Gustav Åhr isimli genç, çıkardığı birkaç mixtape ve Soundcloud kayıtları ile müzik piyasasına girdiğinde henüz 18 yaşındaydı. Annesinin onu küçüklüğünden beri “Peep” diye çağırmasından dolayı da Lil Peep sahne ismini almıştı. Tarz olarak gerçekten özgün bir yolda ilerliyordu. Etkilendiği sanatçılar arasında David Bowie, Gucci Mane ve My Chemical Romance gibi birbirinden alakasız isimleri söyleyen sanatçı, buna bağlı olarak da müziğini “emo-trap” adı altında ifade ediyordu. Sonuçta böyle bir akımın çok fazla temsilcisi de olmadığı için modern müzikte gerçekten yeni bir sayfa açmaya çalışan isimlerden biriydi. Hatta önemli müzik dergileri tarafından da “Emo’nun geleceği” olarak nitelendiriliyordu.

İlk stüdyo albümü Come Over When You’re Sober, Part 1’ın turnesi kapsamında bir süredir yollarda olan müzisyen, 15 Kasım günü turne otobüsünde yanlış ilaç kullanımından hayatını kaybetti. Henüz 21 yaşındaydı. Bu kadar kısa süre içinde resmen birden yandı ve kül oldu. Tıpkı, Cobain’in intihar mektubunda da yer alan Neil Young dizesi “It’s better to burn out than to fade away.” gibi. Hatta Peep, verdiği röportajlardan birinde de “Yeni Kurt Cobain olmak istiyorum.” diyordu. Tabii ki olması mümkün değildi; ancak geriye belli bir kitleye hitap edebilmiş yenilikçi bir müzisyen imajı bıraktı. Bu imaj sadece suratındaki dövmeler ya da marjinal yaşam biçimiyle değil, yayımladığı “ilk ve son” albümüyle gerçekleşti.

Albüm, 24 dakikaya yakın süresiyle ortalama albüm sürelerine göre biraz kısa. Aslında bunun sayesinde sanatçının ifade etmek istediğini, dinleyeni hiç sıkmadan, aktarabildiği bir eser. Gündemdeki müzisyenleri takip edenlerin bildiği üzere rap’in yeni akımlarından olan “trap”te şarkı uzunlukları da genelde çok fazla tutulmaz. Bunun bir sonucu olarak da albümde sadece 7 kısa parça var. Şarkıların hepsini kendisi yazan Lil Peep, albümün açılışını ise belki de en iyi işlerinden olan Benz Truck ile yapıyor. Özellikle “I don’t wanna wait now. But i know you gon’ make me. Who you wanna hate now? Pretty soon you gonna hate me.” sözleriyle şarkı gerçekten akıp giden bir bölüme sahip. Parçanın, milenyum kuşağına hitap eden bir Mercedes-Benz reklam filmi gibi olan müzik klibi ise gerçekten ilginç. Evet, sadece ilginç.

Save That Shit ise basit şarkı sözlerine rağmen vokal performansı sayesinde gayet başarılı bir parça. Ayrıca albüm genelinde de sık sık rastladığımız beatlerde elektro gitar kullanımı da oldukça yakışmış. Gitarın hakim olduğu başka bir parça olan The Brightside da albümün en iyi şarkıların biri. Aynı zamanda albümün en duygusal işlerinden olan şarkı, sözleriyle ve vokalleriyle de emo kültürünün zirve yaptığı 2000’lerin başını da ufaktan anımsatıyor. Awful Things ise şarkının kendisinden çok klibiyle dikkat çeken bir şarkı. Lil Peep bu klipte, üzerinde “Ash is our purest form.” yazılı çakmağıyla kendisini diri diri yakıyor. Klibinde tasvirle vermek istediği mesajın birkaç ay sonra kısmen gerçek olması ise maalesef sinir bozucu. Albüm bir yana, “Come Over When You’re Sober, Part 2”nun asla gelmeyecek ya da gelse bile onun iradesiyle gelmeyecek olması üzücü bir durum. Şarkı sözlerinden, milyonların takip ettiği Instagram hesabından ve müzik kliplerinden de anlaşıldığı üzere uyuşturucularla ilaçların hayatında bolca yer ettiği sanatçı, kendi sonuna bu şekilde yaklaşmış oldu. Ayrıca ölmeden 1 gün önce de Instagram’da paylaştığı “When I die, you’ll love me” başlıklı fotoğraf da maalesef düşündürücü. Lil Peep, çok başarılı bir isim olarak ifade edilemese de tam anlamıyla umut vadeden bir müzisyendi. 21 yaşında böyle bir son ise kalp kırıcı.