Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
162

Fransız yazar Antoine de Saint-Exupery tarafından 1943 yılında yazılan “Küçük Prens”, orijinal adı ile tüm dünyada “Le Petit Prince” olarak biliniyor. Bu kitap, 140 milyonun üzerinde satış rakamına ulaşarak her yaştan insanın kalbine dokunmayı başardı. Masal gibi görünüyor fakat büyüklere anlatacak çok fazla şeyi var. Peki siz hayatı bir çocuğun gözünden izleyip farklı bir pencereden yorumlamaya ne dersiniz? Gelin hep birlikte detayları inceleyelim.

 

1) Antoine de Saint-Exupery hem yazar hem de pilottur.

Tıpkı kitabında anlattığı gibi gerçekten de uçağı arızalanmış ve Sahra Çölü’nün ortasına düşmüştür (1935).

 

2) Kitap ilk olarak 6 Nisan 1943’te Fransızca ve İngilizce çevirisiyle yayımlanmıştır.

Günümüzde yaklaşık 250 dilde çevirisi var. Eseri Türkçe’ye çevirenler arasında; Ahmet Muhip Dıranas, Selim İleri, Tomris Uyar ve Cemal Süreya gibi ustalar da bulunuyor. Kutsal kitaplar ve Das Kapital’den sonra en çok dile çevrilen ve en çok satan kitaptır.

 

3) Kitaptaki tüm çizimler yazara aittir.

Sulu boya çizimlerdir bunlar.

 

4) Fransa Euro para birimine geçmeden önce, 50 Franklar’ın üzerinde Küçük Prens ve Antoine de Saint-Exupery’nin resimleri bulunuyordu.

 

5) Güney Kore’nin “Gyeonggi- do” adlı kentinde Küçük Prens temalı bir köy vardır.

 

6) Yazar “Küçük Prens”i, yakın dostu Leon Werth’in çocukluğuna ithaf etmiştir.

Leon Werth

“Bu kitabı koskoca bir adama adadığım için çocuklardan özür diliyorum. Ama bunun için önemli bir gerekçem var: Bu adam benim dünyada tanıdığım en iyi dost. Bir gerekçem daha var: Bu adam her şeyden anlıyor, çocuklara yazılmış kitaplardan bile! Üçüncü gerekçem de şu: Bu adam şu an aç ve soğuktan titreyerek Fransa’da yaşıyor. Avutulmaya fazlasıyla ihtiyacı var. Yine de bütün bu anlattıklarımı yeterli görmediyseniz, ben de bu kitabı onun bir zamanki çocukluğuna adarım. İçlerinden pek azı hatırlıyor olsa da bütün koca adamlar bir zamanlar çocuktu. O halde ithafımı şöyle düzeltiyorum: LEON WERTH’İN BİR ZAMANKİ ÇOCUKLUĞUNA…”

 

7) Antoine de Saint-Exupery bu kitabıyla, moderniteye ve II.Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı bozuk toplum yapısına meydan okur.  

Antoine de Saint-Exupery

 

8) Küçük Prens’in çok sevdiği gül, yazarın eşi Consuleo’yu temsil eder.

Consuelo de Saint-Exupery

Consuelo, kitapta yer alan kaprisli gül gibi sürekli korunmaya ve şımartılmaya ihtiyaç duyar.

“Böyle oyalanıp durma, sinirlerimi bozuyorsun. Madem gitmeye karar verdin, çek git o zaman!” Çünkü ağladığının görülmesini istemiyordu. Öyle gururlu bir çiçekti ki…

 

9) Küçük Prens bir çocuk olarak büyüklerin değer yargılarını eleştirir.

Büyükler rakamlara bayılırlar. Onlara yeni bir arkadaşınızdan söz ettiğiniz zaman size esas sormaları gereken soruları sormazlar. Mesela asla şunları merak etmezler: “Arkadaşının sesi nasıl? Hangi oyunları seviyor? Kelebek koleksiyonu var mı?” Onun yerine, “Arkadaşın kaç yaşında?” diye sorarlar. “Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası ne kadar para kazanıyor?”

Onu yalnızca bunlarla tanıyabileceklerini sanırlar. Eğer büyüklere, “Kırmızı tuğlalı güzel bir ev gördüm, pencerelerinde sardunyalar ve çatısında kumrular vardı…” derseniz, bu evi bir türlü hayallerinde canlandıramazlar. Onlara şöyle demeniz gerekir: “Yüz bin franklık bir ev gördüm.” O zaman şöyle haykırırlar: ”Ah, ne kadar da güzel.”

 

10) Dostluk üzerine ders niteliğinde sözler söyler.
“İnsanların hiçbir şeyi tanımaya zamanları yok. Her şeyi, dükkanlardan hazır olarak satın alıyorlar. Ve dostların satıldığı dükkanlar da olmadığından, insanların hiç dostları yok.”

 

11) Kendini yargılamanın ne kadar zor olduğundan bahseder.

“O zaman sen de kendi kendini yargılayacaksın.” dedi kral. “Bu çok zor bir iştir. Kişinin kendisini yargılaması, başkasını yargılamasından çok daha zordur. Eğer kendini doğru bir biçimde yargılamayı başarırsan, gerçek bir bilgesin demektir.”

 

12) Gerçek sevginin nasıl bir şey olduğunu anlatır.

“Siz benim gülüme hiç mi hiç benzemiyorsunuz, gözümde hiçbir kıymetiniz yok.” dedi güllere.

“Güzelsiniz ama benim için hiçbir şey ifade etmiyorsunuz” diye devam etti konuşmaya. “Sizin için kimse kendini feda etmez. Kuşkusuz benim gülüm bana güzel; yoldan geçen birisi onun size benzediğini düşünebilir. Ama o tek başına hepinizden daha önemli; çünkü onu ben suladım, çünkü onu fanusun altına ben koydum, çünkü onu paravanla rüzgardan ben korudum, çünkü onun için tırtılları ben öldürdüm, çünkü onun yakınmalarını, böbürlenmelerini ve hatta kimi zaman suskunluklarını dinleyen benim, çünkü o benim gülüm.”

Kaynak: 12

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
162

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here