Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

“Devrim sanata bir şeyler verebilir mi ve sanat devrime bir şeyler verebilir mi? Eğer devrim sanata ruh verebilirse sanat da devrimin ağzı olabilir.”

                                                                   Anatoli Lunaçarski

 

Bolşevikler, Lenin önderliğinde Marx’ın sınıfsız bir toplum idealine yaklaşabilmek için Çarlık Rusya’sını yıkarak, yeni bir düzen kurmak adına sanatı da devrim sürecine dahil etmişti. Çarlık Rusya’sında uygulanan sansür, devrimci siyaset tarafından değiştiriliyor; işçi ve emekçi hareketine ait yeni bir sanatın oluşturulması için ilk adımlar atılıyordu. Çarlık’ın devrilmesi ile birlikte Rus Kraliyet Sanat Akademisi de kapatıldı.

Rus sanatının modernizm inşası; estetik, toplumsal ve siyasal anlamda özerkliğini kazanma sürecinde belirmiştir. Rus Avangardı estetik yönelim itibariyle, Batı’ya benzemektedir fakat örgütlenme biçimi olarak farklılık gösterir.

“Rus Avangardı 20. yüzyıl sanatını da etkileyecek iki ana akım olan Süprematizmin ve Konstrüktivizmin ortaya çıkmasında sembolistlerden ziyade Kübizmin ve Fütürizmin etkileri söz konusudur. Rus Avangardında Kübizm genellikle Fütürizmle birleştirilir. Yazara göre; Rus Avangardı ilişki kurduğu Kübizm ve Fütürizm akımlarını “devrimcileştirmiştir.”

20.yy.’a kadar kaide üzerinde duran heykel 1914’lerde Konstrüktivizm akımı ile köklü bir dönüm noktasına ulaşır.

Heykelde yapısal bir değişim söz konusudur. Artık heykelin geleneğinde yer alan taş, metal, ahşap gibi malzemeler ve teknikler, kütlesel form anlayışı, heykelin konusu ve konumu değişime uğramıştır. Çağdaş yaşam, yeni teknoloji, malzemeler, boşluk, mekan ve hareketin yanı sıra inşa yöntemleriyle bugünkü heykel kavramını etkilemektedir.

Vladimir Tatlin

Vladimir Tatlin, 1917 Ekim Devrimi sonrasında Rus Konstrüktivizminin ve yeni Sovyet toplumunun sanat kurumlarını örgütleyen önemli bir kişi olmuştur.

III. Enternasyonel Anıtı, Çizim Örneği

III. Enternasyonel Anıtı Tatlin’in en ünlü tasarımıdır. Neva Nehri üzerine dikilmesi planlanan bu iş, uluslararası sosyalizmin birliğine adanmıştı. 400 metre yüksekliğinde olması düşünülen anıt, Paris’teki 300 metrelik Eiffel Kulesine bir yanıt olacaktı. Kapitalizmin simgesi sayılan, reklam ve eğlence amacıyla dikilen Eiffel Kulesi’ne karşılık, III. Enternasyonel Anıtı sosyalizmin simgesi haline gelecekti. Eiffel Kulesi’nin simetrik biçiminden farklı olarak, yerden 60 derece yatay bir kiriş tarafından taşınacak olan sarmal biçimli anıt gökyüzüne doğru bir matkap ucu gibi yükselecekti.

III. Enternasyonel Anıtı, Maket, 1919

Malzemesi; çelik, cam ve ağaç olan anıt hiçbir zaman inşa edilemedi. Anıt aslında bir makine gibi çalışır ve ilk dönüşünü yılda bir kez kendi etrafında gerçekleştirerek, dünyanın güneş etrafında dönmesini anımsatacaktır. İkincisi ayda bir ayın kendi etrafında dönmesi ve dünyanın etrafında yörüngede dolanması için gereken süreyi, üçüncüsü ise günde bir dönüş olan dünyanın kendi etrafında dönen hareketini temsil ediyor olabilir.

 

Ressam Sofia Dimşitz-Tolstaya, Tatlin ve Punin, maketin yapımı sırasında, Petrograd 1920

Punin günlüğüne şöyle yazmış: “Bu akşam Tatlin’le birlikte Anıt’ı inşa ettim”.

Hacimlerin üst üste bindiği dev kule bir yayın organı olarak tasarlanmıştır. Tatlin, tasarımında vidadan yola çıkarak, zamanın simgesi olan en dinamik formun bu obje olduğunu dile getirir ve bize bir zaman döngüsü yaratır. Konstrüksiyonun spiral olan çelik kısmı bir anlamda proleteryanın irade gücünü yansıtırken, öte yandan ezici bir kuvvet hissini ve keskinliği de beraberinde getiriyor. Kırılgan ve geçirgen camın kullanımı vicdanımızın temizliğini temsil eder gibi. İki karşıt malzeme olan cam ve çeliğin farklı yapılarına rağmen bir arada dengeli yükselişi ifadeyi daha da güçlü kılıyor.

Kulenin spiral dönüşü, ara bağlantılarındaki üçgen formlar kuvvetli bir dinamik sağlamış. Spiral; insanın çevresini ve kendini algılayabildiği bir döngü gibidir. Bir anlamda insanın yol haritası, yolculuk sürecini tanımlayan bir form olabilir. Spiral ile özgürlüğüne kavuşacak proletaryanın ilerleyişini hissettirmek istemiş olabilir. Marx ve Engels’in diyalektiğinde tanımladığı gibi; ” Diyalektik, doğada, toplumda ve düşünce tarihinde işleyen temel süreçleri, sonsuz bir mekanik döngü içinde aynı süreçlerin tekrarlandığı kapalı bir çember olarak değil, hiçbir şeyin tıpatıp aynı biçimde kendini tekrarlamadığı, ucu açık spiral bir gelişme biçimi olarak tasarlar. Bu süreç felsefe ve bilim tarihinde açık biçimde görülebilir. Tüm düşünce tarihi çelişki yoluyla sonsuz bir gelişme sürecinden ibarettir.”

Royal Kraliyet Sanat Akademisi, Londra

Dönemim ekonomik yeterliliği ve önceliği böyle bir harcamaya izin vermese bile Tatlin’in Kulesi Sosyalizmin simgesi olarak hala sözünü söylemeye devam etmektedir.

Kaynaklar

YILMAZ, Mehmet, Modernizmden Postmodernizme Sanat, Ütopya Yayınevi, 2006

ARTUN, Ali, Sanat Manifestoları Avangard Sanat ve Direniş, İletişim Yayınları, 2011

TURANİ, Adnan, Çağdaş Sanat Felsefesi, Remzi Kitabevi, 1999

TURANİ, Adnan, Dünya Sanat Tarihi, Remzi Kitabevi, 2003

GOMBRICH, E.H., Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi, 2002

ANTMEN, Ahu, 20.yy. Batı Sanatında Akımlar, Sel Yayıncılık, 2009

ARTUN, Ali, Sanatın İktidarı 1917 Devrimi, Avangard Sanat ve Müzecilik, İletişim Yayınları, 2016

 

                                                                            

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here