İKSV tarafından bu yıl 16.’sı düzenlenen İstanbul Bienali’nin basın toplantısı, 10 Eylül salı sabahı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fındıklı Kampüsü Osman Hamdi Bey salonunda yapıldı. Toplantıda İKSV yönetim kurulu başkanı Bülent Eczacıbaşı, bienalin sponsoru Koç Holding’in yönetim kurulu başkanı Ömer Koç, İstanbul Bienali direktörü Bige Örer ve küratör Nicolas Bourriaud konuşma yaptı.

Koç: “İnsanlığın dünyaya verdiği büyük zararın, geleceğimizi nasıl tehdit ettiğini anlatmak için herhalde sanattan daha etkili bir araç olamazdı”

Bienalin tüm ziyaretçiler için ücretsiz bir sergi haline getirilmesine ve Türkiye’de sanatın gelişimine destek olmanın, kendilerini ziyadesiyle gururlandırdığını ifade eden Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, toplum olarak daha iyi bir gelecek arzu ediyorsak, yaratıcılığa ve cesur adımlara, şimdi her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu söyledi. “İnsanlığın kendi eliyle, tek yaşam kaynağı olan dünyaya verdiği büyük zararın geleceğimizi nasıl tehdit ettiğini anlatmak için herhalde sanattan daha etkili bir araç olamazdı,” diyen Koç, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Hepimizin ortak arzusu olan temiz dünya kendiliğinden var olamayacağına göre, her bireyin buna göre kendi sorumluluk alanını belirlemesi gerekir. Ancak bu gönüllülük duygusunu yaratabilmek için, her şeyden önce durumun vahametine yönelik farkındalığı artırmalıyız. İstanbul Bienali’nin tüm paydaşlar nezdinde bu amaca da hizmet etmesi en büyük temennimdir.”

Bourriaud: “İsterim ki bu sergiyi gezmeye gelenler, her sanatçıyı uzaklardaki bir toplumdan haber getiren biri gibi görsün”

“Yedinci Kıta, yağmur ormanlarının yandığı ve plastik moleküllerinin okyanusları doldurduğu, içine girdiğimiz yeni dünyanın adı,” diyen 16. İstanbul Bienali Küratörü Nicolas Bourriaud da basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Davet ettiğim sanatçılar, insan ve insan olmayanların, makinelerin, atıkların, hayvan hayatının ve ağaçların alttan alta yeni formlar ürettiği bu araziyi keşfediyor. Bir nevi antropolog gibi çalışıyorlar. Fikirlerin ve insanların yüzyıllar boyunca başkalaşıma uğradığı, çevrenin önemli bir mesele haline geldiği İstanbul, bu kapitalosen operası için kusursuz bir sahneydi,” ifadelerini kullandı.

Küratör Nicolas Bourriaud Yedinci Kıta temasını ve izleyicileri sergide nelerin beklediğini anlatırken şu ifadelere yer veriyor:

“16. İstanbul Bienali’ne hâkim olan ve ona adını veren Yedinci Kıta imgesi, Antroposen çağının küresel ısınmayla birlikte en gözle görünür sonuçlarından biri olan, Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki devasa atık yığınına referans veriyor. Popüler bilimde “Yedinci Kıta” olarak anılan bu kütle, 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde, 7 milyon ton ağırlığındaki bir plastik yığınından meydana geliyor. Bu imge hepimiz için artık fazlasıyla tanıdık: Sanayi atıklarından görünmez olan okyanusların, plastik torbaların ve kulak temizleme çubuklarının arasında yüzen balıkların ve diğer deniz canlılarının imgesi. Ama 16. İstanbul Bienali, bu kıta düşüncesini ciddiye almak ve bu kaypak alanı insanların ve insan haricindeki varlıkların mecburen bir arada var olduğu, henüz keşfedilmemiş bir arazi olarak değerlendirmek niyetinde. Yedinci kıtayı kavrayabilmemiz için bizlere sanatçıların antenleri, onların tercümanlığı, onların antropolog damarı lazım. İsterim ki bu sergiyi gezmeye gelenler, her ne kadar sunulan şeyler aşina gelse de, her sanatçıyı uzaklardaki bir toplumdan haber getiren biri gibi görsün.”

Bu yıl “Yedinci Kıta” sloganıyla gerçekleşecek olan İstanbul Bienali, 14 Eylül-10 Kasım tarihleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

Kaynak

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here