölge. Shimmer’ın akışkanlığı, canlıların DNA’sı ile sürekli olarak oynaması, insanların orada oldukları süre içerisinde bilinen zaman kavramını kaybetmesi ve çok farklı yaşam türlerine ev sahipliği yapması, tamamen moderniteyi ve rasyonel aklı karşısına alan özellikler. Shimmer bizlere, içine giren her şeyi akışkan hale getiren dev bir postmodern balon gibi sunuluyor.

Shimmer anlatının başlarında gitmesi, kabul etmesi ve içinde var olması oldukça korkunç bir alan gibi tanıtılsa bile, film ilerledikçe aslında bölgenin kendi de daha akışkan ve değişken bir nitelik kazanarak olumlanmaya ve büyüleyici olmaya başlıyor. İnsanoğlu için ilk başta kabullenmesi zor olan değişimlere kapı açan bölge, bu değişimi kabul etmenin zamanının geldiği mesajını veriyor. Rasyonel akıl ve modernite, sınıflandıramadığı şeylere olumsuz bakmayı huy edinip değişen ve dönüşen koşullar içinde bile sınırlar çizmeye çalışır. Zaten o nedenle hem Shimmer hem de Bölge, herhangi bir insanın istediği an ulaşabileceği yerler olmak yerine, devlet denetimi altında tutulan alanlardır. İyi ya da kötü, mantık ile açıklanamayan sonsuz bir değişim döngüsü içine girmek, modernite için bir tehdit niteliğindedir.

Garland, filminde bu postmodern değişimin yaşanması hakkında ne çok umut dolu ne de fobik bir tablo çiziyor. Anlatının sonuçlandığı noktayı da aslında olayın kendisi kadar muallakta kalan bir yerde tutuyor. Ex-Machina’da yaptığına benzer olarak, kabul ettiği dönüşüm hakkında bir söylemde bulunmuyor. Yolculuk ve bölge bakımından Stalker ile benzerlik gösteren Annihilation, moderniteyi postmodern bir tarzda eleştiriyor olması bakımından da Stalker’dan ayrılıyor.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
92

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here